Yargıtay · 2. Hukuk Dairesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/8100 E. 2025/9205 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8100
Karar No
2025/9205
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/730 E., 2024/1370 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/219 E., 2022/856 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı -karşı davalı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, manevî tazminat talebinin reddi, maddî tazminat miktarı, nafaka taleplerinin reddi, iştirak nafakasının miktarı, çocuğun velâyetinin tedbiren kendisine verilmesi ve çocuk için tedbir nafakası verilmesi gerektiği yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı -karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Taraflarca açılan karşılıklı boşanma davalarında İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının nafaka taleplerinin reddine, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesi ile her ikisinin de tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, kararın her iki taraf vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kusura ilişkin gerekçenin düzeltilmesine, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı karşı davacı erkeğin daha ağır kusurlu olduğunun tespitine, davacı -karşı davalı kadın yararına maddi tazminata hükmedilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışların yanı sıra davalı- karşı davacı erkeğin; eşinin ve çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamadığı, davacı- karşı davalı kadın için '' İstanbul`da yapamaz, o köyde yaşayan bir insan, benim yanıma yakışmıyor, ben onu sadece annem ve babama hizmet etsin diye aldım, ağzı kokuyor, istemiyorum, nefret ediyorum '' şeklinde sözler söyleyerek aşağıladığı anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, tazminat talep eden tarafın, kusursuz veya diğer tarafa göre az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunması gerekir. Davalı- karşı davacı erkeğin yukarıdaki paragrafta yazılı sözlerle davacı karşı davalı kadını aşağılaması, kadının kişilik değerlerine saldırı niteliğinde ve manevî tazminatı gerektirir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacı karşı davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, kadının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 3. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden, boşanmanın kesinleştiği tarihe kadar geçerli olmak üzere davacı- karşı davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakası hükmedilmesi gerekirken, kadının tedbir nafakası talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

4. Boşanan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedebilmek için, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması gerekir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince kadının, kuruyemiş dükkanında tezgahtar olarak çalıştığı, asgari ücret aldığı gerekçesi ile kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, kadının asgari ücret düzeyinde gelirinin olduğu ve asgari ücret düzeyindeki gelirin erkeğin ekonomik ve sosyal durumu gözetildiğinde kadını yoksulluktan kurtarmayacağı anlaşılmaktadır. (HGK 24.12.20 14... /2-1364 Esas - 2014/1082 Karar sayılı kararı). Somut olayda yoksulluk nafakası koşulları kadın yararına gerçekleşmiştir. Bu durumda erkeğin sosyal ve ekonomik durumu da göz önüne alınarak kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) , (3) ve (4) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere davacı- karşı davalı kadın yararına manevî tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA,

2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı karşı davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine,

Dosyanın İlgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/8100, K. 2025/9205, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-hukuk-dairesi-2025-8100-e-2025-9205-k-750f44d891ec