Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/7420 E. 2026/5358 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7420
Karar No
2026/5358
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1819 E., 2025/743 K. DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 11. Aile Mahkemesi SAYISI : 2023/528 E., 2024/195 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından birleşen ve karşı davalar hakkında verilen hüküm, kusur belirlemesi, tazminatlar ve tedbir nafakası yönünden duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekilleri Avukat ..., Avukat ..., Avukat ... ve Avukat ... ile karşı taraf davacı-karşı davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarında, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde verilen ilk kararda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadın tarafından açılan davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiş, davacı-karşı davalı kadın vekili tarafından tazminatlar, nafakalar, ortak konutun tahsisi kararı yönünden, davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, tazminatlar ve tedbir nafakası yönünden istinaf edilmiş ve istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince verilen ilk kararda boşanma davasının yargılaması sırasında kadın tarafından erkek aleyhine boşanma davası açıldığı, her iki davada da tarafların iddia ve savunmalarının, sunulan delillerin birlikte görülerek değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Gönderme kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ilk kararla boşanma hükmünün kesinleştiği, kadın tarafından açılan birleşen dava ve erkek tarafından açılan karşı davanın konusuz kaldığı, erkeğin asıl dava açıldıktan sonra zina eyleminde bulunduğu ve bu vakıanın da erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle birleşen ve karşı davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kadın yararına 50.000,00 TL tedbir nafakası, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadın yararına 8.000.000,00 TL maddî tazminat, 5.000.000,00 TL manevî tazminat, erkeğin nafaka ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince istinaf edilmiş ve istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamından kadına yüklenecek kusurlu bir davranışın ispatlanmadığı, gelen otel kayıtlarından erkeğin zina eyleminin devam ettiği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, boşanma hükmü kesinleşmesine rağmen kadın yararına tedbir nafakası takdiri ve miktarının artırılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı erkek vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin karar gerekçesinin düzeltilmesine ve kadın yararına boşanma hükmünün kesinleştiği tarihe kadar aylık 4.000,00 TL tedbir nafakasına, davacı-karşı davalı kadın vekilinin tüm, davalı-karşı davacı erkek vekilinin ise diğer yönlere ilişkin istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı-karşı davacı erkek vekilince yukarıda belirtildiği üzere temyiz edilmiştir. Her ne kadar Mahkemece gelen otel kayıtlarından erkeğin zina eyleminin halen devam ettiği ve bu vakıanın da erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği belirtilmişse de eşlerin evlilik birliğinin ve bu birlikten doğan sadakat yükümlülüklerinin 23.09.2020 tarihinde boşanmaya ilişkin kararın kesinleşmesi ile sona erdiği, dolayısıyla kadın eş tarafından zina hukuki sebebine dayalı davanın açıldığı tarihte tarafların birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğünün bulunmadığı, evlilik birliği sona erdikten sonra yeniden boşanma davası açılamayacağı, dolayısıyla kadın eş tarafından açılan birleşen boşanma davasının kusur belirlemesi yönünden asıl davaya bir etkisi bulunmayacağı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Mahkemece bu husus gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu birleşen boşanma davasında erkeğe kusur yüklenmesi kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

3.Somut uyuşmazlıkta, davacı-karşı davalı kadın vekili asıl dava dilekçesinde 5.000.000,00 TL maddî tazminat talep etmişken birleşen boşanma dava dilekçesinde maddî tazminat talebini 20.000.000,00 TL olarak belirtmiştir. Birleşen boşanma davası asıl davadaki boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra açılmakla dinlenebilir nitelikte değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hal böyle iken Mahkemece talep aşılarak kadın yararına aylık 8.000.000,00 TL maddî tazminata hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) ve (3) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere kusur belirlemesi ve kadının yararına hükmedilen maddî tazminat yönünden BOZULMASINA,

2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davalı-karşı davacı erkek vekilinin sair temyiz tirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı-karşı davalı ...'dan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davalı-karşı davalı ...'e verilmesine,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/7420, K. 2026/5358, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-7420-e-2026-5358-k-7fc587c742d6