Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2009/7564 E. 2010/8684 K. – Kasten Yaralama
Konu: Kasten Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/7564
- Karar No
- 2010/8684
- Karar Tarihi
- Konu
- Kasten Yaralama
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten yaralama HÜKÜM : MAHKUMİYET Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün; 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK’nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından katılan vekilinin bu sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE, Sanık ...’ın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Dosya içeriğine göre, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak: 1)-Esaslı işlemlerin yapıldığı 27.03.2007 tarihli duruşma tutanağının 1. sayfasının zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesine aykırı davranılması , 2)-5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin 3.fıkrasında “tekerrür halinde sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezasıyla adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunacağı” ve aynı Kanunun 50.maddesinin 2.fıkrasında ise, “suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde hapis cezasına hükmedilmişse bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği” düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında mükerrir olması nedeniyle uygulanan maddede seçenek olarak öngörülen yaptırımlardan hakimin tercih hakkı bulunmadığından zorunlu olarak hapis cezasına hükmedilmesi karşısında, bu cezanın koşulların bulunması durumunda aynı Kanun’un 50/1.maddesinde yazılı seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak; 5237 sayılı TCK’nun 50/2. maddesine göre, uygulanan maddede hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörülmesi ve zorunluluk olmaksızın hapis cezasının mahkemece tercih edilmesi halinde bu durumda artık hapis cezası adli para cezasına çevrilemeyecektir. Açıklanan nedenlerle, somut olayda seçenekli cezalardan kısa süreli hapis cezasına tekerrür nedeniyle zorunlu olarak hükmedilmesi gerektiğinden, bu cezanın yasada aranan diğer koşullar bulunduğunda adli para cezası ya da önlemlerden birine çevrilmesine yasal bir engel bulunmadığı halde, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nun 50/2. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi, 3)-Sanığın Isparta Ağır Ceza Mahkemesince adam öldürmeye teşebbüs suçundan verilen hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin mahkumiyetinin adli sicilden çıkarılma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, adli sicilden çıkarılma koşulları gerçekleşmiş ise, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlığının değerlendirildiği gerekçe gösterilerek cezasının ertelenmesine yer olup olmadığına karar verilmesi gerekirken bu hususları içeren yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeden cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi, 4)-Sanığın adli sicil kaydında gösterilen ve tekerrüre esas olabilecek mahkumiyetlerinden en ağırı olan Eğirdir Sulh Ceza Mahkemesi’nin 15.01.2002 tarih, 2001/150 esas ve 2002/5 karar sayılı mahkumiyetinin tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden bu mahkumiyeti ile birlikte aynı mahkemenin 15.01.2002 tarih, 2001/159 esas ve 2002/6 karar sayılı mahkumiyetinin de tekerrüre esas alındığının belirtilmesi, 5)-5237 Sayılı TCK.nun 53/1-c maddesinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca koşullu salıverme tarihine kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi, 6)-Katılan lehine hükmolunan vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak alınmasına karar verilmesi gerekirken müteselsilen alınmasına karar verilmesi, 7)-Sanıklara sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilmesi gerekirken müteselsilen alınmasına karar verilerek 5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 22/03/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.