Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4299 E. 2025/3430 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4299
- Karar No
- 2025/3430
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/782 E., 2024/632 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava dışı borçlu ... Boya Tekstil San. ve Tic. A.Ş. nin ... Bankasından 30.12.2005 tarihinde 889.000 Euro kredi kullandığını, kredinin teminatı olarak ticari işletme rehni tesis edildiğini ve 09.06.2006 tarihinde tescil edildiğini, dava dışı borçlu şirketin borcunu ödememesi üzerine kefil olan müvekkili şirketin 1.056.476,87 Euro ödeyerek ... Bankasının haklarına 07.03.2008 tarihli yazı ile halef olduğunu, buna bağlı olarak bankanın ticari işletme rehni dahil tüm teminatlarının müvekkiline geçtiğini, banka tarafından müvekkili şirkete halefiyetinin söz konusu olduğuna dair 07.03.2008 tarihli yazı verildiğini, böylece ticari işletme rehninin alacaklısı ve lehdarının müvekkili şirket olduğunu, dava dışı şirketin davalı ... Dairesine olan vergi borcu nedeniyle 01.06.2006 tarihli ticari işletme rehnine konu menkullerinin 25.12.2007, 03.05.2006, 19.03.2008, 31.12.2006 tarihli haciz tutanakları ile haczedildiğini, istihkak iddialarının davalı tarafından haciz tutanaklarında böyle bir iddianın yer almadığından bahisle 31.03.2008 tarihinde reddedildiğini belirterek; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 66. maddesi gereğince istihkak iddiasının kabulüne, aynı Kanun'un 21/2 maddesi gereğince rehin haklarının saklı tutulmasına, rehin kapsamındaki malların davalı İdare tarafından satışı halinde Kanun'un 74/2 maddesi dikkate alınarak satış bedelinden öncelikle rehin alacağının ödenmesini, satış bedelinin rehinli alacaklarının ve takip giderlerini geçmemesi halinde satışın tehir edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı İdare vekili; davada Bakırköy Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, haczin borçlu şirket yetkililerinin adresinde ve huzurunda yapıldığını, istihkak iddiasında da bulunulmadığını, davacı tarafından açılan menfi tespit davası nedeniyle eldeki davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiğini, bu talebin kabul edilmemesi halinde iki dosyanın birleştirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini ve %10 tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.06.2013 tarihli kararıyla; istihkak konusu menkullerin tespiti amacıyla dava dışı iş yerine keşfe gidildiği ancak iş yerinin kapalı olması nedeniyle keşif yapılamadığından menkullerin tespit edilemediği, dosyadaki mevcut delillerden dava konusu malların davacıya ait olup olmadığının belirlenemediği, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince verilen 17.03.2015 tarihli ilamla; Mahkemece davacının iddiasının değerlendirilmesi amacıyla davalı İdare tarafından bildirilen dava konusu mahcuzların bulunduğu dava dışı borçlu şirketin adresine 08.02.2013 tarihinde keşfe gidildiği, ancak adres kapalı olduğu için keşfin yapılamadığı, davacı vekilinin 29.04.2013 ve 31.05.2013 tarihli dilekçeleriyle, yeni keşif günü tayin edilerek keşif gününün keşif adresinde faaliyette bulunan dava dışı şirketlere 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 291/3 maddesi gereğince bildirilmesinin istenildiği, ancak Mahkemece bu konuda işlem yapılmadan davanın reddedildiği, anılan keşfin davacıya ait adreste yapılmaması da göz önüne alınarak, davacı vekilinin dilekçeleri doğrultusunda, keşfin yapılması ve keşfe katlanma zorunluluğunun düzenlendiği aynı Kanun'un 288, 290 ve 291/3 maddelerindeki yasal düzenlemeler gereğince, haciz adresinde faaliyette bulunan dava dışı şirketlere belirlenecek keşif gün ve saati bildirilerek mahcuzların bulunduğu adreste keşif yapılması, dava konusu mahcuzların 01.06.2006 tarihli ticari işletme rehni kapsamında olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, kabule göre de 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca davalı İdare yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdirinin doğru görülmediği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 11.09.2019 tarihli kararıyla; davanın açıldığı tarihten bugüne değin dava konusu mahcuzların bulunamaması ve bulunmalarının da fiili olarak imkansız olması nedeniyle bozma kararı uyarınca dava konusu mahcuzların 01.06.2006 tarihli ticari işletme rehni kapsamında olup olmadıklarını belirlemenin mümkün olmadığı gerekçesiyle, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 17.02.2021 tarihli ilamla; hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 3.Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 08.11.2021 tarihli ilamla; bozmaya uyularak yapılan yargılamada davalı İdare tarafından mahcuzların keşif mahallinde ve iki ayrı yedieminde bulunduğunun bildirildiği, keşif mahallinde bulunan şirketlere yapılan tebligatların iadesi nedeniyle yapılacak keşfin ertelendiği, ticaret sicil memurluğundan gelen cevaba göre, keşif mahallinde faaliyet gösteren şirketin tasfiye aşamasında olduğu ve tasfiye memurunun aynı zamanda yediemin ... . olduğunun anlaşıldığı, Mahkemece yedieminlere gönderilen tebligatlardan sonuç alınamadığı, bunun üzerine davalı İdarenin yedieminde bulunan malları keşif günü hazır etmesine karar verildiği, davalının Mahkemeye verdiği 08.12.2017 tarihli cevapta, yedieminlerden ... .'nın malları teslim etmeyeceğini bildirmesi ve diğer yediemin ... .'ye ulaşılamaması nedeniyle yedieminler hakkında 6183 sayılı Kanun'un 83. maddesi gereğince yasal takibat başlatıldığının bildirildiği, Mahkemece yedieminler hakkında başlatılan yasal takip sonucunun beklenmesine ve yediemindeki malların hazır olduğu bildirildiğinde keşif yapılmasına karar verildiği, sonraki celselerde davalı vekili tarafından yedieminler hakkında işlemlere devam edildiğinin beyan edildiği, davalının 17.07.2018 tarihli cevabında ise, yedieminler hakkında 6183 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca bahsi geçen haciz tutanaklarındaki malların tayin edilen bedellerinin 1 ay içinde ödenmesi, aksi halde cebren takibat yapılacağı hususunda tebligat gönderildiği, her iki yediemin hakkında cebren takibat işlemlerinin devam ettiğinin beyan edildiğinin anlaşıldığı, her ne kadar Mahkemece uyulan bozma kapsamında yapılan araştırma sonucu dava konusu mahcuzlara, bulundukları adreste keşif yapılarak ulaşılamamış ise de, 6183 sayılı Kanun'un 83. maddesi uyarınca yedieminlerin kendilerine bırakılan malları teslim zamanındaki durumları ile geri verme mecburiyetini yerine getirmemeleri üzerine cebren takibat başlatıldığının anlaşılması karşısında; dosyanın geldiği aşamada 01.06.2006 tarihinde düzenlenen ve ticaret sicil memurluğunca 09.06.2006 tarihinde tescil edilen ticari işletme rehni sözleşmesi ve sözleşmeye ekli bulunan rehne dahil unsurlar listesi, dava dışı şirketin vergi borcu nedeniyle düzenlenen haciz tutanaklarında haczedilen menkul malların listesi ve davalı vekilinin 17.11.2009 tarihli dilekçesinde yer alan davaya konu mahcuz listesi ve diğer deliller birlikte değerlendirilerek, dava konusu mahcuzların 01.06.2006 tarihli ticari işletme rehni kapsamında olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı, kararın bu nedenle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı gerekçesiyle, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne ve Dairenin 17.02.2021 tarihli onama kararının kaldırılarak hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yeniden araştırma yapılarak bilirkişi heyetinden kök ve ek raporlar aldırıldığı, Mahkemece yapılan tüm araştırmalar ve aldırılan bilirkişi raporlarına rağmen dava konusu mahcuzların fiilen ve fiziken bulunamadığı ve tespit edilemediği, 2006 yılına ait ticari rehin sözleşmesi ekinde yer alan rehne konu makine ve mahcuzlar hakkındaki istemin ve haciz tutanaklarında yer alan mahcuzlardan teşkil eden listenin, mahcuzların nitelikleri (marka, model, model yılı, model no, seri numarası gibi) belirtilmek suretiyle sarih olarak oluşturulmamış olmaları sebebiyle kayden de kesin bir tespitin yapılamadığı, haciz tutanaklarındaki liste ile rehne konu unsurlar listesinin mukayesesi neticesinde aralarında benzerlik bağı kurulabilen 10 adet mahcuzun uyum arzetmesi sebebiyle aynı olabileceklerinin anlaşıldığı, ancak daha ileri bir tespite gidilemediği, bir kısım mahcuz mal ile rehin sözleşmesinde bulunan bazı mallar arasında benzerlikten bahsedilebilecek ise de, sadece olasılığa dayalı olarak karar verilmesinin mümkün olmadığı, Mahkemece başkaca yapılabilecek bir araştırmanın bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, harç ve masrafların yanlış hesaplandığını, 6100 sayılı Kanun'un 219/3 maddesi gereği Mahkemenin, gerektiğinde zor kullanılmasına karar verilebileceğini, anılan düzenleme gereğince yeniden keşif yapılması, çilingir vasıtası ile kapıların açılması ve sair işlemler ile keşfin yapılması gerektiğini, bilirkişi raporlarında; "Ticari rehin sözleşmesi kapsamındaki menkuller ile uyuştuğu ve örtüştüğü ve aynı menkuller (makine ve cihazlar) olabileceği" yönünde görüş bildirildiğini, haciz tutanakları ile rehin listesindeki menkullerin karşılaştırılmasına yeterli bilginin her iki evrakta olduğunu, bilirkişilerin uzmanlıkları çerçevesinde görüş bildirdiklerini, haczedilen makinelerden bir boya fabrikasında çok sayıda bulunmayacağını, örneğin bir boya fabrikasında numune boyama makinesinin birden fazla olamayacağını, ancak bilirkişilerin bu hususta kanaat belirtmediklerini, haczedilen mallarla rehinli malların aynı olup olmadığını kesinleştirecek olanın Mahkeme olduğunu, ancak davalının malları haczedip kime teslim ettiğini bildiremediği gibi Mahkemenin de malları bulamadığını ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6183 sayılı Kanun'un 66. maddesi gereğince açılmış istihkak istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye ve dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. 01.06.2006 tarihinde düzenlenen ve ticaret sicil memurluğunca 09.06.2006 tarihinde tescil edilen ticari işletme rehni sözleşmesi ve sözleşmeye ekli bulunan rehne dahil unsurlar listesi ile dava dışı şirketin vergi borcu nedeniyle düzenlenen haciz tutanaklarında haczedilen menkul malların listesinin mukayesesinin bozma kararına uygun olarak alınan 10.05.2024 havale tarihli bilirkişi ek raporunda yapıldığı görülmüştür. İşbu bilirkişi raporunda; mahcuzların fiili olarak incelenemediği, gerek haciz tutanaklarında gerekse ticari rehin sözleşmesinde makinelerin birebir kendisini tanımlayan seri numaralarının yer almadığının belirtildiği, rehne konu unsurlar listesindeki toplam 54 kalem kıymetin 10 tanesinin haciz tutanaklarında geçtiği, aralarında benzerlik bağı kurulabilen 10 adet mahcuzun uyum arzettiği kanaatine varılmıştır. Hal böyle olunca Mahkemece; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, bilirkişi heyetinden alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından, dava konusu 10 adet mahcuzun 01.06.2006 tarihli ticari işletme rehni kapsamında olduğu kabul edilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Kabule göre de, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168/2 maddesindeki "6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir." hükmüne aykırı olarak, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.