Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/6778 E. 2024/21974 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/6778
Karar No
2024/21974
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/45 E., 2022/222 K. - 2004/160 E., 2007/45 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un. 1-0 maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, aynı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında; sanığın yokluğunda verilen 05.03.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın duruşmada bildirdiği ile aynı olan MERNİS adresine MERNİS şerhi ile tebliğe çıkarılması sebepleriyle tebliğ işleminin geçersiz olduğu anlaşılmakla; mahkemece yapılan hükmün kesinleştirilmesinin usulüne uygun olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği, denetim süresinin işlemeye başlamadığı, hükmün açıklanmasına ilişkin 26.05.2022 tarihli kararın hukuken geçerliliği bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın inceleme dışı sanıklarla birlikte BOTAŞ boru hattını delerek petrol çalmaya teşebbüs etmeleri şeklindeki eylemine uyan 765 sayılı Kanun'un 493/1-son. maddesinde belirtilen suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, aynı Kanun’un 102/3, 104/2. maddelerine göre hesaplanan olağan dava zamanaşımı süresinin 10 yıl, olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 15 yıl olduğu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un aynı suça uyan 142/3, 143/1 maddelerinde belirtilen suçlar için öngörülen cezaların türleri ve yukarı sınırlarına göre, aynı Kanun’un 66/1-d, 67/4. maddelerine göre hesaplanan olağan dava zamanaşımı süresinin 15 yıl, olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 22 yıl 6 ay olduğu, böylece zamanaşımı hükümleri yönünden lehe olduğu belirlenen 765 sayılı Kanun'un 102/3. maddesinde öngörülen dava zamanaşımı bakımından 765 sayılı Kanun hükümlerinin sanık yararına olması nazara alınarak ve 10 yıllık asli dava zamanaşımının, 29.03.2007 olan mahkûmiyet tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan kurum vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/6778, K. 2024/21974, T. 30.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-6778-e-2024-21974-k-4a582355942e