Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/6220 E. 2026/11695 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/6220
- Karar No
- 2026/11695
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/432 E., 2023/676 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca vekille takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, Dairemizin 18.09.2025 tarihli tevdii ilamı üzerine gerekçeli kararın dosya içerisinde mevcut vekaletname uyarınca katılma talebinde bulunan suçtan zarar gören şirket vekiline tebliği yerine, suçtan zarar gören şirkete tebliğ edilmesi karşısında, yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve suçtan zarar gören şirket vekilinin öğrenme üzerine sunduğu 16.12.2025 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu; Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyiz hakkı bulunduğu belirlenen ve katılma talebi hakkında bir karar verilmeyen suçtan zarar gören ...'nin duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmediği ve suçtan zarar gören şirket vekilinin öğrenme üzerine 16.12.2025 tarihli dilekçesi ile kararı temyiz ettiği anlaşılmakla, aynı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören ...'nin kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında sanığın gözaltında geçirdiği sürenin gösterilmemesi mahallinde eklenmesi mümkün bir eksiklik olarak görülmüş, sanığın gözaltında geçirdiği süre 5237 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca cezasından mahsup edilmemiş ise de, bu süre infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş olması karşısında, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi uyarınca, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Lehe bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL maktu vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine karar verilmesi ve hüküm fıkrasından yargılama giderlerine dair bölüm çıkarılarak yerine "Bozma kararından önceki ilk kararda belirtilen yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline, bozma sonrası yargılama giderlerinin ise aleyhe temyiz olmaması nedeniyle Hazine üzerinde bırakılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.