Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2010/24710 E. 2010/27615 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2010/24710
Karar No
2010/27615
Karar Tarihi

Müessir fiil suçundan sanık ...'un, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/4. maddesi uyarınca 489,00 yeni Türk lirası adlî para, 457/1. maddesi gereğince 1/3 oranında artırım yapılarak 652,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/04/2008 tarihli ve 2006/672 esas, 2008/385 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 21.06.2010 gün ve 2009/7656-41167 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2010 gün ve 2010/160839 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre; 1-01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ile 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun'un 1, 2. maddeleri uyarınca suç tarihi itibariyle temel adlî para cezasının alt ve üst sınırının 450,00 Türk lirası olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesinde, 2-Sanığın eylemi yönünden 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/4, 457/1. maddelerinin uygulanmasının daha lehe olacağı kabul edilerek, anılan madde gereğince seçimlik cezalardan para cezasının asgarî haddinden karar verilmek suretiyle temel ceza 489 yeni Türk lirası adlî para cezası olarak belirlenmiş ise de, para cezasının seçimi hâlinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2-3-a. maddesinin sanık lehine olacağının dikkate alınmamasında, 3-5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca, hükmolunan ceza miktarının iki yıl hapis cezasını veya adlî para cezasını içermesi ve işlenen suçun da inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması durumunda, Türk Ceza Kanunu ve özel kanunlardaki istisnalar dışında kalan diğer suçlar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin olanaklı olduğu, anılan maddedeki kararın verilebilmesi için aranan 6. fıkranın (c) bendindeki zararın giderilmesi koşulunun ise, yalnızca zarar suçları bakımından uygulama yeteneğinin bulunduğu cihetle, sanığın adlî sicil T.C. YARGITAY 2. Ceza Dairesi TÜRK MİLLETİ ADINA Y A R G I T A Y İ L A M I kaydındaki ilâmların adlî sicilden silinme koşulları oluşması ve ortada herhangi bir zararın bulunmaması karşısında 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanması için gerekli şartların mevcut olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde; İsabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1-(2) no'lu yasa yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede; 765 sayılı Yasanın lehe olduğu kabul edilerek kurulan hükmün gerekçesinde, 5237 sayılı Yasanın uygulanması halinde, takdirin ne şekilde kullanılacağı açıklanıp, bulunan sonuç cezanın aleyhe olacağının değerlendirilmesi karşısında, 5237 sayılı Yasanın lehe olduğu yönündeki yerinde görülmeyen (2) no'lu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 2- (3) no'lu kanun yararına bozma istemi yönünden incelemede; 5271 sayılı Yasanın 231.maddesinin 6.fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi ve mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması şeklinde üç bent halinde düzenlenen koşulların varlığı aranmakla birlikte, anılan maddenin 5.bendinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği belirtilerek, bu husus hakimin takdirine bırakılmış olmakla, tüm yasal koşulların varlığı halinde dahi mahkemece takdirin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı yönünde kullanılması mümkün olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması zorunluluğu bulunmamaktadır. T.C. YARGITAY 2. Ceza Dairesi TÜRK MİLLETİ ADINA Y A R G I T A Y İ L A M I Kabul edip etmemek mahkemenin takdirine bağlı hususlar hakkında karar verilirken, gösterilen gerekçenin yasal olmamasının, olağan yasa yoluyla denetlenebileceğinde ve bozma sebebi oluşturacağında tereddüt yoktur. Ancak; olağanüstü yasa yolu olan kanun yararına bozma yasa yoluna, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı başvurulabilmesi nedeniyle, kesin hükmün otoritesinin zedelenmemesi gerektiğinden, hukuka aykırılıkların ciddi boyutlara ulaşması yanında, hakimin takdir yetkisi kapsamına giren hususlar ile takdirin hatalı kullanılması, gösterilen gerekçenin yasal olmaması ile ilgili hukuka aykırılıklar yönünden kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulması mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.1985 gün, 453/201 sayılı kararı da bu yöndedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 19.02.2008 gün, 2008/5-19, 2008/31 sayılı kararında vurgulandığı üzere, yasa yararına bozma yöntemi, karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesini ve ülke genelinde uygulama birliğine ulaşılmasını sağlama amacıyla, olağanüstü bir denetim muhakemesi yolu olup, gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu, gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle dar kapsamlıdır. Her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Nitekim, yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hakimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar, sadece olağan bir denetim yolu olan temyiz incelemesi sırasında dikkate alınabilecek hukuka aykırılıklardandır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, tüm yasal koşulların varlığı halinde dahi hakimin takdirine bağlı bulunmakla, gösterilen gerekçenin yasal olmaması, kesin hükmün otoritesini ortadan kaldırmaya yeterli nitelikte esaslı ve ciddi bir usuli hata olarak kabul edilemeyeceğinden, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen, sabıkalı olmasına ilişkin gerekçeye yönelik kanun yararına bozma isteminin yerinde olmadığı sonucuna varılmakla, (...) 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 15.04.2008 gün ve T.C. YARGITAY 2. Ceza Dairesi TÜRK MİLLETİ ADINA Y A R G I T A Y İ L A M I 2006/672, 2008/385 sayılı kararına yönelik (3) no'lu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 3- (1) no'lu kanun yararına bozma istemine gelince; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 Sayılı Kanunun 5/2 maddesi ve 5237 Sayılı TCK.nun 7.maddesi ile 5083 sayılı kanunun 1 ve 2.maddesi uyarınca suç tarihi itibariyle temel adli para cezasının alt ve üst sınırının 450,00 TL olduğu gözetilmeyip, 489,00TL. olarak fazla adli para cezasına hükmolunması nedeniyle (1) no'lu kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (...) 2.Sulh Ceza Mahkemesi'nden verilip kesinleşen 15.04.2008 gün ve 2006/672, 2008/385 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, sanığın, kasten yaralama suçundan eylemine uyan 765 sayılı TCK.'nın 456/4.maddesi uyarınca mahkemenin takdiri gözetilerek, 450,00TL.Adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 457/1.maddesi uyarınca yapılan artırım sonucu bulunan adli para cezasının 600,00TL.adli para cezasına indirilmesine, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 06.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2010/24710, K. 2010/27615, T. 06.10.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2010-24710-e-2010-27615-k-63242b9f58cf