Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2010/1858 E. 2010/3791 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/1858
- Karar No
- 2010/3791
- Karar Tarihi
6831 Sayılı Orman Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık ...'nın, 6831 sayılı Kanun'un 91/5, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 59/2, 72, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. Maddeleri uyarınca 330 yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ...Sulh Ceza Mahkemesinin 19.06.2007 tarihli ve 2002/766 esas 2007/438 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine sanığın 6831 sayılı Kanun'un 91/7, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 50 maddeleri uyarınca 500 ve 80 yeni Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair aynı Mahkemenin 04.03.2008 tarihli ve 2008/234 esas, 2008/168 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığının 30.12.2009 ... ve 74826 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2010 tarih ve 2010/6253 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
1- Sanık hakkında verilen 19.06.2007 tarihli ilk hükümde sanığın sonuç olarak 330 yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 04.03.2008 tarihli ikinci hükümde olaya ilişkin olarak uygulanan tüm kanun maddeleri ve sonuç cezalar değerlendirildiğinde birinci hükmün sanık lehine olduğu gözetilmeksizin ikinci hükümde sanığa fazla adli para cezası hükmedilmesinde,
2- 08.02.2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmemesinde
3- 5237 sayılı TCK’nın 7/2, 5252 sayılı kanunun 9/3 maddesindeki “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.12.2005 tarih ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden dosya üzerinden karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması gereğinin ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırı davranmak suçundan sanık ...’nın yargılaması sonunda, 19.06.2007 tarih ve 2002/766 Esas 2007/438 sayılı kararla sanığın 6831 sayılı kanunun 91/5 maddesi uyarınca 1 ay hapis ve 216 lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, 765 sayılı TCK’nın 59/2 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirimle 25 ... hapis ve 180 lira adli para cezası ile cezalandırılmasına,
sanığa verilen hapis cezasının 647 sayılı kanunun 4. maddesi uyarınca günlüğü 6 liradan 150 lira adli para cezasına çevrilmesine, 765 sayılı TCK’nın 72. maddesi uyarınca sanığın sonuçta 330 lira adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
647 sayılı kanunun 4. maddesinde yer alan “uygulama da asıl mahkûmiyet, bu maddeye göre çevrilen para veya tedbirdir. Bu hükmün uygulanması kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” emredici hüküm nedeniyle hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilme para cezaları miktarını bakılmaksızın temyize tabidir.
Kanun yararına bozma isteğinin dayanağını oluşturan 19.6.2007 tarihli karar sanığın yokluğunda verilmiş ve sanığa tebliğ edilmemiştir. Bununla birlikte kararda “miktar yönünden kesin” denilmek suretiyle kanun yolu kapatılmış ve karar aynı ... kesinleştirilerek infaza verilmiştir. Bu şekilde temyiz kanun yoluna tabi olan yerel mahkeme kararı kanuna aykırı şekilde kesinleştirilmiştir. Bu durumda kanun yararına bozmaya konu kesinleşmiş bir karardan söz etmek mümkün değildir.
Buna göre
647 sayılı kanunun 4. maddesindeki emredici hüküm karşısında kararın temyize tabi olan kararın, sanığa tebliğ edilmeden ve miktar yönünden kesin olduğu belirtilmek suretiyle kanun yolunun gösterilmemesi, 5271 sayılı kanunun 40. maddesi hükmü uyarınca eski hale getirme nedeni olup, yerel mahkemenin bu eksikliği gidermeye yeterli, meşruatlı duyuru ile tarafları bilgilendirmesinde zorunluluk bulunması karşısında kararın kesinleşmediği anlaşılmakla, CMK’nın 309 maddesinde öngörülen şartlar oluşmadığından kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, Dosyanın mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.