Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/10963 E. 2022/19791 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2022/10963
Karar No
2022/19791
Karar Tarihi

Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/05/2019 tarihli ve 2019/2978 soruşturma, 2019/4521 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Manavgat 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/11/2019 tarihli ve 2019/2638 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 05/07/2022 gün ve 18047/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/10/2022 gün ve 2022/105911 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; 5237 sayılı Kanun'un 163/3. maddesindeki "Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." ve aynı Kanun'un 75/1. maddesindeki "Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili..." şeklindeki düzenlemeler uyarınca, bu suç nedeniyle belirlenen cezanın nev'i ve miktarı gereğince ön ödemenin uygulanamayacağı anlaşılmakla, Dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Başsavcılığınca kaçak kullanıma ilişkin vergili ve cezasız miktarın tespit edilmediği, alınan bilirkişi raporunda vergisiz ve cezasız; vergili ve cezalı şeklinde iki zarar tespiti yapıldığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği, kaldı ki atılı suçun ön ödeme kapsamında olmamasına rağmen vergisiz ve cezasız zarar miktarı üzerinden ön ödeme tebliğinde bulunulmasının kanuni düzenlemelere aykırı olduğu, bu haliyle kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının tespit edilip şüpheliye ödeme yapması için bildirimde bulunulması sonrası, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeksizin, soruşturmanın genişletilmesi yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 5271 sayılı CMK’nın 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığı veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle CMK’nın 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı vererek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir, Cumhuriyet başsavcılığı belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hakimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hakimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir. 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05/07/2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında, 5237 sayılı TCK’nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, şüpheliye miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiğini ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK’nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağını ifade etmek gerekir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada, şüpheli ... hakkında sayaçsız olarak kaçak su kullandığından bahisle tutulan 25/09/2017 tarihli kaçak su tutanağına istinaden yürütülen soruşturma kapsamında, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca aldırılan bilirkişi raporunda, vergisiz borcun 32,34 TL olarak; vergili ve cezalı kaçak bedelinin ise 1262,93 TL olarak belirlendiği, bu şekilde yapılan zarar tespitinin usule aykırı olduğu ve Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca bu bilirkişi raporunda vergisiz borç olarak belirtilen 32,34 TL’nin şüpheli ... tarafından ödenmesi için atılı suç ön ödeme kapsamında da olmamasına karşın şüpheliye ön ödeme önerisinde bulunulması üzerine şüpheli tarafından 32,34 TL’nin Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Manavgat Malmüdürlüğüne ödenmesi üzerine şüpheli hakkında soruşturma tamamlanmadan önce zararın tazmin edildiğinden bahisle TCK’nın 168/5. maddesi gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu karara süresi içinde yapılan itirazın da itiraz merciince reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, şüpheliye miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği, ayrıca atılı suçun ön ödeme kapsamında olmamasına rağmen vergisiz miktar olarak belirtilen miktar üzerinden ön ödeme tebliğinde bulunulmasının da yasal düzenlemelere aykırı olduğu, bu haliyle müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının tespit edilip şüpheliye ödeme yapması için bildirimde bulunulmasından sonra sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmediğinden, itirazın bu yönlerden kabulüyle soruşturmanın anılan hususlarda genişletilmesi kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (MANAVGAT) 2. Sulh Ceza Hakimliğince kesin olarak verilen 14/11/2019 tarihli ve 2019/2638 D. İş sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 28/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/10963, K. 2022/19791, T. 28.11.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2022-10963-e-2022-19791-k-46b9675d15c4