Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/16622 E. 2025/2193 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/16622
- Karar No
- 2025/2193
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/555 E., 2016/200 K. SUÇTAN ZARAR GÖREN : İçişleri Bakanlığı SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, kamu malına zarar verme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekili, sanık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Katılan sıfatını alabilecek surette kamu malına zarar verme suçundan zarar görmüş bulunan ve usulüne uygun tebliğ ile duruşma gününden haberdar edilip davaya katılma olanağı sağlanmayan, ancak sanık hakkındaki hükmü temyiz ederek katılma iradesi gösteren İçişleri Bakanlığı’nın 5271 sayılı CMK'nın 260/1. madde ve fıkrası uyarınca, hükmü temyize hakkı olduğu ve hükmü temyiz etmekle kamu davasına katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşılmakla, suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı'nın kamu malına zarar verme suçundan açılan kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan incelemede; Sanığın kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçlarından eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 152/1-a, 265/1, 125/1-3-a, 125/4. maddeleri uyarınca öngörülen cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 17.03.2016 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.