Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/2977 E. 2023/1736 K. – Silahlı Terör

Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/2977
Karar No
2023/1736
Karar Tarihi
Konu
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/200 E., 2019/178 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek Onama İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiş olup, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2017 tarih ve 2017/23 (E) ve 2017/76 (K) sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.01.2018 tarihli ve 2018/75 Esas, 2018/119 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm usul ve yasaya uygun bulunduğundan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 10.04.2019 tarih, 2019/2441(E.) ve 2019/3468(K.) sayılı kararı ile ...Sanığın yargılandığı ilk derece mahkemesi olan Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.09.2017 tarihli birinci celsesinde mahkeme başkanı olarak Celal Yücel (104776) üye hakimler olarak Ahmet Atasoy (125998) ve Zeynep Bilgen (193776)’in katıldığının gözüktüğü ve bu hakimler tarafından elektronik imza ile imzalandığı, sanık ve vekilinin temyiz dilekçelerinde ısrarla duruşmaya üye hakim Yusuf Hatip (217402)’in katıldığını heyette bayan üye bulunmadığını belirtmeleri karşısında esaslı işlemlerden olan sanık savunmasının alındığı duruşmaya kimlerin katıldığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için yapılan tevdii işlemi üzerine Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesine yazılan müzekkereye verilen 29.01.2019 tarihli cevabi yazıda Kütahya Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığınca mahkemelerinin 14.09.2017 tarihli duruşmasına katılmak üzere Hakim Yusuf Hatip’in görevlendirildiği duruşma zaptında sehven bir ... önce yetkili hakim olarak duruşmalara çıkan Hakim Zeynep Bilgen’in isminin kaldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda CMK'nın 219/1 inci maddesine aykırı olarak duruşmaya katılan hakimden başka bir hakimin duruşma zaptını imzalaması, Bozmayı gerektirmiş yargılama işlemlerinin sanık savunmasından başlayarak yenilenmesi gerektiği anlaşıldığından..." şeklindeki gerekçeyle Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/12/2017 tarih ve 2017/23 (E) ve 2017/76 (K) sayılı kararının BOZULMASINA karar verilmiştir. 4. Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 15.10.2019 tarihli ve 2019/200 Esas, 2019/178 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; "...Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken, uygulama maddesi olarak anılan kanunun 58/7 nci maddesinin gösterilmesi, Yasaya aykırı olduğundan, hükmün CMUK’nun 321 nci maddesi gereğince BOZULMASI, ancak bu husus yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden, aynı yasanın 322 nci maddesi uyarınca, hükmün tekerrürü düzenleyen 6. Paragrafından "ve 58/7" ibaresinin çıkarılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASI..." görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle; sanık ile görüşme hakkının kayıt altına alınarak kısıtlandığına, adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine, savunma hakkının kısıtlandığına, iddialara konu eylemlerin olay tarihinde suç teşkil etmediğine ve o tarihlerde yapının terör örgütü olduğunun bilinmediğine ve ortada terör örgütü olduğuna yönelik ilan bulunmadığına, Bank ... hesap hareketlerinin talimatla yapılmadığına ve bu işlemlerin yasal bankacılık faaliyetleri olduğuna, ByLock'a ilişkin mükerrer iplerin ayrıştırmasının yapılıp yapılmadığının ve sonuçlarının ilgili kurumdan sorulması gerektiğine, ByLock'a ilişkin içerik veya örgütsel görüşmeye yönelik tespit bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; İlk Derece Mahkemesinin Kabulü FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda "....Sanığın, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 14.04.2017 tarih 20177/1443E-4758K numaralı kararında da belirtildiği gibi oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock programını adına kayıtlı olan ve sanık tarafından kullanıldığı tespit edilen (0530) (...) (..) (..) numaralı GSM hattı üzerinden 35758806179140 ve 35173705461491 imei numaralı cep telefonları 220470 İD numarası ile kullandığının ByLock içerik bilgileri, CGNAT kayıtları ve ByLock sorgu sonucu raporu ile ile sabit olması, dosya içerisinde mevcut 28.01.2017 tarihli HTS Analiz Raporuna göre haklarında aynı suçtan işlem yapılan örgütün Kütahya il yapılanmasında yer alan İl imam yardımcısı-Para Kasası Abdullah Köroğlu, Yemen Deli, Bölge İmamı-Finans sorumlusu Süleyman Doğan ve Mali Ana Mütevellide yer alan Mehmet Ceylan gibi şahıslar ile örgütsel anlamda iletişim kurması, örgüt tarafından organize eden örgütsel propaganda,dayanışma ve motivasyonu üst seviyeye taşımak amacıyla düzenlenmiş otel toplantılarına katılması karşısında ; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olma suçunu işlediği, örgütün emir ve talimatlarını hiyerarşik yapı içerisinde yerine getirdiği, bu talimatlar doğrultusunda faaliyette bulunduğu, sanığın eylemlerinin çeşitliliği ve yoğunluğu, üstten aldığı emirleri uygulama konusunda ortaya koyduğu tavırlar, bu emir ve talimatlar doğrultusunda faaliyette bulunması hususları beraber değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği, bu hali ile üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun tüm unsurları ile oluştuğu sabit görülmüş ve sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir..." şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. c) BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad bankacılık işlemlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişilleştirilmesi için yeterli olduğu değerlendirildiğinden sonuca etkili görülmemiştir. d)Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 220470 ID numarası üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan ve örgüt toplantılarına katılan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 15.10.2019 tarihli ve 2019/200 Esas, 2019/178 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/2977, K. 2023/1736, T. 28.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-2977-e-2023-1736-k-a78adb37a560