Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/5499 E. 2025/6422 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/5499
- Karar No
- 2025/6422
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/816 E., 2020/376 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar müdafii tarafından verilen 03.03.2020 havale tarihli temyiz dilekçesinin içeriğine göre sanıklar müdafiinin temyiz isteminin kapsamının sadece hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğu anlaşılmakla, hırsızlık suçundan kurulan hükme hasren yapılan temyiz incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve hükmedilen cezaların türü ve süresine göre sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafiinin temyiz isteminin, sanıkların hırsızlık kastlarının bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığına, katılan tarafından zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığına, zarar tespiti yapılmadığından sanıklardan zararı gidermelerinin beklenemeyeceğine, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanık ...'a zorunlu müdafii atanmış ve müdafii huzurunda savunması alınmış ise de, müdafiinin 12.12.2017 tarihli dilekçe ile vekillikten çekildiği, çekilme sonrası sanığa zorunlu müdafii atanmadan 24.12.2018 tarihli duruşmada mahkûmiyetine karar verildiği ve yargılamanın başından itibaren diğer sanık ...'in müdafii olan Av. ...'ın sanık ...'ın müdafiiliğini Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin 13.02.2020 tarihli kararından sonra 26.02.2020 tarihli vekâletname ile üstlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanık ...'a yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanmış ve müdafii huzurunda savunması alınmış ise de, zorunlu müdafiinin vekillikten çekildiği ve yerine yeniden zorunlu müdafii atanmadan müdafiinin hazır bulunmadığı duruşmada mahkûmiyetine karar verilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması ile sanık savunmalarının birbirini etkilemesi durumu da gözetilerek haklarında verilen mahkûmiyet kararları, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.