Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/27266 E. 2026/7204 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/27266
- Karar No
- 2026/7204
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2740 E., 2023/142 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli,mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, onama
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık,konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "sanığın müsnet suçu işlediğine dair yeterli delilin bulunmadığına, sanık hakkında verilen cezanın fazla olduğuna ve sanığın lehine olan hükümlerin uygulanmadığına"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "cezalandırmaya yeter delil bulunmadığına, sanığın lehine olan hükümlerin uygulanmadığına, sanık hakkında verilen cezanın fazla olduğuna ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2021 tarihli ve 2019/160 Esas, 2021/504 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 13.01.2022 tarihli ve 2021/2350 Esas, 2022/129 Karar sayılı kararı ile “... Sanıkların aşamalardaki savunmalarında katılana ait ikametten hırsızlık eylemini kendilerinin gerçekleştirmediklerini savunmaları ve görüntü kayıtlarının bilirkişi tarafından değerlendirilmesi sonucu sunulan raporda sanıklara ilişkin tespit ve belirlemenin bulunmaması karşısında, öncelikli sanıkların kolluk güçlerince yakalandıklarında araçlarında ele geçen eşyalar arasında katılana ait eşyalar bulunup bulunmadığının, olay ve yakalama tutanağı da dosyaya konularak araştırılması, ayrıca dosya içesinde bulunan ve Whatsapp çıktıları alınmış bir kısım eşyaların fotoğrafları katılana gösterilerek, ikametinden çalınan eşyalar arasında Whatsapp çıktıları olan bu eşyaların bulunup bulunmadığı sorulup, ayrıca sanıkların katılanın ikametinin bulunduğu caddeye park ettikleri iddia olunan ve kiralık olduğu belirtilen aracın kiralama sözleşmesinin onaylı örneği dosyaya konulup, suçun işlenmesi sırasında katılanın ikametinin yakınında park ettiği iddia olunan ... plaka sayılı aracın dosya içeriğindeki araç takip sistemi inceleme tutanağına göre suç saatinde bekleme yaptığı belirtilen Milas ilçesindeki yazılı adreslerin suç mahalli ile konumları araştırılıp, özellikle kolluk araştırma görüntü izleme ve tespit tutanağında gösterilen aracın fotoğraflarda göründüğü mahal ile araç takip sisteminde suç saatinde bulunduğu mahallerin aynı olup olmadığı araştırılıp, gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılıp, suça karıştığı iddia olunan aracın ... plakalı bu araç olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak biçimde belirlenip, sonuç olarak anılan eksiklikler giderilip kanıtlar toplandıktan sonra sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, hükmü etkileyecek bir takım kanıtlar araştırılmadan ve hükümde esas alınan bir takım kanıtlar denetime olanaklı olacak biçimde dosyaya konulmadan hüküm verilmesi ..,” bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 13.01.2022 tarihli ve 2021/2350 Esas, 2022/129 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2022/106 Esas, 2022/365 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek ve temyiz isteminin reddine dair 07.03.2023 tarihli ek kararlar kaldırılarak yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.