Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2023/366 E. 2025/25414 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/366
- Karar No
- 2025/25414
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2000 E., 2021/773 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/365 E., 2019/470 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : TCK'nın 314/2; 3713 sayılı Kanun'un 3. maddesi delaletiyle 5; TCK’nın 62/1, 53, 58/6, 9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1. Tanık, Ceza Muhakemesinde yargılanan uyuşmazlığın objesi olan fiili doğrudan doğruya beş duyusuyla algılamış olan kişinin hafızasında kalan hususlara kovuşturma evresinde mahkemede anlatmasına tanıklık denir. Tanık beyanı, taraflardan olmayan, fakat olayın tanığı olmuş bir kişinin o olay hakkında beş duyusuyla edindiği bilgileri subüt konusunda karar verecek olan mahkeme veya onun yerine duruşma yaparak tanık dinlemeye yetkili kılınmış bir mahkeme veya hakim huzurunda tanıklık ederken yaptığı sözlü beyandır. Şikayetçi, o dosyada makam itibariyle taraf olmasa da kişi olarak taraftır ve onun beyanı tanık beyanı değil, sanıktan ayrı taraf beyanı olarak değerlendirilmelidir. Bu ilkeler ışığında, duruşma tutanaklarında yer aldığı üzere tanık ... K. ile sanık arasında husumet bulunduğu, diğer tanık beyanlarının ise sanığın örgütsel faaliyetlerine ilişkin bizzat görgüye dayalı beyanlar olmadığı, bir kısmının ise sadece duyum sonucu oluşan yorum niteliğinde olduğu anlaşılmakla, örgütsel gizli haberleşme ağına dahil olmayan, kod adı kullanmayan, kendi savunmasında da örgütsel herhangi bir sohbete katılmadığını ve örgüt içinde yer almadığını savunan sanığın sosyal medya paylaşımınlarının ve bankacılık hareketlerinin hiyerarşik yapıya girip örgütle organik ilişki içinde olduğunu göstermediğinden ve üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak mahkumiyetine yeterli ve kuvvetli başkaca delil elde edilemediğinden sanığın beraati yerine mahkumiyetine hükmedilmesi, 2. Kabul ve uygulamaya göre ise; Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9. maddesinin gösterilmesi gerekirken, uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6. maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Bartın Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.