Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/16 E. 2025/3387 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/16
Karar No
2025/3387
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1343 E., 2024/3777 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/1860 E., 2023/3412 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacı şirketin 2010 yılından tahliye tarihine kadar yaklaşık 12 yıl süreyle davalının kiracısı olarak turizm acentesi işlettiğini, davalının emlakçılık yapacağı ve ihtiyacı olduğu gerekçesiyle açtığı "ihtiyaç sebebiyle tahliye" davasının kabulüne dair kararın kesinleşmesi üzerine başlatılan icra takibi kapsamında 20.10.2021 tarihinde kiralananın tahliye edildiğini, ancak taşınmazın üçüncü kişiye kiraya verildiğini öğrendiklerini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 355. maddesi gereği davalının tahliyesi sebebiyle taşınma masrafları ile yeni taşındıkları iş yerine yapılan tadilat giderlerinin ve tadilat işlemleri neticelenene kadar geçen 3 aylık süre zarfında gerçekleşen iş ve müşteri kaybına dair maddi zararın tahsili gerektiğini ileri sürerek; şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminatın, taşınmazın üçüncü kişiye kira verildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini bir yıllık kira bedeli 33.840,00 TL, yeni kiralanan işyeri için tadilat gideri olan 370.000,00 TL ve kâr kaybı olan 120.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafından metruk olan taşınmazın kiralanmasında davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, buna ilişkin yapılan masraflardan da sorumlu tutulamayacağını, yasal faiz üzerinden karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının 20.10.2021 tarihinde ilgili taşınmazdan davacıyı tahliye ettikten sonra 12.04.2022 tarihinde üçüncü bir şahsa kiraya verdiği, son kira yılında taraflar arasındaki kira sözleşmesi kapsamında aylık kira bedelinin 2.820,00 TL olduğu, yıllık kira bedeli olan 33.840,00 TL yönünden davacının haklı bulunduğu, davalının davacıyı zarara uğratmak bakımından kasıtlı hareket ettiği veya buna dair eylem ve tasarrufta bulunduğuna dair delil olmadığı, tahliyeden sonra davacının satışlarında ciddi oranda artış olduğu, bu nedenle davacının kâr kaybı yönünden talebinin reddi gerektiği, yeni taşındıkları taşınmaza yaptırılan tadilat giderlerinden davalının sorumlu tutulamayacağı, tadilat gideri yönünden talebinin de reddi gerektiğinden bahisle; davanın kısmen kabulü ile 33.840,00 TL tazminatın 12.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; TBK m. 355. uyarınca yeniden kiraya verme yasağı kapsamında kiraya verenin eski kiracısına bir tazminat ödemekle yükümlü kılındığı, iş yeri kiralarında tazminatın miktarı tahliye tarihinden itibaren ne kadar sürede aynı nitelikte iş yeri açılabileceğinin objektif olarak belirlenmesine göre hesaplanacağı, her halükarda belirlenecek tazminat eski yerde son ay ödenen kira miktarının bir yıllık karşılığının altında olamayacağı, davacının talep edebileceği tazminatın tahliye ile yeni iş yerinin kiralandığı 10.11.2021 tarihleri arasındaki zarar miktarında olacağı, davacının bir ay içerisinde yeni iş yerine geçtiği ve eski iş yerinde ödediği son yıl kira bedelinin elde ettiği aylık ortalama kârdan yüksek olduğu, Mahkemece hükmedilen tazminat tutarının yerinde olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca maddi tazminat istemli davalarda talebin kısmen kabulüne hükmedilmesi halinde vekalet ücreti davacı tarafa verileni geçemeyeceğinden, davalı lehine davacı taraf lehine hükmedilen kadar vekalet ücretine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; tahliye olmasaydı yapmak zorunda kalmayacağı taşınma ve tadilat giderleri ile tahliye sebebiyle uğradığı kâr kaybının davalı tarafça tazmin edilmesi gerektiğini, tazminat için kanunda alt sınır öngörüldüğünü, ancak üst sınır getirilmediğini, keşif yapılarak herhangi bir tadilat yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerektiğini, tadilat konusunda kusur yüklenemeyeceğini, taşınma işlemi sonucu gerçekleşeceği muhakkak olan giderler araştırılarak hüküm altına alınması gerektiğini, enflasyon sebebiyle mal ve hizmet tutarlarının yükselmesi sonucu net satış bedelinin artmasının gerçek kazancın artması olarak yorumlanamayacağını, Mahkemece hüküm altına alınan alacağa yasal faiz yerine ticari faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Gerekçe Ve Değerlendirme Uyuşmazlık, TBK m.355 uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 1.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, TBK m.355 uyarınca Mahkemece kanun hükmüne uygun şekilde bir yıllık kira bedelinden az olmayacak şekilde tazminata hükmedildiğinin anlaşılmasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 3. maddesi uyarınca “Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir”. Aynı Kanun’un ticari iş karinesini düzenleyen 19. maddesi uyarınca bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır ve taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır. Bu bağlamda, ticari temerrüt faizinin uygulanabilmesi için; uyuşmazlığın, taraflardan birisi yönünden ticari iş olması ve bu ticari işin tacir olmayan kişi ile arasındaki sözleşme ilişkiden kaynaklanması şarttır. Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; tüzel kişi tacir olan davacının ticari faiz talebinde bulunduğu, taraflar arasındaki kira sözleşmesi uyarınca TTK m.19/2 hükmü uyarınca ticari iş kapsamında olan uyuşmazlıkta hüküm altına alınan alacağın ticari faizi ile tahsiline hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm (1) numaralı bendinde yer alan "yasal faiz" ibaresi çıkartılarak yerine "ticari (avans) faizi" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/16, K. 2025/3387, T. 18.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-16-e-2025-3387-k-6467eb195ab9