Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/34266 E. 2023/1456 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/34266
- Karar No
- 2023/1456
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.02.2022 tarihli ve 2020/170 Esas, 2022/40 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, Türk Ceza Kanunu'nun 62'inci maddesinin birinci fıkrası, 58'inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2022/349 Esas, 2022/758 sayılı Karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 17.07.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve sanık müdafinin hükme yönelik temyiz sebepleri özetle; 1-Huzurda dinlenilmeyen tanığın beyanının hükme esas alınamayacağına, 2-ByLock verilerinin bilirkişi raporu aldırılmadan hükme esas alındığına ve ID, kullanıcı adı ve şifre gibi bilgilerin tespit edilmediğine, 3-2009-2014 yılları arasında yapılan ankesörlü telefon aramalarının doğrudan örgüt tarafından yapıldığının kabul edilmesine, 4-İlk Derece Mahkemesi kararının yeterli gerekçeyi içermemesine, 5-Hakkında verilen lehe beyanlara itibar edilmeyip tek aleyhe beyana itibar edilmesine ve bu tanığın da etkin pişmanlıktan yararlanmak için bu şekilde beyan verdiğine, 6-Kontörlü hatlardan aranan kişilerin doğrudan örgüt üyesi olarak kabul edilmesinin mümkün olamayacağına ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü ByLock kullanıcısı olduğunun ve ardışık aramalara takıldığının tespiti üzerine hakkında soruşturma başlatılan sanığın, savunması, ByLock sorgu raporları, cgnat kayıtları, ankesörlü arama kayıtları, tanık beyanları, Emniyet Müdürlüğünden gelen yazı cevapları, adli raporlar, tespit tutunakları, nüfus ve adli sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde; Yapılan yargılama, toplanan deliller, mahkememizce belirtilen Yargıtay içtihatları ve tüm dosya kapsamından her ne kadar atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmış ise de asker şahıs olan sanığın örgütle uzun yıllar önce tanıştığı, örgütsel sohbet ve toplantılara katıldığı, çok uzun bir süredir örgütle organik bağ içerisinde bulunduğu ve hiyerarşisine tabi olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile organik bağ içerisinde bulunarak yukarıda ayrıntılarıyla izah edilen ve münhasıran FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin kullanımına sunulan kriptolu iletişim sistemi olan ByLock isimli programı adına kayıtlı olup fiilen kendisinin kullandığı (0532) (...) (..) (..) numaralı hat üzerinden örgütsel manada gizli haberleşmeyi sağlamak maksadıyla telefonuna indirip örgüt üyesi olarak değerlendirilmesi gereken bir süre boyunca kullandığı, bu hususun yine yukarıda belirtilen teknik verilerle ispatlandığı, çalışma hayatı boyunca yapıdan destek aldığı, tanık Ö.B.'nin beyanlarından anlaşıldığı üzere subaylık kursu süresinde Ankara'da örgüt evinde kaldığı, ayrıca asker şahıs olan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri mahrem yapılanması dahilinde yer alarak terör örgütü ile organik bağ içerisinde bulunduğunun yukarıda ayrıntılarıyla izah edilen ve somutlaştırılan çok sayıdaki ankesörlü/sabit hatlardan ardışık/periyodik arama kayıtlarıyla herhangi bir tereddüde mahal bırakılmayacak şekilde mahkememizce anlaşıldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün en temel amaçlarından birinin Türk Silahlı Kuvvetlerine olabildiği kadar örgüt elemanın sızdırıp burada nüfuz ve hakimiyet elde etmek olduğu, bunu da gerçekleştirirken son derece gizli ve illegal yöntemlere başvurduğu, askeriye içerisindeki yapılanma ve oluşuma örgütün büyük önem verdiği ve bu nedenle oldukça büyük bir gizlilik içerisinde bu alanda faaliyetlerini yürüttüğü, örgüt üyesi asker şahısların kendilerinin bağlı olduğu sivil mahrem imamla periyodik olarak örgütsel manada gerçekleştirdikleri mahrem yapılanma toplantılarının koordinesi açısından ankesörlü/sabit hatlarla iletişim metodunun kullanıldığı, bu sayede yukarıda detaylı olarak açıklandığı ve anlatıldığı üzere bir yandan gizliliği sağlamak ve bir yandan da bu gizlilik içerisinde mahrem yapılanmanın faaliyetlerinin devam ettirilmesinin ve bu şekilde toplantılar icra edilerek örgüt üyesi olan asker şahısların örgütten kopmalarının önüne geçilmesinin hedeflendiğinin açıkça anlaşıldığı, bunun icra edilmesi sırasında yine yukarıda belirtilen operasyonel hatların da zaman zaman kullanılarak adeta gizlilik içinde gizliliğin sağlanmasının hedeflendiğinin anlaşıldığı, bu itibarla sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle açıkça sıkı bir organik bağ içerisinde bulunarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylemlerde bulunduğu anlaşılmakla sanığa atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin sanık ve müdafinin istinaf başvurusu üzerine yapmış olduğu incelemede Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin sanık hakkındaki tespitlerinde bir isabetsizlik bulunmadığına kanaat getirerek istinaf başvurusunun esastan reddi yönünde karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Dosyada bulunan ankesörlü telefon ve ardışık arama raporuna göre sanığın 2009-2014 yılları arasında farklı tarihlerde 8 kez ardışık olarak arandığı, bu aramaların Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih ve 2017/956 - 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 - 2017/3 sayılı Kararında ardışık arama ile ilgili belirlenen kriterlere uygun olması karşısında, sanığın ByLock programını kullandığını gösterir ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının dosyaya gelmesi beklenmeden hüküm kurulması sonuca etkili görülmemiştir. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve müdafinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler ve sair hususlar yerinde görülmediğinden sanık hakkında atılı suçtan verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2022/349 Esas, 2022/758 sayılı Kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2023 tarihinde karar verildi.