Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2941 E. 2025/2367 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2941
- Karar No
- 2025/2367
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/97 E., 2024/170 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketle imzaladığı 25.09.2007 tarihli avukatlık sözleşmesinin 2. maddesine göre, davalının taraf olduğu ... Barajı, Fırtına Hes İnşaatı ve Ankara Hipodrom işlerine ilişkin dava dosyalarında davalıya etkin hukuki yardımda bulunmayı ve ayrıca sürekli hukuki danışmanlık hizmeti vermeyi üstlendiğini, genel hukuki danışmanlık hizmetlerine karşılık olarak aylık net 2.000,00 TL bundan başka sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen dava dosyalarından dolayı da, kazanılan değer üzerinden sözleşmede kademeli olarak gösterilen oranlarda ayrıca ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını, taraflar arasında aylık ücretin yıllık artışı hususunda bir mutabakata varılamadığını, davalı şirketin bir süre sonra aylık danışmanlık ücretlerini ödemediğini, buna rağmen müvekkilinin vekalet görevine devam ettiğini ancak davalı tarafından haksız bir şekilde başarısızlıkla suçlandığını, müvekkilinin hak ettiği ücretler de ödenmediğinden 23.11.2009 tarihli ihtarla sözleşmeyi feshederek, vekaletten istifa ettiğini, haklı istifa nedeniyle aylık ve kademeli olarak ödenmesi gereken ücret ve ayrıca karşı taraf vekalet ücretlerinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL ücret alacağının 23.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili; davacının başarısızlıkla itham edilmediğini, davacıya ücretlerinin ödenmediğinin doğru olmadığını, istifanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.12.2012 tarihli kararıyla, davacının istifasının haklı olduğu, davalıdan talep edebilecek toplam alacağın KDV dahil 9.426.443,59 TL olduğunun tespit edildiği, taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne, 150.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 29.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; süresi içinde, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 10.12.2013 tarihli ilamıyla; davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği belirtilerek, davacı avukatın, gerek "davalı şirket tarafından başarısızlıkla suçlandığı" gerekse "ücretlerinin ödenmediği" hususlarındaki istifa nedenleri haklı olmadığından, davacının haksız olarak vekaletten istifa ettiğinin kabulünün gerektiği, haksız olarak istifa eden avukatın, istifa tarihi itibariyle hak etmiş olduğu aylık ücret ve kesinleşmiş olan işler dışında, derdest olup henüz sonuçlanmayan işler nedeniyle ücret talep edemeyeceği, Mahkemece, istifanın haklı olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hatalı olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin 07.07.2015 tarihli kararıyla; davacı taraf haklı nedenle vekillikten istifa ettiğinden temsil ettiği tüm davalar yönünden vekalet ücreti alacağını isteyebileceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 150.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 29.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; süresi içinde, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. 3.Dairenin 18.10.2016 tarihli ilamıyla; Mahkemece, bozma ilamına uyulması ile birlikte davalı yararına usuli müktesep hak oluştuğu dikkate alınarak bozma ilamına uygun bir şekilde hüküm kurulması gerekirken; müktesep hak ihlal edilerek bozma ilamı dışına çıkılarak yeniden delil toplanılarak yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru görülmediği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin 17.05.2022 tarihli kararıyla; haksız olarak istifa eden avukatın, istifa tarihi itibariyle hak etmiş olduğu aylık ücret ve kesinleşmiş olan işler dışında, henüz derdest olup sonuçlanmayan işler nedeniyle ücret talep edemeceği, hükme esas alınan 22.02.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda, ... Tahkim Dosyasının ve Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2008/507 E. nolu dosyasının, istifa tarihi itibariyle kesinleşen işlerden olduğu, bu işler ve ücretler bakımından davacının vekalet ücretine hak kazandığı gerekçesiyle, davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulüne ile 150.000,00 TL vekalet ücreti alacağının temerrüdün gerçekleştiği 29.10.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; süresi içinde, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. 5.Dairenin 21.02.2023 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildiği belirtilerek, Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, haksız istifa halinde avukatın sadece kesinleşmiş işler nedeniyle ücrete hak kazanabileceği, davacı avukatın takip ettiği ... Tahkim dosyasında, tahkim süresinin uzatılması talebinin reddedildiğinin anlaşıldığı, bu haliyle tahkim dosyasının bitip kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, taraflar arasında geçerli bir avukatlık ücret sözleşmesi bulunduğu, sözleşmenin 2. maddesinde sayılan ve etkin hukuki yardım hizmeti verilen bu davalarda ücretin hangi koşullarda ve ne şekilde ödeneceğinin açıkça yazılı olduğu, davacının söz konusu davalarda ancak "şirket menfaatine kazanılan değer" üzerinden ücret talep etme hakkına sahip olduğu, ödeme tarihi itibariyle, takip edilen davalar yönünden şirket menfaatine kazanılan bir değer bulunmadığı, haksız istifa tarihi itibariyle kesinleşen bir işin bulunmaması ve de taraflar arasındaki sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafından davacı avukata yapılan ödemeler de dikkate alındığında davacı avukatın davalı müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağının kalmadığının dosya içeriği ile anlaşılmakla Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar davalı yararına bozulmuş, davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuş, Dairece verilen 16.01.2024 tarihli ilamla; davacı vekilinin karar düzetme talebinin reddine karar verilmiştir. 6.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; son bozma kararının ilk bozma kararıyla çeliştiğini, vekalet ücreti talebine konu ... Tahkim Dosyasının kesinleşen işlerden olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede etkin hukuki danışmanlık hizmeti kapsamındaki işlerin ayrı ücrete tabi olduğunun da düzenlendiğini, kesinleşen dosyaların Mahkemece eksik ve hatalı olarak değerlendirildiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen avukatlık ücret sözleşmesi kapsamında haklı istifa iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığının anlaşılmış olmasına göre karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.