Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/15443 E. 2023/1099 K. – Terör Örgütü
Konu: Terör Örgütü Propagandası Yapmak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/15443
- Karar No
- 2023/1099
- Karar Tarihi
- Konu
- Terör Örgütü Propagandası Yapmak
İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2886 E., 2017/2856 K. SUÇ : Terör örgütü propagandası yapmak HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.10.2017 tarihli ve 2017/254 Esas, 2017/268 sayılı Kararı ile sanık hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 6 ay 22 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.11.2017 tarihli ve 2017/2886 Esas, 2017/2856 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3. 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına, Facebook hesabından yapılan paylaşımların öznel olaylara yönelik düşünce açıklamaları niteliğinde olduğuna, örgütün cebir, şiddet, veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde paylaşımlar olmadığına , yerel mahkemenin sanığın suç kastını ortaya koymadığına ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Açılan dava üzerine, mahkememizce yapılan yargılama sürecinde, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, mahkememizce edinilen vicdani kanaate göre; -Sanığın kendisine ait Facebook sosyal paylaşım sitesindeki hesabında davaya konu paylaşımları yaptığı iddiasıyla kamu davası açılmıştır. -Sanık hesabın kendisine ait olduğunu, davaya konu paylaşımları kendisinin yaptığını ancak paylaşımların daha öncesinde bir başka yerde yayınlanmış olduğunu, kendisinin sadece bu paylaşımları kendi sayfasında yeniden paylaştığını ifade etmiştir. Paylaşımları yapan kişinin sanık olduğu ikrarı ile sabit olduğundan esas yönünden incelemeye geçilmiştir. -Bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda mahkemizce yapılan değerlendirmede; terör olaylarının tırmanıp ülkenin güneydoğusundaki pekçok yerleşim yerinde sokağa çıkma yasağı ilan edilip PKK terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri arasında fiili çatışmaların yaşandığı dönem ve takip eden tarihlerde sanığın birden fazla paylaşımlarda bulunduğu sabittir. Öncelikle mahkememiz davaya konu paylaşımların hemen hepsinin suç olduğu kanaatinde olmayıp bu bağlamda paylaşımlardan; 23 Mayıs 2016 tarihli: "bir halka sırf mitinge geldiği için bunu yapmak namussuzluktur, Yer Mardin -Kızıltepe, HDPHalktırHalkBurada", 18 Kasım 2016 tarihli: "bu yasada katkısı olanlara tıklarım, dinleri , namusları, ahlakları, vicdanları, şerefleri, kişilikleri, karakterleri erezyona uğramış", 28 Kasım 2016 tarihli : "yerde yatan biziz Tahir sadece bir elçiydi . Unutursak kalbimiz kurusun " , 24 Aralık 2016 tarihli : "Duydun mu Kürt bakışlım olağanüstü hal ilan edilmiş mezopotamyada, sıra bizde yasak bir dille EZ Jİ TE Hezbikim dermisin " , 28 Aralık 2016 tarihli : " Oğlumu cesetlerin arasında aradım, en kısa olanını gösterdiler, oğlum uzun boyludur dedim, beni öperken hep eğilirdi. Roboskiyi unutma 28/12/2011 ", 21 Kasım 2016 tarihli : "seni tutuklayan anlayışa lanet olsun " , 19 Temmuz 2016 tarihli : "sen parmaklarını aç açabildiğin kadar, 2 parmağının arası özgürlüğün duası, iki parmağının arası yarınlarındır, iki parmağının arası güneşin doğuşu, iki parmağının arası coğrafyamdır. iki parmağının arası baharlar, iki parmağının arası esmer yüzlü çocuklardır??????????", Şeklindeki paylaşımların içerik ve beraberlerinde konulan fotoğraflarla birlikte değerlendirildiğinde, siyasi içerikli eleştirel mahiyette olduğu, suçun oluşması için gereken terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit öğelerinden hiçbirini taşımadığı anlaşılmıştır. Bu yönde bir ayrışım yapıldıktan sonra geriye kalan paylaşımlar olan; 20 Mayıs 2016 tarihli terör örgütünün simge isimleri olarak yer alan ve ölü ele geçirilmiş teröristlerin adlarını anarak : "Kemaller, mazlumlar birkaç kişi iken teslim olmadılar size! Şimdi milyonlarımı teslim olacak sanıyorsunuz", 04 Kasım 2016 tarihli sokağa çıkma yasaklarının bulunduğu ve ülkenin Güneydoğusunda pekçok ilde hendek kazarak güvenlik güçlerine karşı silahlı olarak karşılık veren teröristlerin kastedildiği açıkça anlaşılır şekilde kolunda kelepçe olduğu halde zafer işareti yapan bir kişinin resmi ile : "bedeli ne olursa olsun geri adım atmayacağız, onurlu 1 dakika yaşayalım, 100 yıl şerefsiz yaşamaktan iyidir" , 08 Kasım 2016 tarihli : " Kürtlerin kararı da tek bir kişi kalana kadar direnmektir, böyle bir kararı olan halkı da kimse yenilgiye uğratamaz" , 20 Temmuz 2016 tarihli terör örgütü üniforması giymiş ve fotoğrafta silahının kabzesi görünen bir teröristin küçük bir kız çocuğuna çiçek verirkenki resmini paylaşarak: "O kadar cahilsinizki dünyanın en güzel, en onurlu ve en cesur insanlarını yıllarca terörist diye yutturdular" , 05 Mayıs 2016 tarihli : "biz diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmeyi eylemiş bir HALKIZ" şeklinde paylaşımlarda bulunmak suretiyle sanığın PKK terör örgütünün eylemlerini meşru gördüğü/göstermeye çalıştığı ayrıca bu eylemlerin daha da artırılarak sözde mücadelenin daha da yaygınlaştırılması konusunda kişileri etkilemeye çalıştığı anlaşılmaktadır. -Sanığın eylemlerinin gerçekleştirildiği yer, koşullar ve muhatapları, dinleyici kitlesi ve bu kitleyi harekete geçirme potansiyeli taşıdığı kuşkusuzdur. -Paylaşımlardaki terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemi olan silahlı mücadeleyi işaret ettiği konusunda da mahkememizde bir tereddüt bulunmamaktadır. Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yaparak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10/2 maddesinde ve Anayasamızın 26/2 maddesinde belirtilen ulusal güvenliğe, toprak bütünlüğüne, kamu emniyetine, milli güvenliğe, kamu düzenine tehdit eden yasa dışı PKK/KCK terör örgütünün eylemlerini savaş olarak niteleyerek meşru gördüğü/göstermeye çalıştığı anlaşılmışır. -Öte yandan; eylemin gerçekleştirildiği yer, koşullar ve muhatapları ile muhatabı olan kişileri harekete geçirme potansiyeli bulunup bulunmadığı hususları dikkate alındığında; İfadelerin paylaşıldığı dönemdeki ülkenin içinde bulunduğu ortam, resimlerin ve yazının cebir şiddete teşvik edici olması, kamu düzeni ve güvenliğinin bozulması için açık ve yakın tehlike oluşturması gözetildiğinde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında sanığın mahkumiyetine, sanığın aynı suçu işleme iradesi içerisinde farklı tarihlerde Facebook'tan paylaşımlarda bulunmak suretiyle üzerine atılı suçu zincirleme suç şeklinde işlediği anlaşıldığından cezasından TCK'nun 43/1 maddesi uyarınca takdiren 1/4 oranında arttırım yapılmasına, sanığın paylaşımları yaptığını ikrar ederek yargılamaya katkıda bulunmuş olması hususu da nazara alınarak sanık hakkında TCK'nın 62. Maddesinin uygulanmasına karar vermek gerektiği vicdani kanaatine varılmış ve hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince farklı zamanlarda birden fazla kez yaptığı paylaşımların terör örgütünün propagandası suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ise de; sanığın paylaşımlarından 28.12.2016 tarihli "Oğlumu cesetlerin arasında aradım, en kısa olanını gösterdiler, oğlum uzun boyludur dedim, beni öperken hep eğilirdi. Roboskiyi unutma", yazısı ile yaptığı resimli paylaşım, 20 Temmuz 2016 tarihli terör örgütü üniforması giymiş ve fotoğrafta silahının kabzesi görünen bir teröristin küçük bir kız çocuğuna çiçek verirken resmini paylaşarak: "O kadar cahilsinizki dünyanın en güzel, en onurlu ve en cesur insanlarını yıllarca terörist diye yutturdular", şeklindeki paylaşım ve 05.05.2016 tarihli "biz diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmeyi eylemiş bir HALKIZ" şeklindeki resimli paylaşımların mahkemenin gerekçesine nazaran terör örgütünün propagandası suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, mahkemenin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, istinaf başvurusunda bulunan sanığın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Zincirleme suç hükümleri kapsamında sanığın Facebook hesabında Mahkemece kabule alınan paylaşımlardan son paylaşımda bulunduğu tarihte teselsül kesileceğinden İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin "08.11.2016" yerine "05.05.2016" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu düzenleyen 3713 sayılı Kanunun mer’i 7/2. maddesi şöyledir: “(Değişik ikinci fıkra: 11.4.2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:17.10.2019-7188/13 md.) Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Aşağıdaki fiil ve davranışlar da bu fıkra hükümlerine göre cezalandırılır: a) (Mülga: 27.3.2015-6638/10 md.) b) Toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında gerçekleşmese dahi, terör örgütünün üyesi veya destekçisi olduğunu belli edecek şekilde; 1. Örgüte ait amblem, resim veya işaretlerin asılması ya da taşınması, 2. Slogan atılması, 3. Ses cihazları ile yayın yapılması, 4. Terör örgütüne ait amblem, resim veya işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi.” ……. Tarihi seyir içinde Kanunun 12.4.1991 tarihinde yürürlüğü giren ilk hâlinde, 7’inci maddesinin ikinci fıkrası “örgüt mensuplarına yardım eden ve örgütle ilgili propaganda yapanlar” hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve ağır para cezası öngörülmüşken, 19.2.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4744 sayılı Kanunla, ceza miktarları aynı şekilde muhafaza edilerek örgüt propagandası yapma suçunun unsurları değiştirilmiş ve propagandanın suç olması için “terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek şekilde” yapılması şart koşulmuştur. Madde gerekçesinde, her propagandanın değil, sadece terör yöntemlerine başvurmaya özendirecek propagandaların suç olmasının öngörüldüğü ve düşünce özgürlüğü sınırlarının genişletilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu alanda aradığı kriterlere uygun bir düzenleme getirildiği belirtilmiştir. Aynı maddede, 07.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı Kanunla yeniden değişiklik yapılarak propagandanın, “şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde” yapılması halinde suç olacağı kabul edilmiştir. Madde gerekçesinde, örgütle ilgili olsun veya olmasın şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanların cezalandırılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir. 18.7.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5532 sayılı Kanunla, anılan maddeden “yardım eden” ibaresi çıkarılmış, bir tanımlama yapılmamakla birlikte “terör örgütünün propagandasını yapma" suç olarak düzenlenmiş, suçun basın yayın yoluyla işlenmesi hâlinde cezanın yarı oranında artırılacağına ve yayın sorumlularına da adlî para cezası verileceğine dair hükümler ilk defa bu değişiklikle maddeye eklenmiştir. Maddede 11.04.2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunla suçun unsurları açısından en ciddi değişikliğe gidilmiştir. Buna göre ancak; “Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma” durumunda fiil suç teşkil edecektir. Böylece düzenleme, AİHM’in bu konudaki kriterine uygun hale getirilerek son halini almıştır. Bilahare 27.03.2015 tarih 6638 sayılı Kanunun 10 maddesi ile, 7. maddenin 2. fıkrasının son cümlesinin “a” bendi yürürlükten kaldırılmış, maddeye 3. fıkra eklenmiştir. Nihayet 17.10.2019 tarih, 7188 sayılı Kanunun 13. maddesi ile de 7. maddenin 2. fıkrasının son cümlesinden önce gelmek üzere “Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.” cümlesi eklenmiştir. Görüldüğü gibi, safahatta yapılan her değişikliğin ifade ve basın özgürlüğü lehine geliştiği çok açıktır. TDK’ya göre propaganda; “bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı vb. yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca” anlamına gelmektedir. TMK 7/2, 1. cümlede yer alan düzenlemeye göre tipiklik açısından suçun oluşabilmesi için: 1) “Propaganda” niteliğinde bir fiilin işlenmesi, 2) Yapılan propagandanın; • Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek şekilde veya • Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini övecek şekilde veya • Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sanığın kendisine ait olduğunu bildirdiği herkese açık facebook hesabına ilişkin olarak düzenlenen Araştırma Raporu'nda; atılı suça ilişkin birden fazla paylaşım yapıldığının tespit edildiği, sanığın paylaşımlarının kendisine ait olduğunu ikrar ettiği, Mahkemece kabule alınan paylaşımların PKK/KCK terör örgütünün cebir ve şiddet içeren eylemlerini meşru gösteren ve teşvik eden ifadeler içerdiği, örgüt mensuplarının kırsala giderek şiddet ve saldırı faaliyetleri yürütmelerinin övüldüğü, açıklama ile de paylaşımın sahiplenildiği, örgüte sempatiyi artırmak ve aktif desteğini sağlamak amacı taşıdığı nazara alındığında eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.11.2017 tarihli ve 2017/2886 Esas, 2017/2856 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde karar verildi.