Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/8475 E. 2023/2047 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/8475
- Karar No
- 2023/2047
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/527 E., 2016/506 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 15.09.2014 tarihli ve 2014/3533 numaralı iddianamesiyle sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2.Eskişehir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2014/527 Esas, 2016/506 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 141/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebebi, sanığın suçsuz olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Katılana ait hurda aracın satılmak üzere katılan tarafından ilana çıkarıldığı, aracın tanık E.Ç.'nin işyerinin yanında bulunan etrafı açık alanda bulunduğu, sanığın satın almak maksadıyla katılan ve eşiyle görüştüğü ancak yapılan pazarlık sonucu fiyatta anlaşılamadığı için aracın satılmadığı, tarafların aracın başından ayrılmalarından sonra sanığın aracın bulunduğu açık alana giderek araçta bulunan 4 adet enjektörü sökerek götürdüğü, sanığın eylemden bir gün sonra, 25.03.2014 tarihinde savcılığa başvurarak ilan üzerine ...'e geldiğini ve katılan ile görüştüğünü, katılana 2.500,00 TL kapora verdiğini, öğleden sonra satışın yapılması konusunda anlaştıklarını, katılanın öğleden sonra gelmemesi yüzünden satışın gerçekleşmediğini, katılanın başkalarını da dolandırdığını öğrendiğini, bu yüzden kendisinin de dolandırıldığını düşünerek şikâyetçi olduğunu, enjektörleri ise kendisinin aldığını belirttiği, ancak katılan hakkında dolandırıcılık suçundan dolayı hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ...'ın da sanıktan kapora aldığını inkâr ettiği, sanığın bu iddiasını yasal delillerle ispatlayamadığı mahkemece kabul edilmiştir. 2.Sanık savunmasında suçlamayı kabul etmiş, ancak enjektörleri aracın satışı konusunda anlaştıktan sonra katılana ulaşamaması nedeniyle sinirlendiğinden aldığını beyan etmiştir. IV. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile aynı Kanun'un 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, mahkemenin sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına dayanak olan gerekçesinin yerinde, yeterli ve kanunî olduğu anlaşılmakla, hükümde sanık lehine indirim yapılmamasında hukuka aykırılık bulunmamış, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümününde açıklanan nedenlerle Eskişehir (Kapatılan) 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2014/527 Esas, 2016/506 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.