Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16376 E. 2023/1208 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/16376
Karar No
2023/1208
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/883 E., 2018/869 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 inci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunulduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.03.2018 tarihli ve 2017/398 Esas, 2018/91 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının birinci cümlesi delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının ikinci cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.05.2018 tarihli ve 2018/883 Esas, 2018/869 sayılı kararı ile istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş ve sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri özetle; sanığın sendika üyeliğinin Anayasal hak olduğuna, sanığa bu nedenle ceza verilemeyeceğine; sanığın eşinin ByLock kullanmasının sanığın aleyhine suç delili olarak kabul edilemeyeceğine; sanığın Bank Asyaya örgüt liderinin talimatıyla para yatırmadığına; sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına; yargılamayı yapan mahkemenin kanuna aykırı olarak teşekkül ettiğine; kararın yasal gerekçeyi içermediğine; sanığın savunma hakkının kısıtlandığına; sanığın eylemlerinin gerçekleştiği tarihte, yapının henüz terör örgütü sayılmadığına; sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine; sanığın yargısal nitelikli Anayasal haklarının ihlal edildiğine, bu nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın örgüt yönetiminin Bank Asyanın kalkındırılması amacıyla çağrıda bulunduğu tarihlere karşılık gelecek şekilde yeni bir katılım hesabı açtırarak Ocak 2014'ten itibaren bankadaki mevduatını arttırdığı, dosya kapsamına göre birden çok bankada farklı tarihlerde birden çok hesaplarının ve kredi kartlarının bulunduğu, sanığın eşinin ByLock kullanıcısı olduğu, 676 sayılı KHK ile kapatılan sendikaya 05.07.2012-10.04.2013 ile 16.12.2013- 24.06.2016 tarihleri arasında üye olduğu unsurları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın sabit kabul edilen eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin yedinci fıkrasında tanımlanan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu oluşturduğu mahkemece kabul edilmiş ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş; ancak, kısa karar ve gerekçeli kararda TCK'nın 62 nci maddesi uygulandığında "1 yıl 13 ay olarak netice cezanın belirlenmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme ve uygulama sonucunda netice cezanın "2 yıl 1 ay hapis cezası" olarak belirlenip fazla ceza tayini yapıldığı, ayrıca suçun ismi ve suç tarihinin karar başlığında yanlış belirtildiği ancak CMK'nın 280/1-a ve 303/1-f maddeleri gereğince bu hususların yeniden yargılamayı gerektirmediği sonucuna varılarak, karar başlığındaki suç isminin "silahlı terör örgütüne yardım etmek" ve suç tarihinin "17.01.2014" olarak değiştirilmesi, ayrıca hüküm fıkrasındaki sanık hakkındaki sonuç cezaya ilişkin "2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına" ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine "1 yıl 13 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına" ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi; yine, mahkemece her ne kadar TCK'nın 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine uygulanmasına karar verilmiş ise de; sanık hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri yerine olayda koşulları oluşmayan TCK'nın 58/9 uncu maddesinin uygulanmasının Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 06.06.2016 tarih 2015/6354 - 2016/3725 Esas sayılı kararında da belirtildiği üzere hatalı olduğu bu nedenle hükümdeki "5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kısmın bütünüyle çıkarılması suretiyle, düzeltilen hükme karşı; sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanığın eşinin ByLock kullanıcısı olmasının suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereğince müsnet suç yönünden delil ya da örgüte yardım faaliyeti olarak kabul edilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; 1. Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunda suç tarihinin yardım teşkil eden eylem ve faaliyetin son olarak gerçekleştiği tarih olduğu kabul edildiğinden, suç tarihinin "22.01.2015" yerine, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlığında “17.01.2014" olarak, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli karar başlığında "05.12.2016” olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hatalar olarak kabul edilmiştir. 2. BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş hesabına örgüt liderinin talimat verdiği tarihle uyumlu olacak şekilde 17.01.2014 tarihinde para yatıran ve FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olduğu için kapatılan Aktif-Sen Sendikasına üye olan sanığın silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetine yönelik kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.05.2018 tarihli ve 2018/883 Esas, 2018/869 sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/16376, K. 2023/1208, T. 14.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-16376-e-2023-1208-k-aa9eafdda767