Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2606 E. 2025/3356 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2606
- Karar No
- 2025/3356
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi SAYISI : 2022/279 E., 2024/12 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli, davalı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... ’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; tarafların, ... Üniversitesi ... Güzel Sanatlar Fakültesi ... Merkezi inşaatının yapım işi ihalesini ortak girişim olarak aldıklarını, ortak girişimin %51’i davacıya, %49 'u davalıya ait olup girişim olarak işin tamamlanarak, Üniversiteye teslim edildiğini, davalının iş nedeniyle ortak girişiminden 934.000,00 TL avans aldığını, almış aldığı avans karşılığı yapmış olduğu harcama toplamının 539.000,00 TL olduğunu, ortak girişimden 395.000,00 TL fazla para aldığını, uhdesinde bulunan bu paradan 215.000,00 TL'nin ortak girişim hesabına iade edilmesi için 26.12.2011 tarihli ihtaname gönderildiğini, davalının borçlu olmadığını bildirdiğini ileri sürerek; 215.000,00 TL’nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre 26.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin hesabına toplam 581.048,00 TL yatırıldığını, karşılığında 934.252.82 TL harcama yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.12.2018 tarihli kararıyla; davalının davacıya borçlu olduğu, söz konusu borcun kapanması ile ortaklığın tasfiyesinin tamamlanacağı, zira ortaklığın herhangi bir mal varlığı bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, talep ile bağlı kalınarak 215.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesi suretiyle taraflar arasındaki ortaklığın tasfiyesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 10.09.2019 tarihli ilamla; tasfiye kapsamında hükme esas alınan raporda, taraflarca sunulan belge ve ödemelere göre hesaplama yapıldığı, ancak içerik yönünden adi ortaklığın gerçekleştirdiği işe yönelik harcama yapılıp yapılmadığı hususunda denetime elverişli rapor alınmadığı, davalı tarafça cevap dilekçesiyle birlikte davacı tarafından sunulan fatura içeriklerine yönelik itiraz edildiğinin anlaşıldığı, Mahkemece; tarafların ödeme ve harcamalara yönelik ikrarları da dikkate alınarak, davacı tarafından yapılan harcamalara ilişkin sunulan fatura içeriklerinin adi ortaklık kapsamında yürütülen inşaat yapım işi kapsamında kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi amacıyla uzman mühendis bilirkişi heyetinden alınacak rapor doğrultusunda denetlenmesinin ardından oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı uyarınca tarafların ödeme ve harcamalara yönelik ikrarları da dikkate alınarak, davacı tarafından yapılan harcamalara ilişkin sunulan fatura içeriklerinin adi ortaklık kapsamında yürütülen inşaat yapım işi kapsamında kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesi amacıyla uzman mühendis bilirkişi heyetinden alınacak rapor doğrultusunda denetlenerek hüküm tesisi gerektiği, bu yönde en son alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak tasfiye yapılması gerektiği sonucuna varıldığı, davacının ortaklık adına yapmış olduğu harcama ve İdare tarafından yapılan ödemeler hesaplandığında toplam 382.357,00 TL tutarın davacı üzerinde görüldüğü, davacının işin tamamlanması amacıyla şahsi hesabından ödeme yaptığı iddiasının yerinde olmadığı ve taahhüt edilen işin tamamlanması için katkı payı ödemediği, dava konusu yapım işine taraflarca 2.796.021,00 TL tutarında harcama yapıldığı, 11 adet hakediş toplamı olarak İdareden 2.851.443,00 TL tutarında ödeme alındığı, bu işten dolayı ortaklık kârının 55.422,00 TL olarak hesaplandığı, zararın söz konusu olmadığı, kârdan (%51) 28.265 TL davacıya, (%49) 27.156,00 TL davalıya paylaştırılması gerektiği, işin tasfiyesinden dolayı davalının davacıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasındaki ortaklığın 13.11.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda tasfiyesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraflar temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ : A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, raporun yeterli açıklıkta olmayıp hesaplamaların hatalı olduğunu, içeriği ile sonuç kısmının birbiri ile örtüşmediğini, ortaklık adına alınan ve fazladan faturalandığı belirtilen tüm harcamaların ortaklık harcamalarından düşülmesi gerektiğini, defterde kayıtlı olan ve müvekkil tarafından sunulan faturaların tamamının alınan işin yapımı için alındığını, davalının yapmış olduğu harcamaların hatalı bir şekilde oldukça yüksek tutulduğunu, davalının aldığı avansa ilişkin ikrarının gözardı edildiğini, harcamaların, ortaklık defterlerindeki kayıtlar ve işlenmiş faturalar dikkate alınarak yapılması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; bilirkişi raporunda, tasfiye ile müvekkilin davacıdan alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın ve tasfiyesi istemine ilişkindir. 1. Bir hükmün neleri içermesi gerektiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesinde tek tek sayılarak ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Buna göre; hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir. Bu şekilde dava sonunda mahkemenin kimin lehine, kimin aleyhine karar verdiği, davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, davalının neye göre mahkum edildiği tereddütsüz şekilde anlaşılmalıdır. Biçim koşullarının getiriliş amacı, hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamaktır. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratacağı gibi dava içinden yeni davaların doğmasına neden olacaktır. Somut uyuşmazlıkta; Mahkemece, temyiz istemine konu kararın sonuç kısmında davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraflar arasındaki ortaklığın 13.11.2023 tarihli bilirkişi raporuna atıf yapılarak rapor doğrultusunda tasfiyesine karar verildiği belirtilmiş, ancak davanın türüne taraflara yüklenen borç ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde kabul edilen ve ret edilen kısım açıklanmamıştır. Oysa; Mahkemece verilen kararda, hükmün açık ve anlaşılabilir olması gerektiği yanında hükmün infazı sırasında tereddüt uyandırmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan haklara yer verilmiş olması gerekmektedir. Buna göre bilirkişi raporuna atıfla yetinilen, 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinde belirtilen şartları taşımayan hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 2. Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.