Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/12 E. 2025/3451 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12
Karar No
2025/3451
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2679 E., 2024/2906 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/84 E., 2024/531 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının ... Restaurant'ın sahibi olduğunu, davalı idare nezdinde ... sayaç numarasında kayıtlı ... hizmet, ... hesap numaralı (kurumun sayaç değiştirme işlemi sebebiyle ... olarak hesap numarası değişen) işyeri elektrik aboneliğinin bulunduğunu, davalı ... tarafından müvekkili hakkında kaçak elektrik kullanım bedeline ilişkin olarak 31.07.2023 tarih ... fatura nolu 255.420,06 TL bedelli ve yine aynı tarihli ... 449.482,63 TL tutarlı faturaların usule aykırı düzenlendiğini ileri sürerek, davacı müvekkilin davalıya karşı bu faturalardan kaynaklı borcu olmadığının tespit edilmesi ile bu faturaların iptaline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu kaçak elektrik tüketimi bedeli ile ilgili olarak hakkında davacı aleyhine ... . İcra Müdürlüğünün 2023/36427 E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davacı ödeme emrine itiraz ettiğini, akabinde 26.10.2023 tarihinde İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/693 E. sayılı dosyası ile davacı aleyhine itirazın iptali davası açıldığını, davacının menfi tespit davasında hukuki yararı bulunmadığını, davacının dava konusu mahalde harici hat vasıtasıyla sayaçtan elektrik geçirilmeksizin tüketilen enerji miktarının ölçülmesini engelleyecek şekilde dağıtım sisteminden direkt olarak elektrik kullandığı tespit edildiğini, tutanağın aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının aynı icra takibi nedeniyle açılan itirazın iptali davasından sonra menfi tespit davasını açtığı, borca itiraz ve def’ilerini itirazın iptali davasında da ileri sürebileceği, bu davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'ın dava konusu faturalarla ilgili olarak davacı borçlu aleyhine ... . İcra Müdürlüğünün 2023/36427 E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız takibe giriştiği, borçlunun itirazı nedeniyle takip durduğundan takip alacaklısı durumundaki ... tarafından davalı borçlu aleyhine, 26.10.2023 tarihinde İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2023/693 Esas sayılı itirazın iptali davası açıldığı, davacı borçlu kendisi aleyhine itirazın iptali davası açılmasından sonra, itirazın iptali davasına konu faturalardan kaynaklanan kaçak tüketim bedeli ve ek tahakkuk nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istediğinden, gerek menfi tespit talebi yönünden hukuki yararının bulunmadığının hukuki yarar yokluğu nedeniyle verilen (usulden) ret kararı yerinde olduğu,vekalet ücretine yönelik istinaf başurusunun değerlendirilmesinde ise AAÜT'nin 7. maddesine göre; "davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddi" halinde davalı aleyhine, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücretinin bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemeyeceği, Mahkemece davalı lehine bu miktardan fazla olacak şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın Hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; iddialarının tekrarına yer vererek davacının elektrik sayacına müdahalede bulunmadığını müvekkilin kesilen faturalar haricinde bir fazla elektrik kullanımı da olmadığını, Kaçak kullanıma dair ispat yükünün davalı tarafta olduğunu,davalı tarafından tutulan tutanakta hiç bir delil veya dayanak gösterilmediğini, hangi verilere göre, ne zamandan beri ve nasıl hesaplandığı belirsiz olan söz konusu faturanın görevli elemanlarca keyfi şekilde oluşturduğu ve elektriği kestiği sabit ve açık olduğunu usul ve yasaya aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesinin ilamında verilen hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden ret kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 31.07.2023 tarihli ve ... fatura nolu 255.420,06 TL tutarlı kaçak kullanım bedeli ile yine aynı tarihli ... fatura numaralı 449.482,63 TL tutarlı kaçak kullanım bedelinde borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İcra takip dosyasında borçlu gösterilen davacının borçlu olmadığının tespitini talep etmekte hukuki yarar vardır. İtirazın iptali davasının takipsiz bırakılması halinde davasını devam ettirmesinde ya da borçlu olmadığı halde yargılama giderine (vekalet ücretine) mahkum edilmesini önlemek için menfi tespit davasını sürdürmesinde hukuki yarar vardır.

1. Davaların birleştirilmesi ve ayrılmasına ilişkin hükümler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, amacı usul ekonomisine hizmet etmek ve aynı konuda çelişkili kararlar verilmesini önlemektir. Anılan Yasa'nın 166/2 maddesinde; " Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır." hükmü düzenlenmiş, birleştirmenin koşulu olan “bağlantı”da, aynı Yasanın 166/4 maddesinde, "Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması" olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, davalı tarafından, davacı tarafın ... .İcra Müdürlüğünün 2023/36427 takip sayılı dosya ile davacı aleyhine başlatılan takibe davacının itirazı üzerine İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/693 E., sayılı dosya ile itirazın iptali davası açıldığı ve derdest olduğu anlaşılmaktadır. O halde eldeki menfi tespit davası ile davalı tarafça açılan itirazın iptali davasının tarafları ve konusu aynı olduğundan bu dosya hakkında verilecek hükmün eldeki davayı etkileyebilecek nitelikte bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla eldeki davanın az yukarıda anılan dava dosyasında birleştirilerek yargılamanın sürdürülmesi gereklidir. Mahkemece, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup,bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 2. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İİK 72 uyarınca açılacak menfi tespit davaları, doğrudan icrai etki sağlamayacağı için itirazın iptali davalarına göre daha dar konulu davalardır. Oysa İİK 67 uyarınca açılacak itirazın iptali davasında, tarafların hak ve borçları iddia ve savunma sonucunda net bir sonuç ortaya çıkacak olup, menfi tespit davası ile elde edilecek sonucu da kapsayacaktır. Bu anlatımdan yola çıkılarak, borçlu tarafından açılmış menfi tespit davası bulunsa bile alacaklının takibi devam ettirmesine imkan tanıması nedeniyle, alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunurken, açılmış bulunun itirazın iptali davası var iken, aynı borçla ilgili olarak borçlunun ayrıca gidip menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira menfi tespit davasında görüşülecek her husus, itirazın iptali davasında dile getirilebilecektir. HMK 114/1-h maddesinde de ifade edildiği üzere, davada hukuki yarar bir “dava şartıdır”. Nitekim, “itirazın iptali ve menfi tespit davalarına” bakmakla yetkili Yargıtay 11. HD de istikrarlı olarak tüm kararlarında, “itirazın iptali davasından sonra açılan menfi tespit davalarında hukuki yarar bulunmadığı” içtihadında bulunmaktadır (misal; Y. 11 HD’nin 03.06.2025 tarih ve 2024/6165 E. – 2025/3984 K.) Somut olayda da bu davaya konu menfi tespit davası itirazın iptali davasından sonra açılmış olmakla Mahkemece hukuki yarardan yoksun olduğundan hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini isabetli bulduğumdan, yazılı gerekçeyle bu kararı bozan Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/12, K. 2025/3451, T. 23.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-12-e-2025-3451-k-e7fc922d2901