Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/316 E. 2025/1484 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/316
- Karar No
- 2025/1484
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/583 E., 2021/1824 K. DAVA TARİHİ : 01.08.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/369 E., 2019/568 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Osmanlı döneminde davacı Vakfın kurulduğunu, taşınmaz edinme ehliyetleri bulunmadığı için kendilerine vakfedilen taşınmazları inançlı işlem şeklinde güvendikleri gerçek kişiler (nam-ı müstear) veya hukuki şahıs olarak mevcut olmayan, tarihi ya da kutsal kişiler (nam-ı mevkum) adlarına kayıtlı olarak tasarruf ettiklerini, 1328 tarihli Eşhas-ı Hükmiye'nin Emvali Gayrimenkuleye Tasarruflarına Mahsus Kanun-i Muvakkatın yürürlüğe konması ile vakıfların tüzel kişilik kazanarak taşınmazlarının adlarına tashihi olananağı tanındığını, cemaat vakıflarının nam-ı müstear/nam-ı mevhum üzerinde kayıtlı olan vakıf taşınmazlarını 1328 tarihli Eşhas-ı Hükmiye Cetvelleri ile Defteri Hakani'ye bildirdiklerini, 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun geçici I. ve 44. maddeleri hükümleriyle, gayrimüslim Türk Vatandaşlarının mensubu oldukları cemaat vakıflarının, tasarruflarında bulundurdukları taşınmazlarını, 1936 Beyannamesi ile Vakıflar İdaresine bildirmeleri için yasal düzenleme getirildiğini, davacı Cemaat Vakfının, bu kez Vakıflar Kanunu gereğince tanzim ettiği 1936 Beyannamesinde dava konusu taşınmazını; "Bağaziçi semti, ... Mahallesi, ....Sokağı, eski: 28 kapı numarasıyla” kayıtlı olarak Vakıflar İdaresine bildirdiğini, muvazaalı şahıslar adına kayıtlı taşınmazın mülga Vakıflar Kanunun 44. maddesi gereğince İdare tarafından Cemaat Vakfı adına tespit ve tescil edilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, kadastro beyannamesinde Ortaköy ... Ana Ermeni Kilisesi Vakfı akaratı olduğunun yazılı olduğunu, buna rağmen Kadastro Komisyonunca .... zevcesi ....bini .... ve .... oğlu ... adlarına kayıt edildiğini, namı müstear bu kişilerden sonra Hazineye, sonra da mahlul kararı ile vakıflara intikal gördüğünü, 03.12.1979 tarihli işlemle Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırılıp yola terk yapıldığını, davacı Cemaat Vakfinın malı olan taşınmazın davacı adına tescil edilmeyerek, tapu kaydındaki nam-ı müstearlar adına revizyonu, gaiplik kararı ile davalı ... adına haksız ve yolsuz tescili, ardından da ... lehine tapu kaydının kapatılmasıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, taşınmazın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti ile dava tarihi itibariyle rayiç değerinden şimdilik 170.000,00 TL'nin dava tarihi itibariyle yasal faizle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 06.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talep ettikleri tazminat miktarını 1.534.500,00 TL'ye çıkardıklarını ve bu tutarın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; davacının tazminat alacağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde öngürülen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde dava etmediğini, davanın niteliği gereği fiilen taşınmaza el atan idare aleyhine dava açılması gerektiğinden Hazinenin pasif husumetinin bulunmadığını, idari yargının görevli olup yargı yolunun caiz olmadığını, zararın doğduğu tarihteki taşınmazın değerinin tespitinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; davacının gaiplik kararlarının alınması sürecinde ilanlara ve gaiplik kararı sonucunda ihlal edildiğini iddia ettiği haklarına ilişkin itirazlarını süresi içerisinde kullanmadığını, dava zamanaşımı süresinin geçtiğini, müvekkili idarenin pasif husumetinin bulunmadığını, Vakıflar Meclisinin ret kararının idari işlem niteliğinde olması nedeniyle açılacak tazminat davalarının tam yargı davası niteliğinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından kamulaştırılmaya tabi tutularak el atıldığı, taşınmazın arsa vasfında olması nedeniyle emsal metoduna uygun şekilde dava tarihindeki değerinin saptanması gerektiği, uzman bilirkişi kurulunun taşınmaza 1.534.500,00 TL değer biçtiği, davacının ıslahla talebini bu miktara yükselttiği dikkate alınarak davalı ... aleyhine açılan davanın ıslah talebiyle birlikte kabulüne, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin gerçekte davacıya ait olduğunun tespiti ile bu taşınmaza haksız el koyma nedeni ile belirlenen 1.534.500,00 TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu taşınmazın yol olarak daha önce terkini yapılmamış ise yol olarak terkinine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ile davalılardan ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaza 1983 yılından önce kamulaştırmasız olarak el atıldığı, her ne kadar bu dava yönünden uzlaşma dava şartı ise de davacının dava konusu taşınmazın kayden maliki olmaması, bu davayı açarken öncelikle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın kendisine ait olduğunun tesbitini, ardından kamulaştırma bedelinin belirlenmesini talep etmesi nedeniyle, uzlaşma başvurusu yapmak zorunluluğunun bulunmadığı, el atmanın 1983 yılından önce olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, Mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, dava konusu taşınmazın davacıya ait olması ve kamulaştırmasız olarak el atılması nedeniyle tazminata hükmolunmasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ile davalılardan ... vekili temyiz yoluna başvurmuşlardır. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; tapu kaydının önce davalı ... adına tescili ardından diğer davalı ... Müdürlüğüne devredilmiş olması karşısında; davacı Vakfın mülkiyet hakkının her iki davalı tarafından ihlal edildiğini, bu nedenle davalı ... yönünden verilen husumetten ret kararının hatalı olduğunu, mülkiyetin davacı Vakfa aidiyetinin tespiti talebini de içeren davanın, kamulaştırma bedelinin tazmininden ibaret bir dava gibi davacı yararına "maktu vekalet ücretine" hükmolunmasının usule ve yasaya uygun olmadığını, mülkiyetin tespitine ilişkin hükmün dikkate alınması ve dolayısıyla nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; uzlaşma başvurusu dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkili idare kamulaştırmayı gerçekleştiren makam olduğundan dava konusu taşınmaza ilişkin olarak yöneltilen tazminat talebinin ancak kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat talebi olarak nitelendirilebileceğini, davacının gaiplik kararlarının alınması sürecinde ilanlara ve gaiplik kararı sonucunda ihlal edildiğini iddia ettiği haklarına ilişkin itirazlarını süresi içerisinde kullanmadığını, İdarenin kamulaştırma işlemini yasalara uygun bir şekilde gerçekleştirdiğini ve bu işlemi tapuda malik gözüken Maliye Hazinesini muhatap alarak uyguladığını, kabul etmemekle birlikte eğer bir zararın tazmini söz konusu olacaksa bu zararın sorumluluğunun davalı İdarede olmayıp, ... ve Vakıflar Genel Müdürlüğünde olduğunu, Vakıflar Meclisinin ret kararı bir idari işlem niteliğinde olup bu doğrultuda açılacak tazminat davalarının tam yargı davası niteliğinde bulunduğunu, bilirkişi raporlarında metrekare birim fiyatının gerçekte olduğundan çok daha yüksek tespit edildiğini, el konulan taşınmazın el koyma tarihindeki niteliği esas alınarak ve 2942 sayılı Kanun'un 11 ve 12. maddelerine göre hesaplanmak suretiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 1936 Beyannamesinde gösterilen taşınmazın mülkiyetinin davacı Vakfa ait olduğunun tespiti ile taşınmazın rayiç bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu Beşiktaş ilçesi ....Mahallesinde kain 72 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağı ve tapu kaydına göre, 26.05.1952 tarihinde kadastro tespitine dayalı olarak ...ve .... adlarına tescil edildiği, daha sonra Hazinenin açtığı dava sonunda ... ve ..'un gaipliğine karar verilerek 06.04.1966 tarihinde hükmen ... adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, ardından 03.12.1979 tarihli işlemle ... adına tescil edildiği ve yola terk yapıldığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacının Cemaat Vakfı olduğu, yasal düzenlemelere dayanarak taşınmazın adına tescili yönünde Vakıflar idaresine müracaat ettiği, müracaatının ret edildiği ve taşınmazın Hazine adına tescil edildiği, daha sonra davalı ... tarafından kamulaştırıldığı, taşınmazın 1936 Beyannamesinde ve diğer belgelerde belirtilmesi nedeniyle davacı Vakfa ait olduğu davanın açıldığı sırada davalı Hazinenin kayıt maliki olmadığı, bu davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, diğer davalı ... yönünden davanın kabulü gerektiği, geçici 11. maddede rayiç bedelinin ödeneceğinin belirtildiği, bu nedenle Mahkemenin hükmettiği miktarın doğru olduğu anlaşılmakla; davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.