Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/143 E. 2026/6706 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/143
- Karar No
- 2026/6706
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2235 E., 2025/2875 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Anamur Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2025/196 E., 2025/132 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tedbir nafakası ve tazminatlar ile miktarları, reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Boşanma ve ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan özellikle eşlerin barınmasına (TMK m.186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK m.223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re’sen) almak zorundadır (TMK m.169). Söz konusu madde hükmüne göre, nafakaya hükmedilmesi için boşanma veya ayrılık davasının açılmış olması yeterli olup, kusursuz olmak şartı aranmamıştır. Kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın gerektirici sebebin bulunması halinde hakim re'sen dahi bu maddede sayılan tedbirleri olabilir.
Somut olayda, taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi'nin kaldırma kararından önce verilen ilk 17.05.2022 tarihli kararında kadın lehine aylık 300,00 TL tedbir nafakasına karar verilmiş, bu ilk karara karşı davacı kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır. İlk Derece Mahkemesi tarafından ilk karar ile kadın lehine verilen tedbir nafakası miktarı kadın tarafından istinaf edilmeyerek kesinleşmiş olup, erkek yararına oluşan bu usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin, kaldırma kararından sonra, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, erkek aleyhine olaca şekilde 18.03.2025 tarihli duruşmada (5) nolu ara kararla davacı kadın için lehine 300,00 TL tedbir nafakasının iş bu duruşma tarihi itibariyle 700,00 TL artırılarak aylık 1.000,00 TL'na arttırılmasına karar vermiştir. Mahkemece kaldırma kararı sonrası gerekçeli kararında ise ''Davacı için aylık 300,00 TL tedbir nafakasının dava tarihinden kararın kesinleştiği tarihe kadar devamına'' şeklinde hüküm kurulmuşsa ise de, İlk Derece Mahkemesince tedbir nafakasının miktarı ve başlangıç tarihi hususunda çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. O halde, davacı kadının tedbir nafakası talebi hakkında infazda karışıklığa sebebiyet vermeyecek şekilde, usulü kazanılmış hak da gözetilerek Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca bir değerlendirme yaparak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının tedbir nafakası yönünden BOZULMASINA, 2.Davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.