Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/2332 E. 2021/10659 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/2332
- Karar No
- 2021/10659
- Karar Tarihi
İlk Derece Mahkemesi : Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.01.2019 tarih ve 2017/236 - 2019/2 sayılı kararı Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma 11.04.2017 (Sanık ...(...) yönünden), 16.04.2017 (Sanık ... yönünden), 28.04.2017 (Sanık ... yönünden) Hüküm : 1-Sanıklar ...(...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı; TCK’nın 314/2, 53/1- 2-3, 58/9, 62/1, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 2-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı; TCK’nın 314/2, 221/4-5, 53/1-2-3, 58/9, 62/1, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 3-Sanık ... (...) hakkında; TCK’nın 314/2, 53/1-2-3, 58/9, 62/1, 63, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun “hükmün 3. maddesinin ... yönünden birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı paragraflarında yer alan hükümlerin çıkartılması ile yerine birinci paragraf olarak "sanık ... 'ın adli soruşturma başlamadan gönüllü olarak örgütten ayrıldığını bildirerek örgütün faaliyeti ve bildiği örgüt mensupları hakkında yetkili birime bilgi vererek etkin pişmanlık göstermesi nazara alınarak, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 221/2 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/4-a maddeleri gereğince "ceza verilmesine yer olmadığına", ikinci paragraf olarak "sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulandığından, hakkında TCK'nın 221/5 maddesi gereğince 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına," ibarelerinin eklenmesi suretiyle” düzeltilerek esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanıklar ..., ... (....), ... (...), ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafileri ve sanıklar ..., ..., ...’nun duruşmalı inceleme taleplerinin yasal şartları oluşmadığından CMK'nın 299. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden incelenerek verilen karara yönelik sanık ... müdafii tarafından 03.02.2020 tarihinde temyiz sebeplerini içermeyen süre tutum dilekçesi verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararının sanık müdafiine 12.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği, sanık müdafiince 27.07.2020 tarihinde ayrıntılı temyiz dilekçesinin, CMK'nın 295. maddesinde belirtilen 7 günlük süreden sonra sunulduğu görülmüş ise de, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararının hüküm fıkrasında ve sanık müdafiine gerekçeli kararı tebliğ eden tebligat zarfında CMK'nın 295. maddesinde düzenlenen 7 günlük süreye ilişkin bir ihtaratın bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki temyiz talebinin reddine karar verilmesi yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, I-Sanık ...(...) hakkında verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararına yönelik temyiz incelemesinde; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, II-Sanıklar ..., ...(...), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde; Sanık ...’ın örgütteki konumu ve eylemlerinin yoğunluğuna göre temel ceza belirlenirken alt sınırdan yeteri derecede uzaklaşılarak karar verilmesi gerekirken, örgüt faaliyetleri ve örgüt üyeleri hakkında yeterli bilgi vermeyen ayrıca eylemlerini inkara yönelik beyanlarda bulunan sanıklar ... ve ... hakkında ise TCK'nın 221/4-2. cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık koşullarının oluşmadığı gözetilmeden eksik ceza tatbiki ile hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosyada mevcut diğer delillerin atılı suçun sübutu için yeterli olduğu görülmekle, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili görülmemiş, sanık ... yönünden İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında hükme esas alınan tanık ...’e ait beyan ve teşhisin tanık ...’e ait olarak yazılması sonuca etkili olmayan maddi hata olarak görülmüştür. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar ..., ..., ..., ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak; Yargılama giderlerinin tahsiline karar verilirken, duruşmada SEGBİS vasıtasıyla kaydedilen savunmalarına ilişkin SEGBİS çözüm tutanaklarını düzenleyen bilirkişilere ödenen ücretin yargılama gideri olarak sanıklara yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususların 5271 sayılı CMK'nın 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün yargılama giderlerine ilişkin fıkrasından “ilk celse sesli görüntülü kayıtla yapılan duruşmanın metin haline getirilmesi için bilirkişi ücreti 600,00 TL” bölümünün çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, III- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ve ... hakkında ayrı ayrı kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde; 1- Sanık ... yönünden; Ayrıntıları Dairemizin 27.02.2019 tarih ve 2018/5168, 2019/1370 sayılı kararında açıklandığı üzere; Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan tutuklu yargılaması yapılan sanığın; vekaletnameli müdafiinin savunmasının alındığı 06.10.2017 tarihli 1. celseye katıldığı ancak 04.12.2017 tarihinde vekillikten çekilme dilekçesi verdiği, 04.12.2017 tarihli 2. celse sanığın talebi üzerine mahkemece müdafii görevlendirilmesi için ilgili baroya yazı yazıldığı, görevlendirilen müdafiinin 3. ve 5. celselerde duruşmaya katıldığı, 4. ve 6. celselerde ise mazeret sunduğu, 6. celse sunulan mazeretin mahkemece reddedildiği ve sanığa yeniden müdafii görevlendirilmesi için ilgili baroya yazı yazıldığı ancak iddia makamı tarafından esas hakkında mütalaanın sunulduğu 14.12.2018 tarihli 8. celse ile mahkumiyet hükmünün kurulduğu 04.01.2019 tarihli 9. oturumda CMK'nın 156. maddesi gereğince re'sen bir müdafii görevlendirilmesinin yapılmadığının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK’nın 197. maddesi, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesi ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılanma ilkesi dikkate alınarak; adaletin selameti ve sanığa isnat edilen suçun niteliği dikkate alındığında, sanığın esasa ilişkin son savunmasını yaparken müdafii bulundurulmaksızın yargılanmasının yapılıp hakkında mahkumiyet kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde CMK'nın 101/3, 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi; 2- Sanıklar ..., ..., ..., ve ... yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanıkların, ByLock uygulamasını kullandıklarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduklarına dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, öncelikle ilgili birimlerden ayrıntılı olarak ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının getirtilmesi, tespit ve değerlendirme raporlarının temin edilememesi halinde sanıkların teknik olarak bu programı kullandıklarının tespiti açısından HIS (CGNAT) ve HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, sanıklara atılı suçun vasfının her türlü şüpheden uzak olarak tayin ve tespiti açısından UYAP bilgi havuzunda araştırma yapılarak sanıklar hakkında herhangi bir ifade yahut beyan bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa onaylı örneklerinin getirilerek bu beyanlarla birlikte hüküm verildikten sonra dosyaya geldiği anlaşılan sanık ... yönünden ... ve ..., sanık ... yönünden ... ve ... isimli şahıslara ait ifade ve teşhis tutanakları ile sanık ... yönünden ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması ile FETÖ/PDY emniyet mahrem yapılanması kapsamında ele geçirilen dijital veri inceleme raporunun (sanık hakkında örgüt içi görevinin olmadığı yönündeki bilgiler de dikkate alınarak) duruşmada CMK’nın 217. maddesi uyarınca sanıklar ve müdafilerine okunması, gerekirse de ifade yahut beyan sahiplerinin duruşmada tanık sıfatı ile dinlenerek sonucuna göre sanıkların hukuki konumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı sanık ... yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerinin CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık ... ’nun tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı gözetilerek tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.