Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/140 E. 2025/3161 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/140
Karar No
2025/3161
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1489 E., 2023/2476 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/74 E., 2021/478 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ... Ajansı bünyesinde çalıştıktan sonra emeklilik şartları ile iş akdinin sona erdiğini, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca ... Ajansı Memurları Yardım Sandığının üyesi olduğunu, maaşının her ay %5'inin Sandık için kesildiğini ve ajansın da her ay maaşın %5'i kadarlık bir miktarını Sandığa yatırdığını, ancak müvekkilinin Sandık tazminatı ödenirken eksik ödeme yapıldığını, Sandık Tüzüğünün 10. maddesinde sandık tazminatı ödenirken “10/a hizmeti 15 yıla kadar olanlara, kendisinden kesilmiş bulunan paraların tutarı ile her hizmet yılı için ayrıcı birer maaş nisbetinde tazminat verilir, 10/b ajanstaki hizmeti 15 yıldan çok ise (a) fıkrasındaki esasa göre verilecek miktardan başka, 15 seneyi aşan her sene için yarımşar maaş nisbetinde tazminat eklenir.” hükmünün öngörüldüğünü, buna göre davalının ödeme yaparken 15 yılı aşan süreler için çalışan davacıdan kesilenler ile 1,5 maaş ödeme yapması gerekirken yalnızca yarım maaşlık ödeme yaptığını, davalının hesabında başka hataların da olduğunu, müvekkilinin işvereninin onu emekli olmaya zorladığını, işyerine getirilen arabulucu huzurunda iş ilişkisini sona erdiren sözleşme ile beraber işverenin sunduğu ibranameyi imzalattıklarını, işvereninin aynı zamanda davalı Sandığın yönetim kurulu başkanı olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 420. maddesi gereğince ibranın tip sözleşme olması, işçinin alacağına kavuşabilmesi için ödeme yapılmadan imzalamak zorunda bırakılması ve eksik ödeme yapılması nedeniyle geçersiz olduğunu, ancak makbuz hükmünde sayılabileceğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL'nin hak ediş tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 24.11.2021 tarihli ıslah dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak talep sonucunu 100.000,00 TL’ye yükseltmiş ve alacağa ihtar tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile davacının sandıktan olan alacak için sulh olduklarını ve ibra sözleşmesi imzaladıklarını, bu anlaşma ile davacıya net 371.746,16 TL ödendiğini ve davacının başka bir alacağı olmadığını beyan ederek müvekkilini ibra ettiğini, yine bu sözleşmenin 2. maddesinde açılmış bir dava varsa kapatılacağı ve tekrar dava açılmayacağının da taahhüt edildiğini, buna rağmen davacının haksız olarak dava açtığını, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığından 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesinin uygulanamayacağını, kabul anlamına gelmemek üzere ibraname dikkate alınmayacak olursa davacının 01.03.1994 tarihinde sandık üyesi olduğunu ve 30.09.2018 tarihinde sandık üyeliğinin son bulduğunu, davacıya birikmiş aidat tutarları (89.783,46 TL) ve Sandık Tüzüğü ile Borç Verme Yönetmeliğinin 10. maddesi uyarınca hesaplanan tazminatının ödendiğini, davacının brüt sandık tazminatının 405.743,46 TL olduğunu ancak gelir ve damga vergisine tabi olduğundan yasal kesintiler yapıldıktan sonra davacıya net olarak toplam 371.746,16 TL ödendiğini, eksik ödeme yapılmadığını, davalının tüzük metnini yanlış yorumladığını, 15 yıl üstü için davacının iddia ettiği gibi 1,5 maaş değil yarım maaş verilmesi gerektiğini, sandık alacağının davacının ajanstan ayrıldığı tarihte derhal ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından temerrüt oluşmadığını dolayısıyla faizin dava tarihinden önce işletilemeyeceğini, ticari reeskont faizi talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının sandık tüzüğüne aykırı olarak eksik ödeme yapıldığını belirterek alacak talebinde bulunduğu, bilirkişinin davacının tüm Sandık alacağının 800.623,00 TL olduğunu tespit ettiği, ancak dosya kapsamında yer alan ibranameden, davacının 371.746,16 TL'yi davalıdan aldığı ve tarafların birbirlerini bütün hukuki neticelerden şamil olmak üzere tam, kesin ve karşılıklı hak ve alacaklarından tüm faiz ve ferileriyle birlikte ibra ettikleri, ibranamenin geçerli olduğu ve davacıyı bağladığı, buna göre, davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ibra sözleşmelerinin geçersizliği hususunda taraflarca ancak iradesinin fesada uğratılması suretiyle ibranamenin imzalandığı iddiası ileri sürülebileceği, davacı tarafça yargılama boyunca bu yönde bir iddia ileri sürülmediği gibi dosya kapsamında bu yönde bir delil de bulunmadığı, o halde taraflar arasında imzalanan ve geçerli bulunan ibranamede borcun tamamının ödendiğinin taraflarca kabul edilmiş sayılması gerektiği, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi olmadığı için işçi işveren arasında imzalanacak ibranamelere ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesinin somut olaya uygulanamayacağı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; bilirkişinin müvekkilinin tüm sandık alacağını 800.623,00 TL olarak tespit ettiğini, müvekkiline ödenen miktarın ise bunun yarısından daha az olduğunu, sandık tazminatının doğrudan iş hukuku ile bağlantılı bir alacak olduğunu, müvekkilinin ... Ajansı T.A.Ş. tarafından emekli olmaya zorlandığını ve iş veren tarafından iş yerine getirtilen arabulucu huzurunda işçilik alacakları konusunda anlaşmaya zorlandığını, işçilik ve sandık alacaklarını alabilmek için ibranameyi imzalamak zorunda kaldığını, işveren şirketin müdürü ile Sandık Yönetim Kurulu başkanının aynı kişi olduğunu, hakettiği sandık alacağının yarısından fazlasına karşılık gelen 428.876,84 TL alacağından vazgeçmiş olmasının hiçbir mantıklı açıklamasının olamayacağını, aşırı oransızlık bulunduğundan gerçek anlamda bir ibradan bahsedilemeyeceğini, bu nedenlerle 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesinin olayda uygulanması gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ... Ajansı Memur Sandığı Tüzüğünün 10. maddesinde öngörülen sandık tazminatının eksik ödenen kısmının tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye, özellikle bilirkişi tarafından davacının ödenenden daha fazla alacağı olduğu tespit edilmiş ise de, davacının Sandıktan 371.746,16 TL tazminat alıp, Sandığı ibra ettiğinin ve taraflar arasında hizmet akdi bulunmadığından 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesinin uyuşmazlıkta uygulama alanı bulamayacağının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/140, K. 2025/3161, T. 29.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2024-140-e-2025-3161-k-bce3546f1f0a