Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/10895 E. 2025/14494 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10895
- Karar No
- 2025/14494
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1158 E., 2025/1237 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/229 Esas - 2013/210 Karar
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; ... Üniversitesi ... Bilimleri Enstitüsünde işçi kadrosunda bulunmasına rağmen yıllardır maaş mutemetliği yapan davalı ...'un 01.01.2006 tarihinden 31.12.2012 tarihine kadar geçen süreçte personeller adına toplu olarak tahakkuk ettirilen meblağların, her alt birim adına ilgili banka şubesinde, birim adına bir “ara hesap” açılarak, bu “ara hesaba” toplu olarak gönderilmesi suretiyle kendi adına haksız kazanç elde ettiğinin belirlendiğini, gerek idari gerekse adli olarak konunun incelenmesi ve oluşan kamu zararının tespiti ve tahsilinin gerekliliği konusunda 28.12.2012 tarihinde muhasebe yetkilisi ve Daire Başkanı tarafından tutanak tutulduğunu, davalının zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık eylemlerinin, 01.01.2006 tarihinde başladığı, idareleri tarafından 29.01.2013 tarihli 17507090/1408-423 sayılı soruşturma onayı ile ceza soruşturmasının açıldığını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakelemeri Kanunu'nu (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 1.798.090,59 TL kurum zararının davalının hesabına aktarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 1.895.455,34 TL'ye yükseltmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/106 E sayılı dosyasından sanık ...' un nitelikli dolandırıcılık ve zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik yollarıyla kamu zararına neden olduğu gerekçesi ile yargılandığını, soruşturma sırasında ifadesi alınan ...'un, ek ders ücret bordrolarını ve puantajları ... Üniversitesi ... Bilimleri Enstitüsünde görevli Enstitü Sekreteri Dr. ...' nın talimatı ile düzenlendiği ve uhdesine geçirdiği paraların bir kısmını ...'ya verdiği beyanları üzerine ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın davalının suça iştiraki olduğu yönündeki ... no'lu iddianamesinin hazırlandığını, davalının gerçekleştirme görevlisi olduğunu belirterek 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi gereğince 1.803.146,67 TL'lik kamu zararının oluştuğu tarihler dikkate alınarak kademeli olarak hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 1.895.455,34 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, davacının delil listesinde göstermiş olduğu İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/118479 Hazırlık dosyası incelendiğinde zimmetine para geçiren şahsın müvekkili değil, firari sanık olan mutemet olduğunun anlaşılacağını, bu nedenle davacının sadece müvekkili hakkında dava açmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin mutemet olmadığını, işçi statüsünde bir görevli olup iş akdinde mutemetlik görevinin bulunmadığını, dava tarihi olan 11.02.2013 tarihinden daha önceki zararlarını talep etme hakkının olmadığını, var olduğunu iddia ettiği bu zararların zamanaşımına uğradığını, bu nedenle müvekkilinin sadece 11.02.20 12... .12.2012 tarihleri arasındaki hesaplardan hukuken sorumlu tutulabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; mevcut dava ile İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/229 Esas nolu dosyasının birleştirilmesine itiraz ederek müvekkili hakkındaki iddiaların somutlaştırılmadığını, davada delillerin yer almadığını, davanın belirsiz alacak davasının şartlarını taşımadığını, ihtiyati hacze itiraz ettiğini, müvekkilinin ... Üniversitesi ... Bilimleri Enstitüsünde Enstitü Sekreterliği görevini yürüttüğünü, Enstitüde ödenen ek ders ücretleri ile tahakkuk eden ek ders ücretleri arasındaki farklılığı müvekkilinin tespit ettiğini ve müvekkilinin isteği ile araştırma başlatıldığını, durumun Enstitü Müdürüne ve Rektörlüğe aktarıldığını, fazladan ve yersiz yapılan ödemelerin kurumda mutemet-muhasebeci olarak çalışan aynı zamanda diğer davalı olan ...'un hesabına yatırıldığının müvekkili tarafından ortaya çıkarıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli ve 2013/68 Esas, 2022/546 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın kabulüne, 1.895.455,34 TL'nin 16.08.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda tabloda gösterilen her bir ödeme için ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dava ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...'dan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 27.000,00 TL'nin davalı ...'nın hesabına aktarılma tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl dava ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2023 tarihli, 2023/920 Esas ve 2023/1905 Karar sayılı kararı ile birleşen davada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi olan İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/68 Esas - 2022/546 Karar sayılı 22.12.2022 tarihli kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; asıl davanın kabulüne, 1.895.455,34 TL'nin 16.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda tabloda gösterilen her bir alacak kaleminin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte birleşen dava ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...'dan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 1.895.455,34 TL'nin 16.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda tabloda gösterilen her bir alacak kaleminin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte asıl dava ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2023 tarihli kararının süresi içinde birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 04.11.2024 tarihli, 2023/11926 Esas ve 2024/10259 Karar sayılı ilamı ile; Bölge Adliye Mahkemesince; birleşen davada davalı ...'nın, diğer davalı ...'un eylemine iştiraki olmadığı anlaşılmasına göre davalı ...'nın hesabına geçen 27.000,00 TL'yi aşan miktar yönünden anılan davalının çalışma koşulları, işin niteliği, olayın oluş şekli ve 6098 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinde yer alan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde davalı ... lehine uygun bir miktar hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; birleşen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl davanın kabulüne, 1.895.455,34 TL'nin 16.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda tabloda gösterilen her bir alacak kaleminin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacı idareye verilmesine, (birleşen davada kurulan hüküm ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), birleşen davanın kısmen kabulüne, 1.121.073,20 TL ile 27.000,00 TL olmak üzere toplam 1.148.073,20 TL'nin 16.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda tabloda gösterilen her bir alacak kaleminin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline ve davacı idareye verilmesine (asıl davada kurulan hüküm ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; birleşen davada davalının görevi kötüye kullanmak suretiyle kurum zararına neden olduğunu, ceza mahkemesinde bu eylemi nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiğini, doğan zararın tamamından birleşen davalının da sorumlu olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... ile müvekkilinin eylem ve fikir birliği içerisinde hareket etmediğinin Yargıtay bozma ilamında belirtildiğini ve İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/53 Esas sayılı dosyası ile de sabit olduğunu, bu gerekçenin hakkaniyet indiriminin değil davalılar arasında müşterek ve müteselsil sorumluluğun bulunmadığının gerekçesi olarak ifade edilebileceğini, hukuk mahkemesinin esas itibariyle bu kabul ile bağlı olduğunu, davalı ...'un eylemlerinin müvekkilinin gayret ve çabası ile ortaya çıkartıldığını, Yargıtay bozma ilamında da kabul edildiği gibi davalı ...'un hesabından müvekkilinin hesabına suça konu paranın bir bölümünün de olsa aktarıldığına dair hiçbir delil bulunmadığını, suçtan kaynaklanan 1.895.455,34 TL'nin bir kısmının dahi olsa müvekkilinin uhdesine geçirildiğine dair hiçbir delil veya emare bulunmadığını, çünkü müvekkilinin mal varlığında hiçbir artış bulunmadığını, ceza dava dosyasında belirtildiği ve mahkemece de kabul edildiği biçimi ile müvekkili hakkında ...'un gösterdiği ve dinlenilmesini talep ettiği tanıkların anlatımlarının doğru olmadığını, bunların tamamen asıl davada davalı tarafından ikna edilmiş kimseler olduğunun açıkça ispat edildiğini, müvekkilinin bir ihmalinin bulunduğu kabul edilse bile meydana gelen zarar ile bu ihmal arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, çünkü davalı ...'un kasıtlı davranışları yani resmi evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık eylemlerinin söz konusu olup bu durumun illiyet bağını kopardığını, müvekkilinin doğan bu zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili hakkında açılmış davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, hakkaniyet indirimi oranının düşük olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada davalının nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik eylemleri, birleşen davada ise davalının denetleme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle davacı kurumun uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve birleşen davada davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 2547 sayılı Yasanın 56/b maddesi gereğince davacı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.