Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/2181 E. 2026/7797 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2181
- Karar No
- 2026/7797
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2215 E., 2025/2865 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
I) Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-b maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını arttırmayan Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmaması karşısında incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak REDDİNE,
II) Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, ''Sanığın savunma hakkının ihlal edildiğine, sunmuş olduğu lehe deliller ve lehe ifadelerin dikkate alınmadığına, sanığın beyanlarına neden üstünlük tanınmadığı hakkında gerekçe oluşturulmadığına, soyut, duruşmada okunmayan ve tartışılmayan deliller ile karar verildiğine, sanığın etkin pişmanlık hükümleri uyarınca zararın tamamını giderdiğine, ancak buna rağmen hakkında HAGB kararı verilmediğine, alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin somut olarak ortaya konulmadığına, sanığın atılı suçu işleyip işlemediğinin tam olarak ortaya konulmadığına, dava konusu eylemi yapan şahısların kesin olarak tespit edilemediğine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede, Hapis cezasına mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmemiş ise de, aynı Kanun'un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar hukuka uygun bulunduğundan sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.