Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2706 E. 2025/1310 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2706
Karar No
2025/1310
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/563 E., 2022/375 K. DAVA TARİHİ : 06.06.2014 Mahkeme kararının asıl davada davacı / birleşen ve karşı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın asıl davada davalı / birleşen ve karşı davada davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; davalının, vekalet ücreti alacağının tahsili için dava dışı "Universal Müzik Yapım Organizasyon San. ve Tic. A.Ş." aleyhine açtığı Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/353 E. sayılı dosyasında Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, ilamın İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün 2011/20729 E. ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2013/1715 E. sayılı dosyalarıyla icraya konulduğunu, davalının bu dosyalarla takibe koyduğu alacağını tahsil edememesi üzerine; aralarında müvekkilinin de bulunduğu, şirket yöneticileri aleyhine açtığı Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/376 E. sayılı dosyasında Mahkemece toplam 187.489 USD ve 44.374,86 TL alacağın tahsiline ilişkin davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/353 E. sayılı ilamına dayanılarak; İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün 2011/20729 E. ve İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2013/1715 E. sayılı dosyalarıyla yapılan icra takiplerine konu borcun asıl borçlu şirket tarafından ödendiğini, borcun bu şekilde itfa edilmesi nedeniyle, davacı ve diğer borçlular aleyhine hükmolunan; Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/376 E. 2009/269 K. sayılı ilamının da gereğinin yapılmış olduğunu, davalının buna rağmen; müvekkili ve diğer borçlular hakkında icra takiplerine girişerek, aynı alacağı mükerrer olarak talep ettiğini ileri sürerek; öncelikle teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın tedbiren davalı alacaklıya ödenmemesini, davacının İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2011/21623 E. ve 2011/21624 E. sayılı dosyalarıyla mükerrer olarak yapılan icra takiplerinden dolayı borçlu olmadığının tespitini, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. 2. Karşı davada davacı vekili; asıl dava konusu takiplerde temerrüt faiziyle karşılanmayan aşkın (munzam) zararının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'sinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Birleşen 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/503 E. sayılı dosyasında davacı vekili; müvekkilinin ilk (karşı) dava tarihi olan 08.09.2014 tarihinden iş bu dava tarihine kadarki dönemde oluşan ve temerrüt faiziyle karşılanamayan munzam zararının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL'sinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; alacağın Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşmiş ilamına dayandığını, HMK'nın 115/2 nci maddesi uyarınca davanın usûlden reddi gerektiğini, davacı hakkında kesinleşmiş mahkeme kararına dayanılarak; iki ayrı ilamlı icra takibi yapıldığını, dava dışı şirketin vekalet akdinden kaynaklanan yükümlülüğünün ilamda hüküm altına alınan borçla sınırlı olmadığını, müvekkilinin, vekalet ücretinin ilamda hüküm altına alınan kısmı için İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2005/5049 E. sayılı (hali hazırda 2013/1715 E.) dosyası ile bir ilamlı takip, net ücretin, miktarı ilamda tespit edilen diğer bölümü için de; Şişli 1. İcra Müdürlüğünün 2005/25598 E. sayılı (hali hazırda İstanbul 24. İcra Müdürlüğünün 2011/20729 E.) dosyası ile ilamsız takip başlattığını, borçlu şirketin, her iki icra dosyasındaki alacağı uzun yıllar sonra, 2014 yılı Mayıs ayında peyder pey ödediğini, borçlu şirketin edimlerinden sadece birini 11 yıl gecikme ile ifa ettiğini, müvekkilinin vekalet akdinden kaynaklanan tüm alacağının ödenmediğini, ilamların ve yapılan icra takiplerinin farklı olduğunu, davacının sorumlu olduğu borç yönünden borcun itfa edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Karşı ve birleşen 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/503 E. sayılı dosyasında davalı vekili; davacının iddiasını hiçbir şekilde somutlaştırmadığını, muğlak ifadelerle dolu ve yer yer mahkemeyi yanıltacak mahiyetteki dava dilekçesinin gerek usul gerekse yasaya aykırı olduğunu, ayırca kabul anlamına gelmek üzere alacağın zaman aşımına uğradığını savunarak davanın tümden reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.09.2015 tarihli ve 2014/268 E., 2015/332 K. sayılı kararla; görev yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 17.10.2018 tarihli ve 2016/4624 E., 2018/9572 K. sayılı ilamıyla; Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kesinleşen bir başka ilama ve o ilama dayanılarak aleyhte başlatılan kesinleşmiş ilamlı takiplere karşı menfi tespit davası açılamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava tarihi olan 08.09.2014 tarihi itibariyle davalı-karşı davacının temerrüt faizini aşan Türk Lirası munzam zararının 71.404,75 TL; ilamda lehine hükmedilen 187.489,00 USD tazminat alacağı nedeniyle, karşı dava tarihi itibariyle temerrüt faizini aşan yabancı para munzam zararının 181.740,74 USD olduğu, birleşen davada; birleşen dava ile karşı dava arasındaki dönemde oluşan Türk parası aşkın zararının 63.223,04 TL, yabancı para aşkın zararının 7.161,46 USD olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın taleple bağlılık ilkesi gereğince kabulüne; 5.000,00 TL'nin karşı dava tarihi olan 08.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı - karşı davalıdan alınarak davalı - karşı davacıya verilmesine, birleşen İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/503 E. sayılı dava yönünden; davanın kabulü ile; 5.000,00 TL'nin birleşen dava tarihi olan 17.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, Mahkemenin 02.01.2023 tarihli ek kararıyla; asıl dava yönünden; davanın reddine, İstanbul 12. İcra Dairesinin 2011/21623 E. ve 2011/21624 E. sayılı takip dosyalarındaki alacak miktarı toplamı olan 508.861,37 TL'nin %20'si oranında 101.772,27 TL'nin İİK'nın 72/4 üncü maddesi uyarınca asıl dosya davacısından alınarak asıl dosya davalısına verilmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde asıl davada davacı, birleşen ve karşı davada davalı vekili ve ek karara karşı ise her iki taraf vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. IV. TEMYİZ Dairenin 12.02.2024 tarihli, 2023/3426 Esas, 2024/566 Karar sayılı kararı ile; asıl dava yönünden; Mahkemece, dava dışı Şirketin aleyhine başlatılan takiplerde yaptığı ödemenin, işbu dava konusu takiplerde mahsup edilerek sebepsiz zenginleşmeye ve tahsilde tekerrüre neden olmayacak şekilde hesaplanarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, ek karar yönünden; icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru görülmediği, karşı dava ile birleşen dava yönünden ise; davacı tarafından kendi durumuna özgü şekilde somut olarak ispat edilememiş olması nedeniyle yerinde olmadığından, karşı ve birleşen davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl davada davalı/karşı ve birleşen davada davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Asıl davada davalı, karşı dava ve birleşen davada davacı vekili; kesinleşen ilam borçlusu davalının, ilamda hüküm altına alınan tazminat borcunu ödemediği sürece menfi tespit davası açamayacağını, takibe konu Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/376 E., 2009/269 K. sayılı kararında tahsilde tekerrür etmeme kaydı bulunmadığını, kesinleşen ilamda yer almayan bir hususun kesin hükme dahil edilmesinin kamu düzenine aykırı olduğunu, ek karara yönelik olarak ise eldeki dava menfi tespit davası niteliğinde olup, İİK'nın 72/4. maddesi gereği talep olmaksızın davacı lehine tazminata hükmedilmesi için alacağın likit olması gerekmediğini, davacı borçlunun, mahkemenin birleşen ve karşı dava yönünden miktar itibari ile kesin kararlarına yönelik temyiz itirazlarının da kabul edilerek hükmün birleşen ve karsı davada davalı vekili yararına bozulmasına karar verilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada mükerrer ödeme sebebiyle menfi tespit; karşı ve birleşen davada ise temerrüt faiziyle karşılanmayan munzam zarar tazminatı istemine ilişkindir. 1.Hükme esas alınan raporda; karşı davada; davalı-karşı davacının ilamdan kaynaklanan Türk parası alacakları nedeniyle, karşı dava tarihi olan 08.09.2014 tarihi itibariyle temerrüt faizini aşan Türk Lirası munzam zararının 71.404,75 TL, yabancı para munzam zararının 181.740,74 USD olduğu, birleşen davada davacının (esas davada davalı-karşı davacının) talebi, 08.09.2014 tarihli karşı dava tarihinden birleşen dava (17.11.2016) tarihine kadarki dönemde oluşan ve temerrüt faiziyle karşılanamayan aşkırı zararının hüküm altına alınması şeklinde olduğundan, birleşen dava ile karşı dava arasındaki dönemde oluşan Türk parası aşkın zararının 63.223,04 TL, yabancı para aşkın zararının 7.161,46 USD olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar taleple bağlı kalınarak karşı dava ve birleşen davada 5.000,00 TL munzam zararın tahsiline karar verilmişse de, karşı ve birleşen davada davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, asıl dava ve karşı davaya ilişkin verilen karar Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 17.10.2018 tarihli ve 2016/4624 E., 2018/9572 K. sayılı ilamıyla bozulduğundan karşı ve birleşen davanın da temyize tabi olduğu ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan temyiz sınırlarının uygulanması gerektiği, bu durumda Mahkemenin karar tarihi olan 28.06.2022 tarihi itibariyle karşı dava ile birleşen davada kurulan hükmün kesin nitelikte olmadığı anlaşılmakla davalı, karşı ve birleşen davada davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. 2. Asıl davaya yönelik karar düzeltme istemlerinin incelenmesinde; Beyoğlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/353 E. ve Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/376 E. sayılı dosyalarının kesinleştiği, kesinleşen ilamlar hakkında takip başlatıldığı, dava dosyalarının aynı hukuki sebebe yani haksız azil sebebiyle vekalet ücreti istemine ilişkin olduğu, ilk davanın alacak, ikinci davanın ise tazminat davası olup, taraflarının farklı olduğu, bu nedenle kesin hüküm oluşturmadığı, her ne kadar kesinleşen iki ayrı ilam olsa da aynı hukuki sebebe dayalı olarak iki defa ödeme yapılmasının sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı anlaşılmakla davalı, karşı ve birleşen davada davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. 3. Ek karara yönelik karar düzeltme isteminin incelenmesinde; asıl davada uyuşmazlık ''menfi tespit'' istemine ilişkin olup, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72/4.maddesinin; " Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyatî tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde"yüzde yirmiden" aşağı tayin edilemez." hükmünü amir olduğu, ancak asıl davada 30.10.2014 tarihli ara karar uyarınca tedbirin kaldırılmasına ve yatırılan teminatın davacıya iadesine karar verildiği anlaşılmakla ortada bir tedbir kararı kalmadığından İİK'nın 72/4. maddesi gereği tazminata hükmedilemeyeceği anlaşılmıştır. Ek kararın açıklanan şekilde değişik gerekçelerle bozulması gerekirken, Dairece ''Dava konusu vekalet ücreti alacağı sebebiyle, dava dışı şirketin, aleyhine başlatılan takiplerde yaptığı ödemenin, işbu dava konusu takiplerde mahsup edilerek sebepsiz zenginleşmeye ve tahsilde tekerrüre neden olmayacak şekilde hesaplanması yargılamayı gerektirdiğinden ve alacak likit olmadığından, icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin ek karara ilişkin temyiz itirazının kabulü gerekmiştir.'' gerekçesiyle tazminatın icra inkar tazminatı olarak değerlendirilerek bozulmasına karar verildiği anlaşıldığından; asıl davada davacı, karşı ve birleşen davada davalı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Mahkemenin ek kararının yukarıda açıklanan şekilde değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle ; 1.Asıl davada davalı, karşı ve birleşen davada davacı vekilinin asıl, karşı ve birleşen davalara yönelik karar düzeltme isteminin REDDİNE, 2.Asıl davada davalı, karşı ve birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairece verilen 12.02.2024 tarihli, 2023/3426 Esas, 2024/566 Karar sayılı bozma ilamının ek karara yönelik kısmının kaldırılarak Mahkemenin 02.01.2023 tarihli ek kararının yukarıda 3.bentte açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, Peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2706, K. 2025/1310, T. 04.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-2706-e-2025-1310-k-b309fd522659