Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/1732 E. 2025/8441 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1732
- Karar No
- 2025/8441
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3114 E., 2025/60 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, maddî ve manevî tazminat talebinin reddi, yoksulluk ve iştirak nafakası miktarı yönünden temyiz edilmiş olup, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda; davacı-karşı davalı erkeğe " eve geç gelme, otizm hastası ortak çocuk ile ilgilenmeme, ortak çocuğa "piç " olarak hitap etme, kadına "götür piçini" şeklinde sözler söyleme" vakıaları, davalı-karşı davacı kadına ise "erkeğe "sen adam mısın " şeklinde sözler söyleyerek aşağılama, ortak çocuğu babası ile görüştürmeme, sonradan aile büyükleri tarafları barıştırmak için araya girdiğinde barışmaya yanaşmayarak fiili ayrılığı sürdürme ve ailesinin etkisi altında kalma" vakaları kusur olarak yüklenmiş ve boşanmaya sebebiyet veren olaylarda bu kusurlu davranışlar nedeniyle taraflar eşit kusurlu kabul edilerek her iki davanın da kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm yukarıda sınırlandırıldığı şekilde davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın yapılan incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflar eşit kusurlu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de erkeğin kendi çocuğuna "piç" diye hitap ettiği tanık beyanı ile sabit iken, kadına "ortak çocuğu erkeğe göstermeme" vakıasının kusur olarak yüklenmesi çelişkili olup doğru olmamıştır. Zira ayrı yaşama sırasında kadının kendi ailesinin yanında yaşadığı ve adresi de belli olduğu halde dinlenen tanık beyanlarından da görüleceği üzere erkeğin çocuğunu görmeye hiç gelmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle bu vakıa kadına kusur olarak yüklenemez. Ayrıca kadına kusur olarak yüklenen "aile büyükleri tarafları barıştırmak için araya girdiğinde barışmaya yanaşmayarak fiili ayrılığı sürdürme ve ailesinin etkisi altında kalma" vakıaları yönünden ise kadının barışma konusunu ailesiyle istişare etmesi ve bu istişare sonucunda barışmak istememesi vakıalarının da kadına kusur olarak yüklenmesi hatalı olmuştur. Gerçekleşen bu durum karşısında kadının kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurları ile erkeğin istinaf edilmeyerek kesinleşen kusurları hep birlikte değerlendirildiğinde, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının ise daha az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle iken Mahkemece bu husus gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda taraflarının eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın lehine takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi gereğince daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
5.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuğun ihtiyaçlarına nazaran ortak çocuk .... yararına takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece, 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri ile yoksulluk ve iştirak nafakasının miktarları yönlerinden ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri ile yoksulluk ve iştirak nafakasının miktarları yönlerinden kadın yararına BOZULMASINA,
3.Davalı-karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.