Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/5418 E. 2025/1118 K.

Konu: Karşılıksız Yararlanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2022/5418
Karar No
2025/1118
Karar Tarihi
Konu
Karşılıksız Yararlanma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/447 E. 2020/248 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz isteminin; hakkında verilen cezanın haksız olduğu, kurum zararını ödemeye hazır olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 05.07.2012 tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından, 6352 sayılı Kanun'un 84. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesine eklenen 5. fıkra uyarınca, zararın soruşturma tamamlanmadan önce tazmin edilmesi hâlinde kamu davası açılamayacağı, başka bir anlatımla zararın giderilmemesinin dava şartı olduğu dikkate alındığında, soruşturma aşamasında şüpheliye, belirlenen vergili ve cezasız zarar miktarını kamu davası açılmadan önce tamamen tazmin etmesi hâlinde hakkında dava açılmayacağı da hatırlatılarak usulünce bildirimde bulunulup, makul bir süre tanınması ve soruşturma aşamasında zararın tamamen tazmini hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, tamamen tazmin edilmemesi halinde ise dava açılması gerekmektedir. Ancak anılan şekilde soruşturma aşamasında kurum zararı bilirkişiye tespit ettirilmeden ve tespit ettirilse dahi usulünce bildirimde bulunulmadan sanık hakkında dava açılması halinde sanık kovuşturma aşamasında zararı tamamen giderirse, zarar soruşturma aşamasında giderilmiş gibi, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi, ayrıca sanığın 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinin 5. fıkrası hükmünden kaç kez yararlandığının denetimi açısından verilecek kararın 6352 sayılı Kanun'un 103. maddesi ile 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6. maddesine eklenen 2. fıkra uyarınca adli sicilde bunlara mahsus sisteme kaydının sağlanması gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; soruşturma aşamasında bilirkişi raporu alınarak, sanık adına tebligat çıkartılarak ödeme ihtarı yapılmış olduğu, ancak sanığın doğrudan MERNİS adresine tebligat çıkartılması sebebiyle tebligatın usulsüz olduğu, istinaf aşamasında ise yine sanık adına ödeme ihtarı için tebligat çıkartıldığı ancak bu tebligatın da doğrudan MERNİS adresine çıkartılması sebebiyle usulsüz olduğu, buna göre usule uygun bir ihtar ve tebliğ işleminden söz edilemeyeceği, sanığın istinaf mahkemesindeki hüküm duruşmasında kendisine yapılan tebligatların ulaşmadığı, zararı ödemeye hazır olduğunu belirtmesine rağmen sanığa makul süre verilerek zarar giderme imkanı tanınmadan mahkûmiyetine hükmedildiği, buna göre öncelikle bilirkişiden ek rapor alınarak vergili cezasız tutarın belirlenmesi istenilerek, sonrasında sanığa “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması suretiyle usulünce tebliğ ve ihtar işlemi yapılması gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nin 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/5418, K. 2025/1118, T. 23.01.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2022-5418-e-2025-1118-k-cc99e0090134