Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/25300 E. 2023/8346 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/25300
Karar No
2023/8346
Karar Tarihi

İ T İ R A Z İtirazname No : KD - 2023/102669 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/406 E., 2016/106 K. ŞİKÂYETÇİ : ... ... SUÇ : Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2021/5431 Esas, 2022/17512 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.10.2023 tarihli ve KD -2023/102669 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesi uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245/1. maddesi delaletiyle 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı talebine ilişkindir. II. GEREKÇE 1.Mahkemece sanık hakkında hangi ilamın tekerrüre esas alındığı karar yerinde belirtilmemiş ise de; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108/2. maddesinde yer ... "tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınacak cezanın en ağırından fazla olamaz” hükmü uyarınca önceki hükümlülüklerinden en ağırının tekerrüre esas alınması gerektiği, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarih ve 2012/6-1431 Esas, 2013/18 Karar sayılı kararında da kabul edildiği gibi, sanığın mükerrir olduğunun belirtilmesinin yeterli olduğu, hükümde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmesine gerek bulunmadığı, bu durumun infaz aşamasında gözetilebileceği hususu gözönüne alındığında tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmemesi bakımından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanığın soruşturma aşamasında 20.11.2014 tarihinde savcı huzurunda verdiği savunmasında; şikâyetçinin kredi kartından 1.150,00 TL para çektiğini, şikâyetçinin durumu öğrenmesi üzerine 600,00 TL tutarını çalışmış oldukları şirketteki alacağına karşılık aynı yerde çalışan dayısı ... ...’nun alıp şikâyetçi ... ...’e verdiğini, geri kalanının da annesinin şikâyetçiye verdiğini ifade ettiği, şikâyetçi ... ...'in de soruşturma aşamasında 20.02.2015 tarihinde sanıktan bütün alacağını tahsil ettiğini belirttiği, ancak kovuşturma aşamasında 02.12.2015 tarihinde talimatla alınan beyanında sanığın o ana kadar kendisine hiçbir ödeme yapmadığını ve zararının karşılanmadığını ifade ettiği, sanığın mahkeme huzurunda alınan 22.10.2015 ve 24.12.2015 tarihli savunmalarında, şikâyetçinin zararını karşıladığını bildirdikten sonra 28.12.2015 tarihli dilekçesinde zararı karşılanan kişinin başka şikâyetçi olduğunu, bu dosyadaki şikâyetçinin zararını karşılamadığını, karışıklıktan dolayı yanlış beyanda bulunduğunu belirtiği, yine 15.03.2016 tarihli karar duruşmasında da zararı karşılayacak durumunun olmadığını, zararın karşılanması hususunda tarafına süre verilmesine gerek olmadığını belirttiği, 06.07.2023 tarihli dilekçesinde ise yargılama sırasında zararın giderilmediğini bildiren şikâyetçiye ailesi vasıtası ile ulaştığını, şikâyetçinin 150,00 TL gibi bir alacağı kaldığı için bu şekilde beyanda bulunduğunu belirterek 150,00 TL tutarı ödediğine ilişkin 16.01.2023 tarihli makbuz ibraz ettiğinin anlaşılması karşısında; şikâyetçiden sanığın zararın tamamını ya da bir kısmını giderip gidermediği, gidermiş ise yargılamanın hangi aşamasında giderdiği sorulmak suretiyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilerek ve kısmi ödeme söz konusu ise sanığın 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesindeki indirimden yararlanmasına rızası bulunup bulunmadığı şikâyetçiden sorularak sonucuna göre sanık hakkında aynı Kanun'un 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 3.Sanık hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 245/1, 62. maddeleri gereğince tayin olunan hapis ve 4 ... adlî para cezasından, 4 ... adlî para cezasına ilişkin kısmın aynı Kanun’un 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca günlüğü 20,00 TL’den paraya çevrilmesi sırasında 80,00 TL yerine sehven 5 ... olduğu belirtilerek 100,00 TL adlî para cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 25.10.2022 tarihli ve 2021/5431 Esas, 2022/17512 Karar sayılı düzeltilerek onama ilâmının KALDIRILMASINA, 3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2015/406 Esas, 2016/106 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/25300, K. 2023/8346, T. 05.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-25300-e-2023-8346-k-84f7c03bd7f2