Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/599 E. 2025/1390 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/599
Karar No
2025/1390
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1001 E., 2023/1908 K. DAVA TARİHLERİ : 04.09.2018 - 17.10.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/545 E., 2021/149 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl davada; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi bulunduğunu, müvekkiline ait sağlık merkezinin bu sözleşme kapsamında davalı Kurum sigortalılarına sağlık hizmeti sunduğunu, davalı Kurumca 14.08.2018 tarihli yazı ile sağlık merkezinde görev yapan hekimlerden birinin yurt dışında olduğu tarihlerde adıyla muayene/tedavi işlemelerinin fatura edilerek toplam 232 işlem karşılığı Kurumun 43.762,60 TL zarara uğratıldığı, yine müvekkilinin Ankara civarı illerden araçlar kiralayarak ücretsiz taşıdığı çok sayıda sigortalı veya yakınlarının tedavi, muayene ve katarakt ameliyatıyla ilgili olarak, Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) hüküm altına alınan doktor başına muayene ve ameliyat kotasına takılmamak için adına çalışma belgesi düzenlenen fakat fiilen katarakt ameliyatlarını yapmadığı belirtilen doktor C.A.E. üzerinden gerçeğe aykırı belgeler düzenlemek kaydıyla, gerçekte başka doktorlarca yapılan ameliyatların Kuruma fatura edildiği, neticeten 283 adete ameliyata karşılık 167.765,42 TL haksız kazanç sağlandığı gerekçesiyle, müvekkilinin hak edişlerinden faiziyle birlikte toplam 263.721,90 TL kesinti yapılacağının bildirildiğini, ancak işlemin sözleşmeye ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek; Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, kesinti yapılması halinde kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen davada; davalı Kurumca 04.10.2018 tarihli yazı ile müvekkili hakkında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinin (12.14) maddesi gereği faturanın ya da faturaya dayanak oluşturan belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği gerekçesiyle, yersiz ödeme bedelinin 10 katı tutarında olan 2.129,014,50 TL; sözleşmenin (9.3.) maddesinde düzenlenen sağlık merkezinde görev yapan hekimlerin geçici veya sürekli ayrılmaları halinde, bu kişilerin ayrılış tarihleri itibariyle Medula sisteminde pasif hale getirileceği, aksi taktirde bu hekimlerce sunulan hizmet bedellerinin ödenmeyeceğine ilişkin hükmüne aykırı davrandığı gerekçesiyle, sözleşmenin (12.1.) maddesi uyarınca 6.000,00 TL; yine sözleşmenin (8.5.3.) maddesine aykırı olarak hastaneye yönlendirme yapıldığı gerekçesiyle (12.18) ve (13.4.) maddeleri uyarınca 89.125,67 TL olmak üzere toplam 2.224.140,17 TL ceza şart uygulanacağının bildirildiğini, ancak işlemin sözleşmeye ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek, Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini, kesinti yapılması halinde kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurumca davacı hakkında uygulanan kesinti işlemlerinin mevzuata ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, asıl davanın kabulü ile davalı Kurumun 14.08.2018 tarihli yazısı ile davacı hakkında uygulanan 263.721,90 TL kesinti işleminin haksız olduğunun ve davacının bu miktar yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu işleme dayalı olarak davacının hak edişlerinden kesilen 263.721,90 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; birleşen davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 04.10.2018 tarihli yazısı ile davacı hakkında uygulanan 2.224.140,17 TL cezai işlemin 2.085.746,90 TL'lik kısmının haksız olduğunun tespiti ile davacının bu miktar yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu işleme dayalı olarak davacıdan tahsil edilen 1.228.655,09 TL'den haksız yere kesilen 1.090.261,82 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; talep edilen alacağın zamanaşımına uğrayan kısmının reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya ait sağlık kuruluşunda görev yapan doktorlar yurt ve şehir dışında iken adlarına işlem yapıldığını, başka doktorlar üzerinden işlem yapılırken kayıtta başka doktor adının yazıldığını, doktor-hasta kotasını aşmak için gerçeğe aykırı işlemler yapıldığını ve fatura dayanağı belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğini, bu eylemlerin taraflar arasındaki sözleşmenin (12.14.) maddesine aykırı olduğunu, Kurum bir zarara uğramasa bile ceza tesisi gerektiğini, müfettiş raporunun değerlendirilmeye alınmadığını, davacının iddialarının yersiz olup Kuruma usulünce başvuruda bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine dayalı olarak davacının hak edişlerinden yapılan kesintiden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile kesinti işleminin iptali ve kesilen bedelin iadesi istemine ilişkindir. 1. İlk Derece Mahkemesince sosyal güvenlik ve göz hastalıkları uzmanlarından oluşan üç ayrı bilirkişi heyetinden alınan asıl ve ek raporların tamamında; davacı sağlık hizmet sunucusu tarafından yapılan tüm işlemlerin gerçek olduğu, hastaların gerçek olup verilen hizmet karşılığı Kuruma faturalandırma yapıldığı ve Kurum zararının söz konusu olmadığı belirtilerek, davalı Kurumca davacının taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinin (12.14.) maddesine aykırı hareket ederek, doktor başına muayene ve ameliyat kotasına takılmamak için adına çalışma belgesi düzenlenen fakat fiilen işlem (katarakt ameliyatı) yapmadığı belirtilen doktor C.A.E. üzerinden gerçeğe aykırı belgeler düzenlemek kaydıyla, gerçekte başka doktorlarca yapılan ameliyatların Kuruma fatura edildiğinin tespit edildiği gerekçesiyle, davacı hakkında 14.08.2018 tarihli yazıyla uygulanan asıl davaya konu 263.721,90 TL tutarındaki kesinti işlemi ile 04.10.2018 tarihli yazı ile uygulanan birleşen davaya konu 2.224.140,17 TL tutarındaki kesintiden 2.085.746,96 TL'lik kısmın haksız olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, söz konusu sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinin (12.14.) maddesine göre; davacı sağlık hizmet sunucusu hakkında cezai işlem tesis edilebilmesi için, davacının anılan madde hükmüne aykırı hareket ettiğinin saptanması yeterlidir, ayrıca davalı Kurumun zarara uğrayıp uğramaması önem arz etmemektedir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; sözleşmeye bağlılık ilkesi gözetilerek, konusunda uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden, davacı sağlık hizmeti sunucusunun taraflar arasındaki sözleşmenin (12.14.) maddesi hükmüne hareket edip etmediği, diğer bir ifadeyle davacı tarafından Kuruma sunulan faturaların ya da faturaya dayanak oluşturan belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenip düzenlenmediği hususunda ayrıntılı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde düzenlenecek bir rapor aldırılması ve daha sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı tespitler içeren bilirkişi raporlarına itibar edilerek, davalı Kurumun zararının bulunmadığı gerekçesiyle, davacı hakkında sözleşmenin anılan maddesi hükmü uyarınca uygulanan cezai işlemin iptaline karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. MUAF MA - BE - KA - YÖ

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/599, K. 2025/1390, T. 06.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-599-e-2025-1390-k-7a6f56fa5112