Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/7356 E. 2024/17169 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/7356
- Karar No
- 2024/17169
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ:Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2019/481 E., 2021/378 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR: ..., ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma I)Suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 13.12.2022 tarihli ve 329-797 sayılı ilâmında da açıklandığı üzere önceki kararı temyiz etmeyen veya temyiz talebi reddedilen hükümlünün sonraki hükmü temyiz edemeyeceğine ilişkin ilke ve kabuller karşısında; Yargıtay 13. Ceza Dairesinin, 18.06.2019 tarihli ve 2018/16529 Esas, 2019/10371 Karar sayılı kararındaki diğer suça sürüklenen çocuk ... hakkındaki lehe bozmanın, 04.02.2015 tarihli hükmü süresinde temyiz etmeyen suça sürüklenen çocuk ...'a sirayet ettirilmesinin, suça sürüklenen çocuğa bozmadan sonra verilen 02.11.2021 tarihli hükmü temyiz hakkı vermeyeceği ve sirayet müessesesinin yasal sonucu gereği hükümlünün bu hükmü temyiz etme yetkisi bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 325. maddesi gereği lehe bozmadan sirayet nedeniyle yararlanan suça sürüklenen çocuk hakkında, bozma sonrası mahkûmiyet hükmüne yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi delaletiyle 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE, II)Suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde; Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Diğer temiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1)Şikâyetçiye ait yolda park hâlinde bulunan motosikletin suça sürüklenen çocuk tarafından çalınması eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesine uyduğu gözetilmeden, aynı Kanun'un 142/2-h maddesi uyarınca hüküm kurulması, 2)Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdirî bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden, İlk Derece Mahkemesinin tensip zaptında " suça sürüklenen çocukların 15 yaşından büyük olması nedeniyle 5395 Sayılı yasanın ilgili yönetmelik hükümlerine göre hakkında sosyal inceleme raporu alınmasına takdiren yer olmadığına," şeklindeki gerekçe ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 3)Hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 31/3 ve 62. maddelerine göre belirlenen 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezasının, 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gözetilip sonuç olarak 1 yıl 4 ay hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde 1 yıl 4 ay hapis cezası tayin edilmesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.