Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/19336 E. 2025/2074 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/19336
Karar No
2025/2074
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/219 E., 2023/84 K. SUÇ: Hırsızlık HÜKÜM: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.05.2016 tarihli ve 2014/13-159 Esas, 2016/257 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesinde tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterler tarafından yapılacağı, noterler tarafından yapılmayan satış ve devirlerin geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Bu durumda trafik siciline kayıtlı araçların mülkiyetinin devrini öngören sözleşmelerin geçerliliği, maddede öngörülen şekil şartlarına uygun şekilde yapılmalarına bağlı olup, geçerlilik koşulu olan bu şekle uyulmaksızın yapılan sözleşmeler geçersiz olduğundan, geçersiz satış sözleşmesi uyarınca taraflar verdiklerini geri isteyebileceklerdir. Geçersiz sözleşmeye dayalı olarak aracı teslim alan geri verme yükümlülüğü altında bulunurken, aracın kayıt maliki de sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca bedeli iade edecektir. Bu durumda, aracın mülkiyeti karşı tarafa geçmeyecek, ortada hukukî bir uyuşmazlık bulunacaktır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; sanığın, suça konu aracı katılana haricen sattığı, yasal olarak aracın devri yapılmamakla birlikte, zilyetliğinin bir süre katılanda bulunduğu, sanığın suç tarihinde, katılan evinin önüne bıraktığı aracı, yedek anahtar ile alıp götürdüğünün anlaşıldığı olayda; suça konu aracın katılana devir işleminin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesinde öngörülen şekil şartlarına uygun yapılmadığı, bu durumda haricen yapılan devir beyanı geçersiz olduğundan mülkiyetin nakli sonucunu doğurmadığı, sanığın suça konu aracı mülkiyet hakkına dayanarak bulunduğu yerden aldığı anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ve eylemin hukukî ihtilaf niteliğinde olduğu anlaşılmakla sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık vasisinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde Daire Üyeleri Sn. ... ve ...'un hükmün onanması yolundaki karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY İnceleme konusu olayda; Kütahya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2023 tarih, 2021/219 Esas, 2023/84 Karar sayılı ilamı ile sanık ... hakkında annesinin üzerine kayıtlı olan ...plakalı aracı 29.000,00 TL karşılığında mağdura satıp 15.000,00 TL’sini nakit olarak aldıktan sonra 20.06.2014 tarihli 14.000,00 TL bedelli olarak düzenledikleri kalan miktarın ödenmesine ilişkin senedin zamanında ödenmemesi üzerine sanığın uhdesinde bulunan yedek anahtarla sattığı aracı mağdurun bıraktığı yerden alıp getirmesi şeklinde gerçekleşen olayı alacağın tahsili amacı ile hırsızlık suçu kabul ederek TCK’nın 144/1-b maddesince cezalandırılmasına karar vermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kararın bu haliyle onanmasına ilişkin tebliğname düzenlemiştir. Çoğunlukla aramızdaki ihtilaf eylemin suç unsuru oluşturup oluşturmadığı, eylem suç ise hangi maddeler uyarınca cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. Çoğunluk karar gerekçesinde aracın karayolları trafik kanununda belirtilen şekilde noterler tarafından devrinin yapılmaması nedeniyle harici satımların geçersiz olduğunu bu nedenle sahibinin satılan aracı her ne suretle olursa olsun alıp getirmesinin suç unsuru taşımayacağını ifade ederek kararın bozulmasına karar vermiştir. Oysa kararda açıkça belirtildiği üzere sanık aracın kayıt maliki değildir. Annesine ait aracı müştekiye satmış ücretin yarısından fazlasını nakit almasına rağmen kalan miktarın ödenmemesi nedeniyle yedek anahtarla aracı alıp geri getirmiştir. Dolayısıyla eylem öncelikle çoğunluğun karar gerekçesinde belirttiği şekilde gerçekleşmemiştir. Sanık kendi üzerine kayıtlı bir aracı bulunduğu yerden alıp getirmemiştir. Annesine ait aracı borcun yarısının ödenmediğini bahane ederek bulunduğu yerden yedek anahtarla alıp getirmiştir. Diğer bir husus; hırsızlık suçlarında korunan hukuki değer zilyetliktir. Velev ki sanık kendisine ait bir aracı haricen satıp zilyetliğini devretmiş olsa dahi kanaatimizce yine hırsızlık suçu oluşacaktır. Zira ortada gerçek bir satış ve fiili bir teslim söz konusudur. Tartışılması gereken diğer husus, eylemin hırsızlık olarak kabul edilmesi halinde TCK’nın 144/1-b maddesine uygun suçu mu yoksa 142/2-d maddesine uygun suçu mu oluşturduğu hususudur. Dairemiz içtihatlarında alacak miktarı belli ise bu miktarın üzerinde olan hırsızlıklarda eylem 144/1-b maddesinin kapsamı dışına çıkar ve normal hırsızlığa dönüşür şeklinde kararlar vermektedir. Olayımızda ise sanık yarısından fazla bir miktarı zaten ödeme olarak aldığını bizzat kendisi ifade etmektedir. Yarısından daha az bir miktar için aracın tamamını yedek anahtarıyla bulunduğu yerden alıp getirmiştir. Bu nedenle eylemin anahtarla hırsızlık suçunu doğrudan oluşturacağı dolayısıyla 142/1-d maddesinden cezalandırılması gerektiği kanaatindeyiz. Sanık borç senedini icraya koymak yerine kendi annesine ait aracı yedek anahtarıyla giderek alıp gelmiştir. Dolayısıyla alacağını hukukun dışına çıkarak ve gerçek alacağından çok daha fazla olarak tahsil etmiştir. Bu davranışı hukuk düzeninin koruması beklenemez. Sanığın bu eylemi nedeniyle cezalandırılması gerekir. Açıklanan gerekçelerle; öncelikle sanığın bizzat kendi üzerinde tescilli olmayan, satışına aracılık ettiği aracı, kendisinde bulunan yedek anahtarla, kalan borç miktarının senedin zamanında ödenmediği gerekçesiyle bulunduğu yerden alıp getirmesi şeklindeki eyleminin hırsızlık suçu olarak kabul edilmesi gerektiği, Alacağı miktar net belliyken buna rağmen hukuki yöntemlerle tahsil yerine alacağından daha fazlasını aldığı için artık lehine olan indirimli hüküm içeren 144/1-b maddesi yerine 142/2-d maddesi uygulanarak cezalandırılması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun beraat düşüncesine muhalefet edilmiştir.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/19336, K. 2025/2074, T. 10.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-19336-e-2025-2074-k-c6c7e81f3182