Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2011/10960 E. 2011/14408 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2011/10960
- Karar No
- 2011/14408
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, tahsis talep tarihine kadar tarım ... sigortalısı olduğunun tesbitiyle, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, davacının tescil tarihinden itibaren 27.12010 yaşlılık aylığı yazılı istek tarihine kadar 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım ... sigortalısı olduğunun ve 5510 sayılı Yasa'nın Geçici 24.maddesinde yer alan prim borçlarını yapılandırma hakkından yararlanma hakkı bulunduğunun tespiti, fazla ödediği primlerin davacıya iadesi, kısmi yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile yaşlılık aylığının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının 01.01.1995-27.1.2010 tarihleri arasında tarım ... sigortalısı olduğunun ve 1.2.2010 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması da (olumsuz) dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur (HUMK m. 237). Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarını kendiliğinden araştırıp inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar varolmalıdır. Somut olayda, ... 1.İş Mahkemesinin 18.6.2009 tarih ve 2006/1373 Esas, 2009/528 Karar sayılı dava dosyasında davacı ...'nın 1994 yılında ürün teslimi nedeniyle yapılan prim kesintisinin Kurum hesabına aktarıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren (dava tarihine kadar) tarım ... sigortalısı olduğunun tespitini talep ettiği, mahkemece davacının 01.01.1995-31.12.1999 tarihleri arasında tarım ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verildiği, davalı Kurum vekilinin temyizi üzerine kararın Dairemizin 13.7.2009 tarihli kararı ile onandığı anlaşılmaktadır. Mahkeme kararında, davacının 1.1.2000-14.3.2006 (dava tarihi) arasındaki döneme yönelik isteminin açıkça reddine karar verilmemiş ise de kararın gerekçesinde davacının tarımsal faaliyetinin 1999 yılı sonuna kadar sürdüğünün belirtilmesi ve davacının da bu kararı temyiz etmemiş olması karşısında 1.1.2000-14.3.2006 (dava tarihi) arasındaki döneme yönelik istemin kanıtlanamadığı gerekçesiyle mahkemece kabul görmediği, bunun yanında davacı vekilinin 14.5.2008 tarihli duruşmada 1999 yılı ve sonrasında prim kesintisi yapılıp yapılmadığına dair araştırma yaptıklarını belirtmesine karşın bu yönde bir delili dosyaya sunmadığı ve böylece davacının 1.1.2000-14.3.2006 (dava tarihi) arasındaki döneme yönelik isteminin mahkemece kabul edilmediği, kesinleşen kararın bu yönünün davacı açısından kesin hüküm teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kararın bu yönü davacı açısından kesin hüküm ifade edeceğinden aynı döneme yönelik yeni bir dava açılması mümkün değildir. Bu nedenlerle 1.1.2000-14.3.2006 (dava tarihi) arasındaki döneme yönelik tarım ... sigortalılığının tespiti isteminin kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. 14.4.2006- 27.1.2010 tarihleri arasındaki dönem yönünden davacının tarım ... sigortalılığını yeniden başlatacak prim kesintisi veya prim ödemesi bulunmamaktadır. Davacının, 25.9.2001 tarihinden itibaren Ziraat Odası kaydı bulunmakta ise de bu kayıt başlıbaşına tarım ... sigortalılığının yeniden başlatılması sonucunu doğurmaz. Bu nedenlerle; 14.4.2006- 27.1.2010 tarihleri arasındaki dönem yönünden sigortalılık koşulları oluşmadığından bu döneme yönelik istemin de reddi gerekir. Öte yandan, davacının Kuruma 5510 sayılı Yasa'dan yararlanmak amacıyla bir başvurusu bulunmadığı halde 21.12.2009 tarihinde ödeme yaparak prim borcunu sona erdirmesi, yaşlılık aylığı yazılı istek tarihinde borcunun bulunmaması, davacıya taşınmaz kaydına dayalı olarak kesintisiz hizmet verilebileceğine yönelik Kurumun 2.6.2010 ve 30.11.2010 tarihli yazıları kesin hükmün hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı gibi 2926 ve 5510 sayılı Yasa'lar kapsamında sigortalılık koşulları bulunmayan dönemler yönünden Medeni Kanunun 2.maddesinde tanımını bulan iyiniyet kurallarından yararlanarak davacıya sigortalılık süresi kazanma hakkı da vermez. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yaşlılık aylığı talebinin yasal koşularının oluşmadığı da gözetilerek davanın tümden reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.