Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/3357 E. 2024/10195 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/3357
- Karar No
- 2024/10195
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme I - Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2019/1322 Esas, 2020/669 Karar sayılı kararının, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 272/3-a maddesi uyarınca, hükmolunan cezanın miktarı ve türüne göre, ilk derece mahkemesi hükmüne karşı istinaf yasa yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı ve ilk derece mahkemesince aynı Kanun'un 276. maddesinde öngörülen kabul edilebilirlik incelemesi yapılmadan yani istinaf dilekçesinin reddine karar verilmeden dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderildiği de gözetilerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince aynı Kanun'un 279. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, incelenmesi istenen kararın bölge adliye mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığını tespit ederek kendisinin “istinaf başvurusunun reddine” karar vermesi ve bu kararın da aynı Kanun'un 279/1-b maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi olması gerekirken, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılarak bölge adliye mahkemesinde kurulan düşme kararı hukukî değerden yoksun ve infaz kabiliyeti bulunmadığından yok hükmünde olmakla, hukuken varlık kazanmayan bu kararın temyiz davasına konu edilebilmesi olanaklı bulunmadığından ve suça sürüklenen çocuğun istinaf başvurusu yönünden bölge adliye mahkemesince bir karar verilmesi mümkün görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının mala zarar verme suçuna yönelik konusu bulunmayan temyiz isteminin aynı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE, II - Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin '”Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır” ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin, suça sürüklenen çocuk ...'ın suçu işlediği tarihten itibaren ilk dava zamanaşımı süresini kesen nedenin yerel mahkemece savunmasının alındığı 24.12.2014 tarihi olduğu, bu tarihten itibaren 4 yıl eklendiğinde olağan dava zamanaşımı süresinin 24.12.2018 tarihinde dolduğu, ancak suça sürüklenen çocuk hakkında İstanbul Anadolu Çocuk Mahkemesince 13.12.2018 tarihinde mahkumiyet kararları verilmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 67/2-d maddesi gereğince dava zamanaşımı süresi kesildiği, kesilme halinde zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayabileceği belirtildiğine göre dava zamanaşımı süresinin 6 yıl olarak hesaplanması gerektiği, bu hesaplanan süreye CMK 231/8-c maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kesinleşme tarihi olan 02.06.2015 tarihi ile denetim süresi içeresinde ikinci suçun işlendiği 29.08.2015 tarihi arasındaki 2 ay 27 gün sürenin eklenmesi gerektiği, buna göre suç tarihi olan 30.12.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak 6 yıl dava zamanaşımı süresi ile 2 ay 27 günlük durma süresi eklendiğinde inceleme tarihi itibarıyla dava zamanaşımı süresinin dolmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede, Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 35, 116/2, 119/1-c ve 31/2. maddelerinde düzenlenen hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçları için öngörülen cezaların üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 6 yıllık dava zamanaşımının, (hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 02.06.2015 tarihi itibarıyla duran zamanaşımının, kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 29.08.2015 günü yeniden işlemeye başladığı belirlenmekle; buna göre oluşan 2 ay 27 günlük durma süresi de dikkate alındığında) suçun işlendiği 30.12.2013 tarihinden karar tarihine kadar dolmadığı gözetilmeden yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle kamu davaların düşürülmesine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi, bununla birlikte belirtilen 6 yıllık zamanaşımının inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Kanun'un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davalarının, aynı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle Tebliğname'ye uygun olarak DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.