Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/3964 E. 2026/6555 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3964
- Karar No
- 2026/6555
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2053 E., 2025/2870 K. DAVA TÜRÜ : Tapu İptal ve Tescil İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2023/121 E., 2024/198 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından davanın reddi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı taraf, aile konutu niteliğindeki taşınmazın, davalı eş ... tarafından kendisinin rızası alınmadan diğer davalı ...'ye devredildiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ile taşınmazın 1/2'sinin kendi adına ve 1/2'sinin ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz." Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi "Konulmuş olmasa da" eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma, aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple, tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta, aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh "Kurucu" değil "Açıklayıcı" şerh özelliğini taşımaktadır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, "Emredici" niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak "Belirli olan" bir işlem için verilebilir.
4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesi hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte, eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, "Aile birliğinin korunması" amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "Açık rızası bulunmadıkça" aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun başkası adına devir edilerek, tescil edilmesi gibi "Tek başına" bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma "Ancak diğer eşin açık rızası alınarak" yapılabilir. Madde eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin "Açık" olması gerekir.
Somut olayda, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, "... aile konutu tektir, bölünemez. Türk Medeni Kanunu'nun aile konutuna sağladığı himaye de bölünemez. Bu sebeplerle aile konutu olduğu iddia edilen dava konusu taşınmazın 1/2'sinin dahili davalı koca adına tescil edilmesinde davacı kadının hukuki yararı yoktur. Çünkü aile konutu himayesi taşınmazın tamamını kapsar. Yine davacı ... dava konusu taşınmazın 1/2'sinin kendi adına tescilini talep etmişse de bu talebin hukuka aykırı olduğu, taşınmazın eski kayıt maliki olmadığı, davacı ...'nın kendi adına tescil isteminde aktif husumet ehliyeti olmadığı... " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı kadının asıl talebi aile konutundan kaynaklı tapu iptal tescil istemine ilişkindir. Bu bağlamda işin esasına girilerek 4721 sayılı Kanun’un 194 üncü maddesine istinaden dava konusu taşınmazın aile konutu olup olmadığı, aile konutu ise taşınmazın, davalı eş ... tarafından diğer davalı ...'ye devredildiğinde davacı eşin açık rızasının alınıp alınmadığı, açık rıza bulunmadan devir işlemi yapılmış olduğunun tespit edilnmesi halinde ise aile konutu niteliğindeki taşınmazın tapusunun devreden eş adına önceki duruma döndürülerek eş adına kaydedilmesi gerekirken yazılı şekilde "davacı kadının hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti olmadığı" gerekçesi ile ret hükmü kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR: 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.