Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/14165 E. 2025/8764 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/14165
- Karar No
- 2025/8764
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2439 E., 2021/2259 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi uyarınca hükmedilen cezanın türü ve süresine göre reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin; atılı suçun alt sınırı 5 yıl olmasına rağmen soruşturma ve kovuşturma aşamalarında müdafii görevlendirmesi yapılmadığına, atılı suçun üst sınırının 10 yıl olması sebebi ile görevli mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğuna, ek savunma hakkı verilmediğine, kamera görüntülerinin çözümlemesinin usulüne uygun yapılmadığına, çalındığı iddia edilen telefonun değerinin tespit edilmediğine ve TCK'nın 142/2-b maddesine göre verilmesine rağmen hüküm kısmında açıkça adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış hırsızlık suçunu işledi sabit olduğundan şeklindeki ifadenin kullanıldığına yönelik olduğu belirlenerek yapılacak incelemede; 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK’nın 142/2-b, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezaların alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması, müdafii huzurunda savunmasının alınması ve zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Babaeski 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.