Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1918 E. 2025/1122 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1918
Karar No
2025/1122
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1686 E., 2024/207 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/571 E., 2023/47 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili, davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. (... Yapı A.Ş.) ile müvekkili arasında 31.10.2013 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığını, davalı ... Yapı A.Ş.'nin görevlendirdiği başka bir avukat tarafından sulh olmaları nedeniyle davadan feragat ettiğini, feragat nedeniyle müvekkilinin hem akdi hem de dava vekalet ücretinden mahrum kaldığını, bu nedenle davalılar aleyhine İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün 2020/20748 E. sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibinde davalıların sorumlu olduğu miktarın ayrı ayrı belirlendiğini, her üç davalının da takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek, davalılarca yapılan itirazın iptalini, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asli müdahale talebinde bulunan vekili: müvekkilinin dava konusu avukatlık ücretine konu İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/17 E. sayılı davasında en fazla emeği olan avukat olması sebebiyle bu dava sonucunda herhangi bir avukatlık ücret alacağına hükmetmesi halinde hükmedilecek tutarın en az ½’si yani yarısı oranında müvekkiline ait olması gerektiğini ileri sürerek asli müdahillik talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı .... Tic. Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) ve davalı ... vekili; müvekkili ile diğer davalı ... arasında adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı hukuki ihtilaflar doğduğunu, bu kapsamda taraflar arasında davalar bulunduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde sulh protokolü imzalandığını, sulh protokolünde her bir tarafın kendi avukatlarının ücretlerinden kendilerinin sorumlu olacağının protokolde hükme bağlandığını, açılan davanın haksız olması nedeniyle davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... A.Ş. vekili; taraflar arasındaki ihtilafın sulhen çözümü için ortak bir arabulucu tayin edildiğini, 6 milyon USD'ye yakın bir bedel üzerinden anlaşılmak zorunda kalındığını, müvekkilinin elde ettiği bir menfaat bulunmadığını, davacının ücret talebinin yasal olarak mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2. maddesinde açılacak davanın lehe sonuçlanması halinde hükmedilen miktarın %7'sinin ücret olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacıyla müvekkili arasında vekalet ilişkisinin hali hazırda devam ettiğini, açılan davanın haksız olması nedeniyle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere, takip tarihindeki TL karşılığı taleple bağlılık ile birlikte değerlendirildiğinde 7.611.975 TL hesap edildiği, davanın başında davacıya 100.000,00 TL ödeme yapıldığından bakiye akdi vekalet ücret alacağının 7.511.975,00 TL olduğu, karşı yana tahmil edilecek vekalet ücret alacağının ise dava değeri 13.500.000 USD olarak kabul edildiğinden 1.161.429,50 TL olarak hesap edildiği, söz konusu bu miktarlardan davalıların birlikte sorumlu oldukları anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalıların İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün 2020/20748 E. sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptali ile, 7.511.975.00 TL akdi vekalet ücreti, 1.161.429,50 TL karşı vekalet ücreti alacağı yönünden devamına, fazlaya dair taleplerin reddine, davalıların şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalılar ve asli müdahil vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 05.10.2018 tarihli ve 2017/6 E., 2018/9 K. sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı; "... Avukatlık Kanunun 165. Maddesinde düzenlenen 'ücret dolayısıyla müteselsil sorumluluk' hallerinden olan 'sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde' karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan avukatlık ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken akdi vekalet ücreti dahil değildir...." şeklinde olup akdi vekalet ücretinden vekil eden ve karşı tarafın müteselsil sorumluluğunun bulunmadığının anlaşıldığı, bu kapsamda yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm, takip talebi ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, akdi ve kanuni vekalet ücretinden vekil edenin sorumluluğuna karar verilmiş, diğer davalılar yönünden de gerek takip talebinde gerekse yargılama aşamasında sadece yasal vekalet ücretinden sorumlu olunacağı tespitinde bulunulduğundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün yerinde olduğu, asli müdahale talebinde bulunulmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı .. Ltd. Şti. ile ..., davalı ... Yapı A.Ş.'nin ve asli müdahale talebinde bulunanın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davalılar vekilleri kararın bozulmasını talep etmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... Ltd. Şti. ve davalı ... vekili; Yerel Mahkemenin akdi ve yasal vekalet ücretini ayrı ayrı tespit ettikten sonra, her iki vekalet ücretine ilişkin herhangi bir ayrım yapmaksızın "söz konusu bu miktarlardan davalıların birlikte sorumlu oldukları…”na karar verildiğini, gerekçeli karardaki bu ifade ile müvekkil davalıların da akdi vekalet ücretinden sorumlu olduğunu, müvekkillerinin sadece yasal vekalet ücreti olan 1.161.429,50 TL'den sorumlu olduğunun kabulü halinde, bu miktar üzerinden aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve harç miktarı hesaplaması gerekirken toplam alacak miktarı üzerinden harçtan, yargılama giderinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince bu istinaf nedenine ilişkin hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, davalıların birlikte sorumlu olduklarına karar verilmiş olmasının yasaya ve YİBGK kararına aykırı olduğunu, istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi ise gerekçeli kararında; yerel mahkemece, takip talebi ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, akdi ve kanuni vekalet ücretinden vekil edenin sorumlu olduğuna karar verildiği, diğer davalılar yönünden de gerek takip talebinde gerekse yargılama aşamasında sadece yasal vekalet ücretinden sorumlu olunacağı tespitinde bulunulduğu gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verildiğini, müvekkiller aleyhine hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, dava konusu olayda diğer davalının kazanım elde etmediğine ilişkin itirazın incelenmediğini, vekil eden/iş sahibinin karşı taraf ile sulh olması durumunda vekilin karşı vekalet ücreti adı altında talep edebileceği miktarın öncelikle tarafların sulh sözleşmesinde müvekkilinin elde ettiği menfaate göre belirleneceğini, sulh sözleşmesinden menfaatin tespit edilememesi halinde dava değerine göre tespit edileceğini ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... Yapı vekili, kararın gerekçesiz olduğunu, davacının vekalet ücretini doğuran ilam feragate ilişkin ilam olmayıp, ilgili dosyaların taraflarının imzaladıkları yeni ilam niteliğinde olan arabuluculuk anlaşması olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasındaki avukatlık ücret sözleşmesi madde 2 gereğince, açılacak olan davanın lehe sonuçlanması halinde hükmedilen miktarın %7'si oranında vekalet ücretine şarta bağlı olarak hak kazanılacağını, dosyaya müdahale talebinde bulunan vekaletnamesi mevcut olan ve asıl davayı açan vekilin haklarının değerlendirilmemesi ve bu ücretin tamamının davacı tarafın hak kazanıldığının kabul edilmesinin hiçbir hukuki gerekçesinin mevcut olmadığını, ancak gerek ihtiyari arabuluculuk tutanağında, gerekse dosyaya sunulan Sulhname başlıklı belgede de bu davaya ilişkin herhangi bir miktarın yer almadığı, bu sebeple de Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/17 E. sayılı dosyasından kaynaklanan akdi vekalet ücretinin tespitinin, işbu davanın değeri üzerinden yapılması gerektiğini, dava değerinin 27.431.000 TL olduğu ve vekalet ücretinin de bu bedel üzerinden hesaplanması gerektiğini, döviz üzerinden bir anlaşma yapılmadığına, avukatlık ücretine hak kazanabilmek için başarı şartı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan akdi ve karşı yan vekalet alacağına ilişkin başlatılan icra takibine yönelik yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Dava konusu İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün 2020/20748 E. sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçluların (1) ... Yapı A.Ş., (2) ... Ltd. Şti., (3) ... olduğu, 7.511.975,00 TL akdi vekalet ücreti, 1.176.050,00 TL karşı vekalet ücreti olmak üzere toplam 8.688.025 TL üzerinden takip başlatıldığı, (2) ve (3) nolu borçluların (... Ltd. Şti. ve ...) sadece karşı yan vekalet ücretinden sorumlu olacağının yazıldığı görülmüştür. 6100 sayılı HMK.’nun “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesinde, hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca HMK'nın 297. maddesinde, hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen kararın gerekçesinde ve hüküm fıkrasında, akdi ve karşı yan vekalet ücretine ilişkin herhangi bir ayrım yapılmaksızın söz konusu bu miktarlardan davalıların birlikte sorumlu olduklarına karar verildiği, buna göre de yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin de toplam miktar üzerinden hesaplanarak hüküm kurulduğu görülmüştür. Kararın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "...diğer davalılar yönünden gerek takip talebinde gerekse yargılama aşamasında sadece yasal vekalet ücretinden sorumlu olunacağı" şeklinde açıklama yapılarak davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davalılardan ... Ltd. Şti. ve davalı ... vekili ise Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf taleplerinin reddine dair verdiği kararın infazda tereddüt oluşturacağını, takip konusu toplam alacaktan kendilerinin de sorumlu tutulduğunu, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de buna göre hesap edildiğini ve bu hususların istinaf aşamasında değerlendirilmediğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. Hal böyle olunca, Mahkemece infazda tereddüt oluşturacak şekilde, “taleple bağlılık ilkesi” dikkate alınmaksızın, talep aşılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma nedenine göre, davalı ... Ltd. Şti. ve davalı ... vekilinin sair, davalı ... Yapı A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre davalı ... Ltd. Şti. ve davalı ... vekilinin sair, davalı ... Yapı A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1918, K. 2025/1122, T. 25.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-1918-e-2025-1122-k-b741ac05c841