Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/10229 E. 2025/2395 K.
Konu: Karşılıksız Yararlanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/10229
- Karar No
- 2025/2395
- Karar Tarihi
- Konu
- Karşılıksız Yararlanma
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1628 E. 2024/802 K. SUÇ : Karşılıksız Yararlanma HÜKÜM : İlk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz talebinin şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmediği, suç tutanağının başlı başına delil olamayacağı, tutanağın sanığın gıyabında düzenlendiği, tanıkların sanık lehine beyanda bulundukları, vekalet ücretinin de hatalı hükmedildiğine yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1) 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun'un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun cezasız ve vergili gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan aynı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması hâlinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekmektedir. Sanık hakkında abonesiz ve sayaçsız olarak inşaatta kaçak su kullandığından bahisle kaçak su kullanması nedeniyle 22.11.2017 tarihinde kaçak su tutanağı düzenlendiği olayda, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan rapora göre kurumun gerçek zararının vergili cezasız olarak 3.578,00 TL olarak belirlendiği, soruşturma aşamasında yukarıda açıklanan usule uygun şekilde ihtar işlemi yapılmadığından sanığa "belirlenen tutarı verilecek makul sürede ödemesi hâlinde hakkında TCK'nın 168. maddesi gereği düşme kararı verileceği, aksi takdirde mevcut hâliyle dosyanın karara bağlanacağı" şeklinde ihtarat yapılmadan eksik kovuşturmayla hakkında yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, 2)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14. maddesinin 1. fıkrasının yollamasıyla tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen "İstinaf yolu ile görülen birden fazla duruşması veya keşif gibi avukatın da bulunması gereken sair işlemleri olan işler için" kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum yararına, mahkûm olan sanık aleyhine bir kez maktu vekalet ücreti tayin olunması gerektiğinin gözetilmeden, ilk derece mahkemesi aşaması için ayrıca vekâlet ücretine hükmolunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.