Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1653 E. 2025/4848 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1653
Karar No
2025/4848
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/545 E., 2024/767 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında gayrimenkul değerlendirme sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 8.maddesine göre, eksperin kusuru, ihmali veya sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle bankayı zarara uğratması durumunda sözleşme sona ermiş olsa dahi bankanın uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, dava dışı şirkete kullandırılacak kredinin teminatı olarak alınacak gayrimekullerin 13 adedinin değerlendirmesinin davalı tarafça yapıldığını, davalının 07.06.2009 tarihli 13 adet taşınmazın değerleme raporlarına güvenerek dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, ancak taşınmazlarla ilgili raporlardaki değerlerin gerçek değerlerinin üstünde bir kıymet olması nedeniyle gerçek değerlerinin üzerinde ipotek tesis edildiğini, dava dışı şirketin kredi borcunu ödeyememesi üzerine Gaziantep 1.İcra Müdürlüğünün 2007/11652 sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapıldığını, davalının raporunda 13 adet taşınmazın toplam değerinin 847.000,00 TL olarak belirlendiği halde Ankara 22. İcra Müdürlüğünce satışa esas olmak üzere alınan bilirkişi raporunda ise bu miktarın 377.647,00 TL olarak tespit edildiğini, her iki rapor arasında %124 oranında 469.353,00 TL fahiş bir fark olduğunu, .. Gayri Menkul Değerleme Ve Danışmanlık A.Ş'den alınan raporda ise 13 adet taşınmazın güncel toplam kıymetinin 299.000,00 TL olarak saptandığını, bu miktar ile davalının tespit ettiği miktar arasında ise %183 nispetinde 548.000,00 TL değer farkının mevcut bulunduğunu, Gaziantep 1. İcra Müdürlüğünün 2007/11652 sayılı dosyası ile satışa çıkarılan gayrimenkullerin alıcı çıkmaması nedeniyle davacının bunlardan 10 tanesini alacağına mahsuben 114.800,00 TL bedelle aldığını, 3 taşınmaz için alıcı çıkmadığından satışlarının düştüğünü, davalının gerekli dikkat ve özeni göstermemek suretiyle tanzim ettiği ekspertiz raporları nedeniyle alacağının teminatsız kaldığını bu suretle de maddi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin 19.10.2005 tarihli 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 15, 34, 36... .maddelerine dayanılarak hazırlanan bankalara değerleme hizmeti verecek kuruluşların yetkilendirilmesi ve faaliyetleri hakkında yönetmeliğin 6.maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlardan olmadığı için davacının ekspertiz raporlarının kanunen geçersiz olduğunu bildiği halde kredi kullandırmaması gerektiğini davacının, tahsil edemediği kredilerden doğan zarardan kendisinin sorumlu olmadığını, değerlendirmelerin 2007 yılının Haziran ayı başlarındaki verilere göre belirlendiğini, Tükiye'yi de etkileyen global krize bağlı olarak gayrimenkul kıymetlerinin sonradan düşmüş olduğunu, raporunun gerçeği yansıttığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.11.2013 tarihli kararıyla; 03.10.2013 tarihli bilirkişi raporu nazara alınarak, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 14.505,05 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 13.03.2019 tarihli ilamı ile onama kararı verilmesi üzerine, davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuş olup, Dairece verilen 21.04.2021 tarihli ilamla; bilirkişi tarafından, değerlendirme tarihinden sonra ortaya çıkan ekonomik krizin taşınmazın değerini %125 oranında etkileyeceği gözetilerek davalının %13.44 oranında fahiş değerlendirme yaptığı kabul edilerek davacının zararı hesaplanmış anılan zarar miktarından %75 kusur indirimi yapılarak davalının sorumlu olduğu miktar belirlenmiş ise de somut olayda, davalı tarafından yapılan değerlendirme raporunun gerçeği yansıtıp yansıtmadığının ve davalının değerlendirmede kusurunun olup olmadığının belirlenmesinde, öncelikle davalı tarafından değerlendirmenin yapıldığı tarihteki taşınmazların gerçek değerlerinin tespit edilmesi ve buna göre davalının değerlendirme raporu ile ile fark olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, kabule göre de; davacı bankanın benimsenin kusur oranının somut olay açısından yüksek olduğu kabul edilerek Mahkemece, konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu alacağın karar düzeltme aşamasında dava dışı .. Varlık Yönetim A.Ş.tarafından temlik alındığını, davacı Bankaca kredi müşterisi ve kefiller ile diğer kredi teminatları hakkında tüm takip yolları tüketilmeden davalı hakkında zarar tahsili için davanın açıldığı, alacağı temlik alan varlık yönetimi şirketi tarafından kefiller hakkında yapılan takip sonucu ve ipotekli taşınmazların satışı sureti ile temlik alınan alacağın tahsil edildiği bu hali ile ipotekli kısmı aşan miktar yönünden kefillere başvurmaksızın tüm icrai yollar tüketilmeden bu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; bozma kararına aykırı değerlendirme yapıldığını, bozma ilamı ile taşınmazların o günkü değerinin tespiti ile davalının sorumluğunun belirlenmesi gerektiği tespit edilmesine rağmen hatalı bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verildiğini, takip sürecindeki 10 adet taşınmazın alacağa mahsuben satıldığını, taşınmaz bedellerinin firmanın borcundan düşüldüğünü ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, değerlendirme raporuna dayanarak kredi kullandıran bankanın alacağının teminatsız kalması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Usuli kazanılmış hak kavramı anlamı itibariyle bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlem, ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesap hak müessesesi HMK’da düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihatı Birleştirme kararı) Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (HGK’nın 12.07.2006 T. 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.). Mahkemece verilen kararın Yargıtay bozma ilamı kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesap hak teşkil eder. Mahkemenin, 19.11.2013 tarihli ve 2009/250 E., 2013/731 K. sayılı kararının taraf vekillerince temyiz edilmiş olup, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 13.03.2019 tarihli ilamı ile onama kararı verilmesi üzerine, davacı vekilinin talebi üzerine yapılan karar düzeltme incelemesinde Dairemizin 21.04.2025 tarihli 2020/8034 E., 2021/4492 K. sayılı ilamıyla; avalı tarafından değerlendirmenin yapıldığı tarihteki taşınmazların gerçek değerlerinin tespit edilmesi ve buna göre davalının değerlendirme raporu ile fark olup olmadığının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle davacı yararına bozulduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, Mahkemece verilen son karar ile; '"...icrai yollar tüketilmeden davanın açıldığı gerekçesiyle mevsimsiz açılan davanın reddine...'' şeklinde karar verilmiş olup, bozma ilamı dışında bırakılarak kesinleşen hususlar hakkında yeniden inceleme ve değerlendirme yapılarak davacı lehine olan usuli müktesep hak ihlal edilmiştir. Bu nedenle Mahkemece, tüm davalılar yönünden yeniden hüküm tesis edilmesi ve bozma kararına uyulmasına rağmen bozmaya aykırı olarak davacı lehine oluşan usuli müktesep hak ihlal edilerek davanın reddine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1653, K. 2025/4848, T. 15.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1653-e-2025-4848-k-265ec8614cb2