Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1703 E. 2025/4965 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1703
Karar No
2025/4965
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/201 E., 2025/235 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/240 E., 2024/501 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalının dava dışı borçlusu aleyhine başlattığı icra takibi dolayısıyla müvekkiline 22.06.2023 tarihinde 89/1 haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, söz konusu tebligatın müvekkiline ulaşamadığından iade edildiğini, bunun üzerine davalı alacaklının talebi ile 26.07.2023 tarihinde müvekkiline İİK'nun 89/1 haciz ihbarnamesinin Tebligat Kanunu m.21/2'ye göre tebliğe çıkarıldığını, söz konusu tebligatın 01.08.2023 tarihininde adres araştırması yapılmadan, en yakın komşuya haber verilmeden, haber alma kağıdı müvekkilinin kapısına yapıştırılmadan, usulsüz olarak muhtara yapıldığını, müvekkilinin 18.10.2023 tarihinde tebligattan haberinin olduğunu, akabinde gönderilen 89/2 ve 89/3 haciz ihbarlarının da usulsüz olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya ve icra dosyası borçlusu dava dışı ..'e karşı borcunun bulunmadığını belirterek, davaya konu 2021/885 Esas sayılı dosyasında dava dışı borçlu ..'e borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın 15 günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacı borçluya sırasıyla 89/1, 89/2 ve 89/3 ihbarnameleri gönderildiğini, davacı borçlunun tebliğ almasına rağmen bu süreler içinde herhangi bir itirazda veya dava açma girişiminde bulunulmadığını, davacı borçlunun borçlu olmadığını ispat etmek ile yükümlü olduğunu savunarak, davanın esastan reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davanın açıldığı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.05.2024 tarihli kararıyla, 2004 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 3. fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan 3. kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının yahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle, görevsizlik kararı vererek, talep üzerine dosyayayı görevli Asliye Hukuk Mahkemesine göndermiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının icra dosyası borçlusu dava dışı ..'in teyzesi olduğu, takip borçlusunun davacı nezdinde herhangi bir alacağı veya mal varlığı bulunduğunun ispatlanamadığı, davalı tarafça bu yönde herhangi bir savunma ya da delil sunulmadığı, davalı alacaklının 89/1.haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinde borçlunun 3. kişiden istenebilir kesin nitelikte bir alacağının bulunup bulunmadığı, takip alacaklısı olan davalının soyut alacak iddiasında bulunduğu, iddiasını herhangi bir belgeye veya ticari ilişkiye dayandırmadığı, dinlenen davacı tanıklarının da davacının iddiasını doğruladığı, taraflar arasında kira akdi, hizmet akdi, ortak hissedarlık gibi, hukuki ve fiili ilişki bulunmadan veya bu yönde bir delil gösterilmeden 3. kişilere haciz ihbarnamesi çıkartılamayacağı, kişilerin cahilliğinden ve ihmalinden faydalanarak takip hukukunun verdiği yetkilerin kullanılamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüyle, davacının davaya konu takip dosyasında davalıya borcunun olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı alacaklının davacı 3. kişi ile dava dışı borçlu arasındaki borç doğuran hukuki ilişkiyi ileri sürmesi gerektiği, herhangi bir hukuki ilişki ileri sürülmeden anılan taraflar arasındaki borç ilişkisinin neye dayalı olduğu açıklanmadan davacıdan borçlu olmadığını ispat etmesinin beklenemeyeceği, somut olayda takip alacaklısı olan davalının soyut alacak iddiasında bulunduğu ve bu iddiasını herhangi bir belge veya ticari ilişkiye dayandırmadığı, Mahkeme kararında bir isabetsizlik olmadığı, eldeki davada, davalı alacaklı ilk duruşmada davayı kısmen veya tamamen kabul ettiğine dair bir beyanda bulunmadığından Mahkemece davacı yararına yargılama giderleri ile nispi vekâlet ücreti takdir edilmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, yine 89/3 haciz ihbarnamesinde herhangi bir miktar yazılı olmadığı, 89/2 haciz ihbarnamesinde miktarın yazılı olduğu ve Mahkemece düşük miktar üzerinden vekalet ücreti takdir ettiği, gelenin sıfatına göre bu hususta aleyhe bozma yapılamayacağı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davanın açılmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin kanunun kendisine verdiği hakkı kullandığını, İİK 89. maddesinin uygulanması için alacaklıdan alacağın varlığının ispatının beklenemeyeceğini, davacının ihbarnamelere süresi içinde itiraz etmemesi nedeniyle kusurlu olup bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 89/3 maddesi gereğince 3.şahıs tarafından açılan menfi tespiti istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle davalı alacaklının davacı üçüncü kişi ile dava dışı borçlu arasındaki borç doğuran hukuki ilişkiyi ileri sürmesi gerektiği, takip alacaklısı olan davalının soyut alacak iddiasında bulunduğu ve bu iddiasını herhangi bir belge veya ticari ilişkiye dayandırmadığı, yargılama giderlerinden sorumlu olmak istemeyen davalının, 2004 sayılı Kanun'un 89. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aleyhine açılan davada, ön inceleme duruşmasına kadar (ön inceleme duruşmasından önce) davayı tamamen ya da haklı olup olmadığını bildiği kısım yönünden kabul etmesi gerektiği, bu yönde bir kabulü olmadığı sürece davalının, davanın kabulü hâlinde yargılama giderlerinin tamamından, kısmen kabulü hâlinde ise haklılık durumuna göre belirlenen kısmından sorumlu olacağı, eldeki davada da, yapılan yargılama sonucunda davacının menfi tespit isteminin kabul edildiği, ancak davalı tarafın ilk duruşmada davayı kısmen veya tamamen kabul ettiğine dair bir beyanda bulunmadığı, dolayısıyla vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu olmasında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1703, K. 2025/4965, T. 20.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1703-e-2025-4965-k-b27e3781506e