Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/13757 E. 2025/10018 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/13757
- Karar No
- 2025/10018
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1610 E., 2021/2066 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesi beraat kararları kaldırılarak mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 20.09.2021 tarihli ve 2020/1610 Esas, 2021/2066 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; I. Sanık Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanunun 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık lehine bilirkişi raporunun ve tanık ifadelerinin esas alınmadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair teşhis tutanağının olmadığına, olay yerinde sanığın parmak izinin bulunmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan İlk Derece Mahkemesi beraat kararı kaldırılarak verilen mahkûmiyet kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında verilen karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, II. Sanık Hakkında Konut Dokunulmazlığının İhlâli Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanunun 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık lehine bilirkişi raporunun ve tanık ifadelerinin esas alınmadığına, sanığın üzerine atılı suçun işlediğine dair teşhis tutanağının olmadığına, olay yerinde sanığın parmak izinin bulunmadığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri reddedilmiştir.Ancak; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, 08.01.2019 tarihli ve 2016/296 Esas 2019/2 Karar sayılı kararında sanık hakkında neticeten konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/1. madddesi gereğince 6 ay hapis cezasına, aynı Kanun'un 119/1-c maddesi gereğince bir kat arttırım yapılarak 12 ay hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan hüküm aleyhine bir istinaf istemi bulunmadığı, sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince tayin olunan 1 yıl 8 ay hapis cezasının, hukuki hatadan ikinci kez faydalanamayacağı gözetilmeden, 5271 sayılı Kanun’un 283/1. maddesi uyarınca kazanılmış hak gereği sonuç olarak 1 yıl hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerekirken, 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına şeklinde karar verilmesi suretiyle kazanılmış hakkın tesbiti sırasında hatalı karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında kurulan hüküm fıkrasından ".... 5271 sayılı Kanun’un 283/1. maddesi gereğince sanığın sonuç cezasının 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesine" cümlesi çıkarılarak yerine ".... 5271 sayılı Kanun’un 283/1. maddesi gereğince sanığın sonuç cezasının 1 yıl hapis cezası üzerinden infazına" cümlesinin eklenmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca usul ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.05.2025 tarihinde Daire Üyesi Sn. ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Konut dokunulmazlığını ihlâl suçundan sanığa verilen sonuç ceza 6 ay olup bu son hükmü sanık müdafii lehe temyize getirdiği, sanığın aleyhine bu suçun temyize getirilmediğinden kazanılmış hak oluşturduğu, artık bu suçtan verilen hükmün aleyhe bozulmasına dair çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.