Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/9850 E. 2023/4977 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9850
- Karar No
- 2023/4977
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
... MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/16 E., 2016/488 K. ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.12.2015 tarihli ve 2015/6457 Esas No.lu iddianamesi ile sanık hakkında katılan ...'e haricen sattığı, katılan ...'nin de katılan ...'a haricen sattığı ....plakalı aracı bulunduğu yerden almak şeklindeki eylemi nedeniyle hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır. 2.Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2016/16 Esas, 2016/488 Karar sayılı kararı ile sanığın, hırsızlık suçundan ek savunma verilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53/1. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; katılanların suça konu aracın satıldığını resmi olarak kanıtlayamadıklarına, bu konuda aralarında düzenlenmiş yazılı bir sözleşme de ibraz edemediklerine, yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Sanığın, aracını katılan ...'e haricen satıp, parasını aldığı, katılan ...'nin aracı, diğer katılan ... 'e haricen satıp teslim ettiği, zilyedliği katılan ...'te iken, aracı bulunduğu yerden aldığının ve aracı teslim etmediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir. 2. Sanık üzerine atılı suçlamayı tevil yollu ikrar etmiş, katılanların da soruşturma aşamasında ifadelerinin alındığı tespit edilmiştir. IV. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.05.2016 tarihli ve 2014/13-159 Esas, 2016/257 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesinde tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterler tarafından yapılacağı, noterler tarafından yapılmayan satış ve devirlerin geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Bu durumda trafik siciline kayıtlı araçların mülkiyetinin devrini öngören sözleşmelerin geçerliliği, maddede öngörülen şekil şartlarına uygun şekilde yapılmalarına bağlı olup, geçerlilik koşulu olan bu şekle uyulmaksızın yapılan sözleşmeler geçersiz olduğundan, geçersiz satış sözleşmesi uyarınca taraflar verdiklerini geri isteyebileceklerdir. Geçersiz sözleşmeye dayalı olarak aracı teslim alan geri verme yükümlülüğü altında bulunurken, aracın kayıt maliki de sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca bedeli iade edecektir. Bu durumda, aracın mülkiyeti karşı tarafa geçmeyecek, ortada hukukî bir uyuşmazlık bulunacaktır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; sanığın, suça konu aracı katılan ...'e haricen sattığı, yasal olarak aracın devri yapılmamakla birlikte, zilyetliğinin bir süre katılan ...'te bulunduğu, katılan ...'nin de aracı daha sonra katılan ...'a haricen sattığı, sanığın suç tarihinde, katılan ...'ın yol kenarına bıraktığı aracı, bulunduğu yerden çekici ile alıp götürdüğünün anlaşıldığı olayda; suça konu aracın katılana devir işleminin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesinde öngörülen şekil şartlarına uygun yapılmadığı, bu durumda haricen yapılan devir beyanı geçersiz olduğundan mülkiyetin nakli sonucunu doğurmadığı, sanığın suça konu aracı mülkiyet hakkına dayanarak bulunduğu yerden aldığı anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ve eylemin hukukî ihtilaf niteliğinde olduğu anlaşılmakla sanığın atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aydın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2016/16 Esas, 2016/488 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.