Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2732 E. 2025/2615 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2732
Karar No
2025/2615
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1294 E., 2024/120 K. DAVA TARİHİ : 26.01.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/62 E., 2019/221 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, çocuğu ...'ın davalı bankadan kullandığı konut ve tüketici kredilerine kefil olduğunu, borçlunun her iki krediyi ödemekte temerrüde düştüğünü, davalının kredilerin asıl borçlusu aleyhine Söke 2. İcra Müdürlüğünün 2011/2962 Esas sayılı dosyası ile 21.09.2011 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını ve aynı tarihte aynı takip miktarı ile kefil olan müvekkili hakkında da Söke 2. İcra Müdürlüğünün 2011/2961 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, Söke İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/138 Esas sayılı dosyasında takibin iptaline karar verildiğini ve hacizlerin kaldırıldığını, ancak bu sırada davalı bankanın icra dosyasında uyguladığı hacizler nedeniyle müvekkilinin maddi manevi zarara uğradığını ileri sürerek; belirsiz alacak niteliğinde olmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi ve 400.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı hakkındaki ilamsız icra takibinin kesinleşmesinin ardından haciz talebinde bulunulduğunu, bankanın yaptığı işlemlerin usul ve hukuka uygun olduğunu, yapılan işlemlerin hukuka aykırı bulunması halinde dahi bu işlemler ile davacının dava dilekçesinde belirttliği maddi ve manevi tazminat talepleri arasında nedensellik bağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyuşmazlık konusu alacak miktarının hesaplanması açısından hazırlanan 20.02.2019 havale tarihli bilirkişini raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, tüm bu kapsamda ve dinlenen tanık beyanları da nazara alınarak davacının maddi tazminat talebi yönünden davasının ispatlayamadığı ve haklı olmadığı yine dava dilekçesinde yaşanılan kaygı ve mağduriyet nedeniyle manevi tazminat talep edildiği anlaşılmış ise de manevi tazminatın kanunda aradığı şartların somut olayla uyuşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı yanın alacağını tahsil etmek amacıyla icra takibi başlatması, itirazın iptali davası açması, haciz talebinde bulunması gibi alacaklıya kanunen alacağına kavuşması için tanınan hukuki yolların yanında borçlu olarak davacının da tüketebileceği hukuki yollar bulunmakta olup bu yollara başvurulmuş olmasının karşı taraf yönünden başlı başına bir tazminatı gerektirmeyeceği, davalı bankanın, asıl borçlu aleyhine icra takibi yaparak, icra takibinin semeresiz kalması ve asıl borçlu hakkında borç ödemeden aciz belgesi düzenlenmesi halinde kefilden borcun ifasını istemesinin mümkün olduğu, başlatılan takip bu yönden hatalı olmakla birlikte, kötüniyetle başlatılmış takip olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalının davacı aleyhine icra takibi başlatması, devam ettirmesi ve haciz uygulaması ile haksız eylem niteliğinde maddi ve manevi zarara uğradığının ispat edilemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; basiretli tacir olan davalı bankanın öncelikle asıl borçlu hakkında takip yapıp bu takip semeresiz kalmadan kefil olan müvekkiline başvuramayacağını bilmesi gerektiğini, davalının haksız yere uyguladığı hacizler nedeniyle müvekkilinin ticari işletmelerini kapatmak zorunda kaldığını, hükme esas alınan raporun yetersiz olduğunu, sektörden olan bilirkişilerin de mevcut olduğu bilirkişi heyeti tarafından davacıya ait işyerlerinin dönemler itibariyle normal çalışma (faaliyet) durumunda reel kazançları ile davalı bankanın dava dilekçesinde belirtilen hukuka aykırı işlemleri sonucu davacının işyerlerinde yaşadığı kazanç kaybının birlikte tespiti ve arasındaki farkın belirlemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, konut finansmanı sözleşmesi ile ihtiyaç kredisi kapsamında kullanılan tüketici kredisinin ödenmemesi üzerine davacı kefil hakkında başlatılan icra takibi ve uygulanan haciz işlemlerinin, haksız olduğundan bahisle maddi manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Sözleşme ve takip tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 10/3 maddesine göre; tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1 maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanun'un 50/1 maddesinde ise zarar görenin, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğu düzenlenmiştir. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde her ne kadar asıl borçluya başvurulmaksızın kefil olan davacı hakkında takip yapılması doğru olmasa da bu hususun başlı başına bir tazminat gerektirmeyeceği, davacının bu nedenle zarara uğramış olduğunu ispatlaması gerektiği, hükme esas alınan raporun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, davacının bu nedenle zarara uğradığı hususunu ispatlayamadığı anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2732, K. 2025/2615, T. 06.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-2732-e-2025-2615-k-d103e68e1e5a