Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/811 E. 2023/1699 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/811
- Karar No
- 2023/1699
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/654 E., 2019/1557 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2018 tarihli ve 2018/277 Esas, 2018/388 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2019/654 Esas, 2019/1557 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet Savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.12.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; örgüte müzahir şirkette çalıştığı, aynı nitelikteki dernekte yönetim kurulu üyesi olduğu, Zaman gazetesi aleyhine yürütülen soruşturmaları protesto etmek için düzenlenen gösterilere katııldığı, sosyal medyada örgütü över nitelikte paylaşımı bulunduğu, esnaf toplantılarına katıldığı gerekçesi ile sanığın eylemlerinin yardım etme suçunu oluşturduğu halde beraat kararı verilmesinin Kanuna aykırı olduğuna ve kararın sanık aleyhine bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullandığı katlarla irtibatı olduğu anlaşılan, ancak örgütün nihai amacını bildiği, örgütle organik bağ kurarak hiyerarşine dahil olduğu yönünde tanık beyanı veya başkaca herhangi bir delil bulunmayan, münhasıran örgüt mensuplarının kullandığı ByLock iletişim sistemini kullanmadığı, örgütün finans kuruluşu olan Bank ... isimli bankada hesabı bulunmadığı belirlenen sanığın; İstikamet Çalışanlar Derneğine üye olma, örgütle irtibatlı ve iltisaklı Bereket AŞ isimli şirkette fasılalarla çalışma, Zaman gazetesi hakkında yürütülen soruşturmaları protesto etmek amacı ile Muğla ili Sınırsızlık Meydanında yapılan basın açıklaması ve protesto gösterisine katılma ve sosyal medyada paylaşımda bulunma şeklindeki eylemlerinin, ilkokul mezunu olan sanığın dosyaya yansıyan kişisel özellikleri ile hükme esas alınan savunmasının, sempati boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilmelerinin mümkün olmadığı gibi, terör örgütüne yardım etme olarak da değerlendirilemeyecekleri, dosya içerisinde sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin başkaca bir bilgi belge veye beyan da bulunmadığı gerekçesi ile sanığın "Silahlı Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme" suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarıca beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a)Kovuşturma aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK'nın 156. maddesi uyarınca da hakkında re'sen bir müdafii görevlendirilmeyen sanığın, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanması dikkate alındığında, CMK'nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca hakkında müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğu görülmekte ise de anılan yasanın 290. maddesi sarahatine göre sanığın yararına olan iş bu hukuk kuralına aykırılığın, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet savcısına bir hak vermeyeceği gözetilerek bu husus bozma sebebi yapılmamıştır. b) Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 E-2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı kurumda bulaşıkçı/ara eleman olarak çalışan ve aksi kanıtlamayan savunmaya göre amirlerinin telkiniyle iltisaklı derneğe üye olup bir kaç kez çalıştığı kurumda örgütsel içeriği kanıtlanamayan dini sohbetlere katılan sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla dahil olmak suretiyle müsnet suçu işlediğine ilişkin kesin ve yeterli delil ikame olunamamasına nazaran sanığın beraatine dair inceleme konusu hükümde, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası ile gerekçe içeriğine göre hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2019/654 Esas, 2019/1557 sayılı Kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.03.2023 tarihinde karar verildi.