Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/3781 E. 2025/14187 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/3781
Karar No
2025/14187
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2019/584 E., 2020/1577 K. SUÇLAR: Hırsızlık, mala zarar verme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 295/1. maddesi uyarınca “Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.” hükmünün bulunduğu, sanıklar müdafiinin 28.09.2020 tarihinde yüzüne karşı verilen hükümlere karşı temyiz süre tutum dilekçesi sunduğu, bu dilekçesinde temyiz sebebini bildirmediği, karar tebliğ edildiğinde ayrıntılı olarak temyiz dilekçesi sunacaklarını belirttiği, gerekçeli kararın 16.10.2020 tarihinde kendisine tebliğ edildiği, ancak tebligatta ve gerekçeli kararda "7 günlük yasal süre içinde ek gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmadığı takdirde temyiz talebinin reddedileceğine ilişkin" ihtaratın bulunmaması nedeniyle, Anayasa Mahkemesinin 08.03.2023 tarih, 2019/... nolu bireysel başvuru kararı da dikkate alınarak, sanıklar müdafiinin 05.11.2020 tarihli gerekçeli ek dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerektiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin '”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır” ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanıklar müdafiinin temyiz isteminin sadece mağdurun en son beyanları, yani bölge adliye mahkemesinde verdiği beyanları dikkate alınarak, doğru kabul edilerek karar verildiğine, oysa mağdurun bütün beyanlarının birbiri ile çelişkili olduğuna, her iki sanık açısından da hırsızlık suçunun unsurlarının oluşmadığına, mağdurun çelişkili ifadelerinden başka delil bulunmadığına, gelip de evini dağınık bulan bir kişinin ziynet eşyalarını merak etmemesinin, yatıp uyumasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, hatta evi dağınık görmese bile çekmeceye para bırakan birisinin eve döndüğünde ilk olarak orayı kontrol edeceğine, mağdurun Ankara'da ev taşıdığı için ziynet eşyalarını ve parasını çalınma ve kaybolma ihtimaline karşı ... kuyumcu torbasının içinde, köydeki evde yatak odasının önünde bulunan masanın çekmecesine koyduğunu ve 2 gün sonra döneceği için buraya bırakıp Ankara'ya gittiğini belirttiğine, küçük bir kırmızı ... kuyumcu torbasına sığabilecek bu kadar kıymetli eşya ve paranın bir kaç gün boş kalacak, durulmayan, kapısı kolayca açılabilen bir evde bırakılmasının da hayatın doğal akışına aykırı olduğuna, çantada kolayca muhafaza edilebilecek eşyaların durulmayan evde bırakılmasının akıllara ziyan bir davranış olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar müdafiinin diğer temyiz nedenleri reddedilmiştir. Ancak, 1. Ankara'da ikâmet etmekte olan şikâyetçinin vefat eden babasından kalan ve ara sıra giderek birkaç gün kaldığını belirttiği Kastamonu ili ... ilçesi ... köyündeki evden, 1 adet pırlanta tek taş yüzük, 1 adet alyans, 5 adet 22 ayar bilezik ve 1000 dolar parasının çalındığını beyan ederek kolluk güçlerine müracaatta bulunduğunun; güvenlik kamera görüntülerinden eve girdiği tespit edilen sanıkların aşamalarda istikrarlı bir şekilde hırsızlık amacıyla eve girdiklerini, çalacak değerli bir şey bulamadıklarını, bakır kapları bir araya topladıklarını ve ertesi gün arabayla gelip almak için plan yaparak evden ayrıldıklarını beyan ettiklerinin; olay günü şikâyetçi ile birlikte köydeki eve gelen arkadaşı ...'un, geldiklerinde evin dağıtılmış olduğunu gördüklerini, şikâyetçi ...'nin kendisine evin altında bulunan bakır kazanları toplayıp büyük bir kazanın içine koyduklarını söylediğini, daha sonra bunları birlikte evin içindeki kilere taşıdıklarını, şikâyetçinin altın ziynet eşyaları ve para ile ilgili kendisine bir şey söylemediğini, olay gecesi yatıp uyuduklarını, sabah da birlikte ...'ya kahvaltı etmeye gittiklerini, sonrasında ...'nin şikâyetçi olacağını söylediğini beyan ettiğinin; tanık olarak beyanı alınan ...'ın da, şikâyetçi ...’nin abisi ...’in, babasına altın borcu olduğunu, bu borcu ödemesi için ...’e süre verdiğini, bunu abisine iletmesi için ...’nin kapısına gittiğini, eve hırsız girdiğini, bakır kapları bir araya topladığını, pirincinin döküldüğünü söylediğini, kendisine altınının çalındığını söylemediğini ve telaşlı da görünmediğini beyan ettiğinin; gece vakti eve gelen ve evin dağınık olduğunu fark eden şikâyetçinin altınlarını ve parasını kontrol etmeden yatıp uyumasının, sabah altınlarının ve parasının çalındığını fark etmesine rağmen önce ilçe merkezine kahvaltı yapmaya gitmesinin ve sonrasında şikâyetçi olmaya karar vererek günün ilerleyen saatlerinde kolluğa müracaat etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığının; şikâyetçinin İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada yaklaşık 7.000,00 TL değerindeki altın ve dövizinin çalındığını, sanıklar tarafından yaklaşık bir hafta sonra iade edildiğini belirtmesine rağmen istinaf yargılaması sırasında 1.500,00 TL parası ile bakır kapların çalındığını, sanık ...'in babasının aile dostu olduğunu ve olaydan bir hafta sonra sanık ...'in babasının 1.500,00 TL parasını iade ettiğini, daha önce 7.000,00 TL değerinde altın ve dövizin çalındığını beyan etmiş ise de o kadar altın ve döviz çalınmadığını belirttiğinin; sanıkların ve sanıklar müdafiinin ise ısrarla herhangi bir zarar gideriminde bulunmadıklarını beyan ettiklerinin ve sanıkların beyanlarının tanık anlatımları ile de örtüştüğünün anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında teşebbüste kalan hırsızlık suçundan hüküm kurulması gerekirken, aşamalarda çelişki arz eden, sanık ve tanık beyanları ile uyuşmayan şikâyetçi beyanlarına itibar edilerek yazılı şekilde tamamlanmış hırsızlık suçundan hüküm kurulması, 2. Sanıklar ve sanıklar müdafiinin, şikâyetçinin herhangi bir zararını gidermediklerini beyan ettikleri, şikâyetçi tarafından da zarar tazminine ilişkin dosyaya bir belge sunulmadığı anlaşıldığından sanıklar hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerde, şartları oluşmadığı halde 5237 sayılı TCK'nın 168/1. maddesi uyarınca indirim yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan sebeplerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümlerde 5271 sayılı Kanun'un 307/son maddesi uyarınca kazanılmış hakların gözetilmesine, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/3781, K. 2025/14187, T. 08.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-3781-e-2025-14187-k-80dd1e8c42ef