Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/12115 E. 2025/8022 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/12115
- Karar No
- 2025/8022
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1791 E., 2021/1029 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma
1. Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin incelemesinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 16.04.2021 tarihli ve 2020/1791 Esas, 2021/1029 Karar sayılı kararının Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/1. maddesi uyarınca 3.000,00 TL adlî para cezasına hükmedildiği, sanık müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talepleri üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kaldırılarak sanığın konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan beraatine karar verildiği anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-d maddesi uyarınca, ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve aynı Kanun’un 272/3. maddesi kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, İlk Derece Mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, 2. Sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında, hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu (İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h ve 62. maddeleri gereğince mahkûmiyet kararının verildiği, sanık müdafiinin ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talepleri üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince duruşma açılmaksızın İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında hırsızlık suçundan beraat kararının verildiği anlaşılmakla, hükmün temyizi kabil olduğu), 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin "olay mahallinde elde edilen parmak izlerine ilişkin rapor, sanığın kolluk, sorgu hâkimliği ve mahkemedeki ifadeleri arasında açık çelişkilerin bulunması, soruşturma aşamasında hiçbir halde ismi gündeme gelmeyen tanık ...'ın beyanı ile sanığın ifadeleri arasındaki çelişkilerin varlığı ve sanık hakkında yine hırsızlık suçundan başkaca davalar açılması nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesinin isabetli olmadığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Şikâyetçinin ikametinde uyurken saat 17.30 sıralarında uyandığında çantasının koridorda yerde olduğunu ve içerisinde 330,00 TL paranın alındığını, yatak odasının da karıştırılmış ve bir kısım evraklarının alınmış olduğunu fark ettiği, salon pencere kasası iç kısmından alınan parmak izinin sanığa ait olduğunun tespit edildiği, sanığın soruşturma aşamasında, parmak izinin suça konu evde nasıl çıktığını bilmediği yönünde ifade verdiği, şikâyetçinin oğlu ile olan tanışıklığından ve bahse konu eve ziyaret ve sohbet amacı ile gitmiş olma ihtimalinden bahsetmediği, sorguda da kollukta verdiği beyanından farklı olarak, arkadaşlarının adresi yanlış söylediklerine, daha önce suça konu eve gittiklerine, tartıştıkları için çıktığına, arkadaşı olan ... isimli şahıs ile gittiğine dair savunmada bulunduğu, yine şikâyetçinin oğlu ile tanışıklığından bahsetmediği, kovuşturma aşamasında ise, bu iki beyanından daha farklı olarak, şikâyetçinin oğlu olan ...'ı 3 yıldır tanıdığını ve suça konu eve gece ziyaret amacıyla gittiğini savunduğu, ayrıca bu savunasında da, yanındaki kişi olarak ... isimli kişinin ismini verdiği, yine şikâyetçinin evinde salon kısmında (parmak izinin çıktığı bölüm) oturduklarını söylemesine rağmen, şikâyetçinin oğlu olan ...'ın oturduklarında yanlarında kimsenin olmadığı hâlde, oturma odasında oturduklarını, salonda oturmadıklarını beyan ettiği anlaşılmakla, sanığın çelişki içeren savunmaları, şikâyetçinin ve tanığın beyanları, kolluk tutanakları, Ekspertiz Raporu, oluş ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerne atılı suçun sübut bulduğu anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında verdiği mahkûmiyet hükmünün esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdiren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.