Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2929 E. 2025/2957 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2929
Karar No
2025/2957
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/715 E., 2024/919 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 14. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/414 E., 2023/644 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ve ihbar edilen vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 61. maddesi gereği davanın ihbarı, ihbar olunanı davanın tarafı haline getirmeyeceğinden, davada taraf sıfatı olmayan ve hakkında hüküm kurulmayan ihbar olunanların temyiz hakkı bulunmadığından temyiz dilekçelerinin reddi gerekir. Davacılar vekili ve davalı vekilinin, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belirtilen tarihte gelen davacılar vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... ile ihbar olunanlar ... Uluslararası Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ..., ... ve Gıda Hiz. Ltd. Şti. vekili Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddesi üçüncü gereğince görüşmenin 22.05.2025 tarihine bırakılması uygun görülerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'ün 29.06.2019 tarihinde davalının işletmesi olan ... Ankara Hastanesinin acil servisine, alkol alınmasına bağlı aşırı kusma ve mide bulantısı şikayetleri ile başvuruda bulunduğunu, müvekkili ...'ün durumunun giderek kötüleşmesi karşısında ablası ve eski eniştesi, davalının çalışanı olan doktor ve acil servis çalışanlarına dertlerini anlatmak için çabalarken, müvekkilinin istifra dürtüsü ile acil servisten dışarı çıkarak bu sırada davalıya ait olan hastanenin hemen yanında bitişik olarak yer alan ikmal inşaatına düşerek belini her iki bacağını kırdığını, belden aşağısının bu olaya bağlı olarak felç olduğunu, kalıcı olarak sakat kaldığını, olay yerinde, acil servis çıkışı ile ikmal inşaatı arasında düşmeyi engelleyici, güvenliği sağlayıcı hiç bir güvenlik önlemenin bulunmadığını, farklı bir tıbbi şikayetle hastaneye gelen kişilerin güvenliğinin hiçbir şekilde sağlanmadığını ileri sürerek, davacı ... için maddi tazminat ile haksız tahsil edilen 20.000,00 TL tedavi gideri ile 300.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 5.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, davacılar vekili 23.05.2023 tarihli bedel arttırım dilekçesinde davacı ... için 23.369.353,94 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.819.995,13 TL bakıcı tazminatı olmak üzere toplam; 26.189.349,07 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu kazanın oluşumu ve doğan zarar nedeniyle davalı hastaneye atfedilebilir bir kusur ya da ihmal bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, tamamen davacının kusuru nedeniyle kazanın meydana geldiğini, gerek hukuki olarak gerekse zilyetlik bakımından olayın meydana geldiği alanın müvekkili hastanenin sorumluluk kapsamı dışında olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere aksi kanaate varılması halinde dahi Borçlar Kanunu Hükümleri uyarınca meydana gelen olay sebebiyle oluşan zarardan müvekkili hastanenin sorumlu tutulabileceği illiyet bağı olmadığını, kazanın ve zararın meydana gelmesinde davacının ağır ve asli kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılardan ...'nın yaşanan kaza nedeniyle, bilirkişi raporuna göre sürekli iş göremezlik halinde kaldığı, dosyaya ibraz edilen iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulu raporu ile meydana gelen kazada davacının %40 oranında davalı ile ihbar olunan şirketlerin ayrı ayrı % 20'şer oranda kusurlu olduklarının tespit edildiği, davalı şirket ve ihbar olunan şirketlerin kusurları gözetildiğinde meydana gelen kazada toplam kusur oranı olan %60 oranındaki kusur oranı üzerinden davalı şirketin ihbar olunan şirketlerle müşterek ve müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, davacı tarafından kazadan sonra gördüğü tedavi nedeniyle davalı hastaneye ödenen tedavi gideri olan 20.000,00 TL'nin davacının kusuru oranında indirilerek kalan 12.000,00 TL tedavi giderinden davalının sorumlu olduğu, davacının protez gideri ve ulaşım giderine ilişkin ispatlanamayan talebinin ve fazlaya ilişkin tüm taleplerinin reddine karar vermek gerektiği, dava konusu olayda davacılardan ...'nın meydana gelen kaza sonucunda %93 oranında sürekli iş göremezlik halinde kaldığı, maluliyet oranı yaşanılan ve devam eden ömründe de davacı ... ile birlikte davacının annesi ile kız kardeşi olan diğer davacının yaşayacağı elem ve üzüntünün bir nebze olsun giderilmesi açısından tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilerek manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; davacı ... için 2.567.014,99 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.819.995,13 TL bakıcı gideri olmak üzere 5.291.010,12 TL tazminatın 29.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ek raporda belirlenen ve mahsubu yapılan geçici ödeme tutarından sonra yapılan ödemelerin hükmün infazı sırasında dikkate alınmasına, 12.000,00 TL tedavi giderinin 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının maddi tazminata ilişkin fazlaya dair taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüyle, davacı ... için 200.000,00 TL, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 35.000,00 TL manevi tazminatın 29.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri ile ihbar olunan vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, ilk derece mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davacılar ile davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı taraf vekilleri ile ihbar olunanlar tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; olay tarihinde Ziraat Fakültesi son sınıf öğrencisi olan müvekkili ... için Tarım ve Orman Bakanlığından bildirilen ücrete göre yapılan hesaplama üzerinden hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, olay esnasında öğrenci olan davacının tazminata esas gelirlerinin asgari ücret üzerinden değil, mezun olacakları okullarda edinecekleri mesleklerin kazançlarına göre tespit edilmesi gerektiği, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması doğru kabul edilse bile Mahkemece hükme esas alınan son ek raporda asgari ücret güncellemesi yapılmadığını, Mahkemenin bütün müvekkilleri açısından hükmetmiş olduğu manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı Şirket vekili; davaya konu kazanın oluşumu ve doğan zarar nedeniyle davalı hastaneye atfedilebilir bir kusur ya da ihmal bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kazanın meydana geldiği yerin hastanenin işletme sınırları içerisinde bulunan bir alan olmadığı gibi kiralama alanı içerisinde bir yer de olmadığını, hastaneye gelen hasta ve yakınlarının, personellerin ve sair kişilerin hastane önünde ve yüklenici işletmeciliğinde bulunana otoparkta araçların park edilmesi hususunda hizmet verilmesi amacı ile ihbar edilen şirkete kiraya verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yeterli olmadığını, eksik incelemeye dayalı hatalı raporlarla hüküm tesis edildiğini, davacının ve yakınlarının tam kusurlu olduğunu, illiyet bağının koptuğunu, davacılar lehine manevi tazminat takdir edilmesi haksız zengileşme aracı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte Mahkemece hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ayıplı hizmet nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyada yer alan raporda da davacı ...'nın ömür boyu bakıcıya ihtiyacı olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamını uygun olarak manevi tazminatın hükmedildiği, tarafların kusur durumuna ilişkin raporların denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davacının zararının hesabında davacının gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davacı ...'nın olayında meydana geldiği tarihli Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi son sınıf öğrenci olduğu gözetilmeksizin malüliyet tazminat hesabında davacı ...'nın gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabulüne dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Davacının üniversite öğrencisi olması nedeniyle asgari ücretin üzerinde gelir elde edeceğinin kabulü gerekir. Mahkemenin davacının eğitimini aldığı alanda sahip olacağı meslek itibariyle elde edebileceği gelir konusunda yaptığı araştırma yetersizdir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından mezuniyetinden itibaren ne kadar sürede iş bulabileceği, emsal gelirinin ne kadar olacağı gibi hususların sorulması, tarafların kusur durumlarıda dikkate alınarak, bu tespitlerden sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. İhbar olunan Şirket vekillerinin temyiz dilekçelerinin REDDİNE, 2. Davalı vekili ile davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 3. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 4. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacılara verilmesine, Peşin alınan temyiz harçlarının temyiz eden davalı ile ihbar olunanlara istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2929, K. 2025/2957, T. 22.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-2929-e-2025-2957-k-b9b3fc778e70